Takip Edin

SAĞLIK

4 yaşında 70 kiloya ulaşan Yağız, yardım bekliyor

Yayınlanma tarihi

-

Yaprak KOÇER- Hüseyin KALAY/SAMSUN, (DHA) – SAMSUN’da, ‘Leptin hormonu eksikliği’ tanısı konulan 4 yaşındaki Yağız Bekte, hastalığı nedeniyle hızla kilo alıyor. 4 yaşında 70 kiloya ulaşan çocuklarının ABD’de hastalığın tedavisi için uygulanan yöntemi denemek isteyen aile, bu ülkeye gidebilmek için yardım bekliyor.
Tekkeköy ilçesinde Sevda (29) ve Sedat Bekte (35) çiftinin çocukları Yağız, ‘leptin hormonu eksikliği’ hastalığı tedavisi görüyor. Hastalığı nedeniyle kullandığı ilaçların yan etkisiyle kilo alan çocuk 70 kiloya ulaştı. Aşırı kilosu nedeniyle çeşitli sağlık sorunları da yaşayan Yağız, geceleri solunum cihazına bağlı olarak uyuyabiliyor. ABD’de hastalığın tedavisi için uygulanan yöntemi denemek isteyen aile, bu ülkeye gidebilmek için yardım bekliyor.
Sedat Bekte, oğlunun yurt dışında tedavi edilmesi için ilgili sağlık kuruluna 3 defa başvuruda bulunduklarını ancak hiç bir sonuç alamadıklarını söyleyerek “Devletimizin ilacı karşılamasının ardından tedavinin ilk 6 ayda kullandığımız ilaçtan olumlu sonuçlar elde ettik. Daha sonra ise son 6 ayda vücut ilaca bağışıklık oluşturdu ve ilaca yanıt vermemeye başladı. Vücut ilaca karşı direnç göstermeye başladı. Biz de bunun üzerine yeni bir tedavi sürecinin olup olmadığını araştırdık. Daha sonra Amerika’da bir tedavi yönteminin olduğunu öğrendik ve bizde başvurduk. Ancak ilaç henüz deneme aşamasında olduğu için Türkiye’de yasal değil. İlaç yasal olmadığı için ilacı alıp kullanamıyoruz. Eğer gidebilirsek oğlumuz Amerika’da tedavi görecek. Oradaki tedavi süreci yaklaşık 4 ay sürecek. Oradaki tedaviye oğlumuz olumlu sonuç verirse kullandığımız ilacı burada devam etmemiz gerekiyor. Ben bir işçiyim ve devletimizin desteği olmadan bu tedaviyi karşılama şansım yok. Yasal prosedürler var aşmaya çalışıyoruz ama tıkandık diyebiliriz. Devlet büyüklerimizden yardım istiyoruz” dedi.
‘BEN 75, OĞLUM 70 KİLO’
Kendisinin 75 kilo oğlunun ise 70 kilo olduğunu söyleyen Bekte, “4 yaşında bir çocuk ama 70 kilo. Geceleri uyurken solunum sıkıntıları yaşıyor ve oksijen cihazına bağlı uyuyabiliyor. Biz sürekli yoğun bakıma gitmek zorunda kalıyoruz. Ben tek başıma kucağıma zor alabiliyorum. Annesi oğlunu kucağına alamıyor bile, taşıyamıyor. İhtiyacımız olan ilacın henüz deneme aşamasında olduğunu biliyoruz ancak bizim de başka çaremiz kalmadı.  Yağız’ın durumu her geçen gün daha kötüye gidiyor” diye konuştu.
‘BAŞKA ŞANSIMIZ YOK’
Anne Sevda Bekte ise oğlunun nefes almakta bile artık zorlandığını söyleyerek “Solunum cihazı olmadan uyuyamıyor hatta gün içerisinde de kullanması gerekiyor. Bizim son çaremiz deneme aşamasında olan bu ilacı kullanmak. Oğlumuzun durumu her gün daha kötüye gidiyor. Babası olmadan gün içerisinde hiçbir şey yapamıyoruz. Ben bir an önce çocuğumun sağlığına kavuşması istiyorum. Kullanmamız gereken ilaç deneme aşamasında olduğu için yasal prosedürleri aşamıyoruz. Bu ilaçtan başka şuan Yağız için başka bir tedavi yolu bile yok. İlaç deneme aşamasında biliyoruz ama başka hiç bir şansımız kalmadı. Oğlumuz için yardım bekliyoruz. O sadece 4 yaşında bir çocuk ancak kıyafet bulmakta bile zorlanıyoruz. Çocuk kıyafetleri değil büyüklere göre kıyafetleri alıp giydiriyorum. Yada ona özel olarak diktiriyoruz” diye konuştu.

FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK

Erkekler kadınlardan daha fazla ağız kokusu sorunu yaşıyor

Yayınlanma tarihi

-

Selma KARA/KAYSERİ, (DHA) – DİŞ hekimi Göknur Öztürk, erkeklerin kadınlara göre ağız bakımına daha az dikkat etmesi nedeniyle daha fazla ağız kokusu problemi yaşadığını söyledi.
Uzman Diş Hastanesi Diş Hekimi Göknur Öztürk, ağız kokusunu; ağız içindeki bakterilerin oluşturduğu uçucu sülfür bileşiklerine bağlı olarak oluşan ve ağız ile burundan gelen kötü koku olarak tanımladı. Erkeklerin kadınlara oranla daha fazla ağız kokusu sorunu yaşadığını belirten Öztürk, “Erkekler ağız bakımına daha az dikkat ederken, kadınların sosyal hayatta daha dikkatli olması ve kişisel hijyenlerine daha fazla dikkat etmesi nedeniyle ağız kokusu erkeklerde daha sık görülmektedir” dedi. Öztürk, ağız kokusunun güvensizlik ve sosyal yalıtım problemlerine neden olduğunun altını çizdi.
‘FIRÇALAMAK YETERLİ DEĞİL’
Ağız kokusu oluşum nedenlerini, solunum yolları enfeksiyonları, mide problemleri ve ağız kaynaklı sorunlar olarak sıralayan Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Maalesef sadece fırçalamak yeterli olmuyor. Fırçalamaya ek olarak diş ipi, gargara ve dil yüzeyi temizleyicisi kullanımı da gerekli. Bunlar dışında ayrıca ağız içindeki protez ve dolguları da değerlendiriyoruz. Taşkın yapılmış ve kenar uyumları uyumsuz bir dolgu varsa, çok fazla plak ve tartar tuttuğu için bu da ağız kokusuna neden oluyor. Protezleri yanlış kullanma durumunda da ağız kokusu meydana geliyor. Örneğin hastamız eğer takıp çıkarılan protezlerin düzenli olarak bakımını ve temizliğini yapmıyor ise bu durumlarda ağız kokusu görülüyor. Bu durumlarda hastalarımıza bakımla ilgili bilgi veriyoruz.”
‘AĞIZ HİJYENİ VE PROFESYONEL DİŞ TEMİZLİĞİ’
Öztürk, gargaraya alternatif olarak kullanılan tuzlu su, sirkeli su, karbonat ve kekikli suyun da hekim kontrolü dışında kullanılmaması gerektiğine dikkat çekti. Söz konusu alternatiflerin yanlış kullanımlarda dişlere zarar verebileceğini kaydeden Öztürk, “Örneğin sağlıklı bir diş dokusuna düzenli olarak karbonatla gargara yapan bir bireyde bir süre sonra diş dokusunda incelme, hassasiyet, lekelenme sorunları görülecektir. Bu alternatifler asla kullanılamaz demiyoruz; ama bizim önerilerimiz ve takibimizle yapılabildiği bazı durumlar olduğunu söylüyoruz. O nedenle önceliğimiz bir uzman tarafından değerlendirilmek kaydıyla, ağız hijyeni ve profesyonel diş temizliğinin sağlanması” ifadelerini kullandı.
FOTOĞRAFLI
 

Devamını oku

SAĞLIK

‘Acillik durumunuz yok’ denilerek ambulansa alınmayan hasta, ölümden döndü

Yayınlanma tarihi

-

Selçuk BAŞAR- Aleyna KESKİN/YOMRA (Trabzon), (DHA) – TRABZON’un Yomra ilçesinde, şiddetli göğüs ağrısıyla fenalaşan Cihani Rıza Üzülmez (46), çağrılan sağlık ekiplerince ‘acillik durumunuz yok, polikliniğine başvurun’ denilerek ambulanstan indirildi. Aradan geçen 3 dakika sonra yeniden fenalaşan Üzülmez, bu sefer aynı sağlık ekibi tarafından hastaneye kaldırıldı. Akciğerindeki zarda yırtılma olduğu tespit edilen Üzülmez’in şikayeti üzerine sağlık görevlileri hakkında idari soruşturma başlatıldı.
Sancak Mahallesi’nde oturan Cihani Rıza Üzülmez, 4 Aralık günü sabah saatlerinde şiddetli göğüs ağrısıyla fenalaştı. Eşinin rahatsızlandığını fark eden Zeynep Üzülmez (35), 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. İhbar üzerine gelen sağlık ekipleri, evin önünde kendilerini bekleyen Cihani Rıza Üzülmez’e ambulansta ilk müdahalede bulundu. Sağlık ekipleri iddiaya göre, ‘acil bir durumunuz yok, polikliniğe başvurmalısınız’ diyerek Cihani Rıza Üzülmez’i ambulanstan indirdi. Bunun üzerine Üzülmez çifti, kendi imkânlarıyla hastaneye gitmek için yola çıktı. Yolda yürüdüğü sırada rahatsızlığı nüksedip, fenalaşan Cihani Rıza Üzülmez, bir anda yere yığıldı.
YENİDEN FENALAŞTI
Eşi Zeynep Üzülmez, yeniden telefona sarılarak 112 Acil Servisi’nden yardım talep etti. Bunun üzerine ihbar noktasına en yakın olan ve daha önce adrese gelip, çifti hastaneye getirmeyen ambulans ekibi yönlendirildi. Rıza Üzülmez, ikinci müdahalesinin ardından Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanedeki kontrollerde Üzülmez’in akciğerindeki zarda yırtılma olduğu tespit edildi. Doktorların müdahalede bulunduğu Üzülmez, Göğüs Cerrahi Servisi’ne kaldırılarak tedaviye alındı.
Hasta yakınlarının şikâyeti üzerine sağlık görevlileri hakkında idari soruşturma başlatıldı.
‘ERKEN GELMESEK ÖLECEKTİM’
Hastanede tedavisi süren Cihani Rıza Üzülmez, sağlık ekiplerinin tavrı karşısında şaşkına döndüklerini belirterek, “Sabah kalbimin hızla çarptığını ve nefes alamadığımı hissettim. Eşime ayakta duramadığımı söyledim. Eşim 112’yi arayarak ambulans istedi. Evimizin önüne indim ve ambulans geldi. Bana ‘değerlerin normal gözüküyor, Acillik bir durumunuz yok. Polikinliğe başvurun’ diyerek ambulanstan indirdiler. Aradan 3 dakika geçti yürümeye çalıştım. Bulunduğum yere çöktüm kaldım. Eşim tekrardan acil servisi aradı. Bize farklı bir ambulansın gelmesini talep etti. Yakında başka ambulans olmadığı için aynı ambulansı gönderdiler. Bizi Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirdiler. Doktor bana ‘İyi ki erken geldin, yoksa ölecektin’ dedi. Belki de erken gelmesek ölecektim. Akciğerimdeki zarda yırtılma olmuş. Yetkililerden rica ediyorum; böyle cahil insanları istemiyoruz. Benim başıma geldi başkalarının başına gelmesin” dedi.
‘ACİLLİK BİR DURUMUNUZ YOK’ DİYEREK İNDİRDİLER’
Yaşananları anlatan Zeynep Üzülmez de eşinin ikinci fenalaşmasında çok korktuğunu anlatarak, “O sabah, fenalaşan eşim için ambulans istedim. Birkaç dakika sonra geldiler ve eşimi ambulansa bindirdiler. İlk muayenenin ardından bize ‘Sizin acillik bir durumunuz yok, polikliniğe gitmelisini’ dediler. Ben de ‘Acil olmazsa sizi çağırmazdık’ diye tepki gösterdim. ‘Bizim yapabilecek bir şeyimiz yok’ deyip bizi ambulanstan indirip gittiler. Biz de kendi imkânlarımızla gitmek istedik. Yolda yürürken eşim yine fenalaşarak yere yığılıp kaldı. Tekrar 112’yi aradım aynı ambulans geldi. Gelen ambulans bizi acil olarak değil de normal hasta gibi taşıdı. Eşimin fenalaştığını görünce çok kortum. Doktor bana ‘Tam zamanında geldiniz, biraz daha geç gelseydiniz eşinizi kaybedebilirsiniz’ dedi. Sağlıkta ilerledik ama insanlık olarak ilerleyemedik. Şikâyetçi olduk” diye konuştu.
TUTANAK TUTULUP, İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Hakan Usta, bahse konu sağlık personeline yönelik iddialarla ilgili gerekli tutanakların tutulup, haklarında idari soruşturma başlatıldığını belirtti.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

SAĞLIK

‘Kısırlık ve tüp bebek tedavilerinde aldatmaca’ uyarısı

Yayınlanma tarihi

-

Özlem YURTÇU KARABULUT- Hüseyin ÇAKMAK/İSTANBUL, (DHA) – ÜREME Sağlığı ve İnfertilite Derneği Başkanı Ali Zeki Işık, kısırlık ve tüp bebek tedavileri konularında halkı aldatıcı reklamlar, bilimselliği kanıtlanmamış yöntemler ve sağlığı tehlikeye atan uygulamalar ile ilgili hukuki süreç başlatacaklarını söyledi. Işık, “Etkinliği kanıtlanmamış tedavi yöntemlerini, kanıtlanmış gibi mucizevi şekilde göstererek, insanların ümitleriyle oynuyorlar. Hatta zarar verebilecek tedavi yöntemleri bile savunuluyor” dedi.
Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Zeki Işık, kısırlık ve tüp bebek tedavileri konularının, gerek sosyal medyada gerek yayın organlarında sömürüldüğünü kaydetti. Prof. Dr. Işık, “Biz bilimin karşısında değiliz bilim derneğiyiz zaten. Bilimsel yayınları her zaman destekliyoruz. Bazı deney aşamasındaki yöntemlerin önümüzdeki dönemlerde faydalı olabileceğini söyleyebiliriz; ama bunun rutin tedaviymiş gibi hastalara sunulması sakıncalı. Hastaya, bunun deneysel tedavi olduğu ve bu tedavinin faydalı olabileceği gibi hiçbir faydasının olmayabileceği hatta zarar verebileceği dahi söylenmeli. Bizim alanımızda hiç çocuğu olmayan çifte hiçbir tedavi vermezseniz bile 1 yılın sonunda belli kısmı kendiliğinden gebe kalır. İşte bu gruba siz elma da yedirseniz ‘Okudum, üfledim’ deseniz ona inanır. İnsanları aldatıyorlar” diye konuştu.
‘KISIRLIĞA SON, LAFINI DUYDUNUZ MU KAÇIN’
Etkinliği kanıtlanmamış tedavi yöntemlerinin, kanıtlanmış gibi gösterildiğini dile getiren Prof. Dr. Işık, “İnsanların ümitleriyle oynuyorlar hatta zarar verebilecek tedavi yöntemleri bile savunuluyor. ‘Kısırlığa son’ lafını duydunuz mu, kaçacaksınız oradan. Böyle bir şey yok çünkü. Kimini doktor kisvesi altında, kimini bilim adamı, kimini fitoterapist adı altında sunuyorsunuz. Şu an halen çalışma aşamasında olan PRP, kök hücre, ROSİ denen öncül hücrelerle enjeksiyonlar, gebelik aşısı, birtakım serum lipit vs otoimmün hastalıklarda kullanılan bazı ilaçların düşüklerde veya tekrarlayan başarısızlıklarda kullanılması gibi. Bunların hepsi çalışma aşamasında olan şeyler. Bunlarla ilgili ufak tefek vaka serilerinden başka hiçbir şey yok elimizde ve bunlar çatır çatır para karşılığı hastalara uygulanıyor. Bu yöntemler belki gelecekte kısırlık tedavisinde yer bulabilir ama şu an hepsi deneme aşamasında” dedi.
‘BİTKİSEL ÜRÜN’ TEHLİKESİ
Diğer tehlikeli konunun da ‘bitkisel ürün’ diye sunulan preparat (hazır ilaç) olduğunu anlatan Prof. Dr. Işık, şunları söyledi: 
“Bu alanda 30 yıldır çalışıyorum. Bitkisel ürünlerin bizim hastalarımız arasında kontrollü yapılmış çalışmaları yok. İçerikleriyle ilgili hiçbir çalışma yok. Hangi dozda, hangi bitkinin hangi bitkiyle karıştırılıp verildiğinde ne etki yapacağına dair kulaktan dolma bilgiler dışında bilgi yok. Aktarlara gidiyorsunuz size resmen paket çıkarıyorlar, dünyanın parasına bunu size satıyorlar. ‘Civanperçemi kaynatın’ deniyor, soğan suyu kullanılıyor, bunlar da nispeten zararsız olanlar. Bir de yurt dışından getirildiği iddia edilen bir sürü bitki var. Piyasada bu bitkilerden elde edildiği düşünülen bir sürü tablet halinde sanki ilaçmış gibi satılan supplement dediğimiz destek tedavileri var. Bunlar da hiçbir kontrole tabi değil. Kalkıp, bunları kaynatıp kaynatıp içiyorsunuz. Böbreğe, karaciğere yüklenebilirsiniz. Alerjik reaksiyon olabilir, enflamasyon başlatabilirsiniz, bağırsaklarınıza zarar verebilir hatta kanamalara neden olabilir. Bunların bir kısmının içinde antiagreganlar dediğimiz kanamaya yol açacak maddeler var.”
‘BİLGİ KİRLİLİĞİ VAR’
Prof. Dr. Işık, kısırlık ve tüp bebek tedavileri konularında halkı aldatıcı reklamlar, bilimselliği kanıtlanmamış yöntemler ve sağlığı tehlikeye atan uygulamalar ile ilgili hukuki süreç başlatacaklarını söyledi. Bilgi kirliliğine de dikkat çeken Işık, “Kime uyguladığını, ne yaptığını bilmeyen furya var. Hem meslektaşlarımızın hem bu alandaki bütün profesyonellerin hem de halkımızın bunlardan haberdar olması lazım. Çok ciddi bilgi kirliliği var ve maalesef çocuk sahibi olmak isteyen insanların ümitleriyle oynanıyor” dedi. 

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Popüler Başlıklar