Takip Edin

SAĞLIK

73 yaşındaki anne, böbreğiyle kızına can verdi

Yayınlanma tarihi

-

Erol AKKIR/ANTALYA, (DHA)- BURDUR’un Gölhisar ilçesinde böbrek yetmezliği nedeniyle 7 ay diyaliz tedavisi gören Ernur Gölhisarlı’nın (53), organ nakli için sıra beklediğini öğrenen annesi Naciye Teke (73), canlı verici oldu. Gölhisarlı, annesinden alınan böbreğin nakledilmesiyle sağlığına kavuştu.
Gölhisar ilçesinde oturan evli ve 3 çocuk annesi Ernur Gölhisarlı, 8 ay önce şiddetli karın ağrısı ve baş dönmesi şikayetleriyle Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkikler sonunda Gölhisarlı’ya kronik böbrek rahatsızlığı teşhisi konuldu. Gölhisar ilçesinde özel bir merkezde 7 ay hemodiyalize giren Ernur Gölhisarlı, 2 ay önce Antalya Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi Organ Nakli Merkezi’ne başvurdu. Burada yeniden muayene olan Ernur Gölhisarlı, organ nakli için Sağlık Bakanlığı Organ Bekleme Listesi’ne kayıt yaptırdı.
‘ANNE VERİCİ OLDU’
Kızının yaşadığı acıyı gören, organ bekleme listesinde de sıra beklediğini öğrenen annesi Naciye Teke, canlı verici olacağını söyledi. Naciye Teke ve kızı Ernur Gölhisarlı, aldıkları kararı AÜ Organ Nakli Merkezi Koordinasyon Sorumlusu Öğr. Gör. Nilgün Bilal ile paylaştı. Anne ve kızı, koordinatörler tarafından bilgilendirildi. Kan ve doku uyum testleri sonunda böbrek nakli yapılmasına karar verildi. Naciye Teke’den alınan böbrek, 4 saat süren operasyonla kızı Ernur Gölhisarlı’ya nakledildi. Gölhisarlı, annesinin bağışladığı böbrekle yeniden sağlığına kavuştu.
EŞİ SAĞLIK NEDENİYLE BAĞIŞÇI OLAMADI
Ernur Gölhisarlı’nın 7 aydır diyalize girdiğini belirten AÜ Hastanesi Başhekimi ve Organ Nakli Merkez Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı, “Naciye Teke, kızının yaşadığı bu acı tabloya dayanamadı. Kızına böbreğini vermeyi tercih etti. Hastamızın eşi Ali Gölhisarlı da verici olmak istedi, fakat tansiyon ve şeker hastalığı nedeniyle bu mümkün olmadı. Kısa süren test sürecinin ardından konsey olarak anneden kızına böbrek nakline karar verdik. Operasyonu başarılı geçti, bir sorun yok” dedi.
8 ÇOCUK, 20 TORUN SAHİBİ
Kızının böbrek rahatsızlığının yaklaşık 8 ay önce ortaya çıktığını söyleyen 8 çocuk ve 20 torun sahibi Naciye Teke, ise şöyle konuştu:
“Kızım bir süre diyalize girdi. Kızımın bu durumunu gördüğüm ve üzüldüğüm için bu süreci uzatmak istemedim. Böbreğimi gözümü hiç kırpmadan kızıma vermek için karar verdim. Herkesi böyle fedakarlıkta bulunmaya davet ediyorum. Şu anda kızım sağlığına kavuştu. Çok iyiyiz, Kızıma böbreğimi verdiğim için çok huzurlu ve mutluyum.”
DİYALİZ SÜRECİ ÇOK ZORDU
Annesinden aldığı böbrekle yeniden yaşama tutunan ev kadını Ernur Gölhisarlı ise çok mutlu olduğunu söyledi. 7 aylık diyaliz sürecinin çok zor geçtiğini anlatan Gölhisarlı, “Diyalize girmek kolay değil. Haftanın 3 günü tüm gün diyalize girerek vücudunuz halsiz kalıyor. Aileniz ve çevrenizle ilgilenemiyorsunuz. Kısa sürede bu zor zamanı çok şükür annemin sayesinde ve doktorlarımızın başarılı operasyonu ile başardık. Ameliyattan sağlıklı olarak çıktık” dedi.

FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK

Yüzünde dev ben olan Nazlı, AÜ Hastanesi’nde tedavi olacak

Yayınlanma tarihi

-

Erol AKKIR/ANTALYA, (DHA) – HATAY’da, yüzünün yarısını kaplayan ‘ben’ ile dünyaya gelen Nazlı Erdem (11), Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Plastik Rekonstrüktif Estetik ve Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlenen Özkan tarafından tedavi edilecek.
Hatay’da, yüzünde dev ben ile dünyaya gelen Nazlı Erdem’i, babası Murat Erdem 3-4 aylıkken doktora götürdü. Muayene eden doktorlar, Nazlı’nın çok küçük olduğunu, biraz büyüdükten sonra konunun uzmanı doktorlar tarafından müdahale edilmesi gerektiğini söyled. Nazlı Erdem’i 11 yaşına geldiğinde muayene eden doktorları ise ilerde farklı hastalıklara yakalanma riskini ortadan kaldırmak için yüzünün sol yanındaki ‘ben’den kurtulması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine baba Murat Erdem, kızını muayene için Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne getirdi.
BEN TAMAMEN ÇIKARILACAK
Hastanedeki odasında küçük kızı muayene eden Prof. Dr. Özlenen Özkan, Nazlı’nın durumuna ilişkin açıklama yaptı. Prof. Dr. Özkan, “Nazlı’nın sol yanağındaki dev kıllı beni tamamen çıkartacağız. Derinliğine göre yine ne yapacağımıza karar vereceğiz. Buradaki en uygun birkaç alternatiften birini uygulayacağız. Bunlardan biri deri yaması koymak olabilir. Fakat deri yaması ağız köşesini ve gözlerini aşağı çekebilir, çok hoş bir görüntü olmayabilir. O açıdan bir balon koyup, o balonu istediğimiz boyuta getirinceye kadar şişirip, daha sonra da şişirdiğimiz dokuyu mikrocerrahi yöntemiyle oraya nakletmeyi planlıyoruz” dedi.
KENDİ VÜCUDUNDAN DOKU ELDE EDİLECEK
Yüze yapılacak yamanın bacak ya da sırt bölgesinden alınabileceğini söyleyen Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Fakat bunun bir sakıncası olabilir. Çünkü bunun ne kadar aşağı indiğini bilmiyoruz. Bunu da ameliyat sırasında öğreneceğiz. Kasa kadar mı iniyor, kasından aşağısında mı? Çünkü kalınlıkları değişebiliyor, bunu öngöremiyoruz. Çünkü öyle bir aletimiz yok. Eğer yama koyarsak, konulan yama zamanla kısalıyor. Dudağını ve gözünü çeker. Bunu yapmak çok zor değil ama biz bunu tercih etmiyoruz. Çünkü sonrasında onu sıkıntıya düşürecek. O nedenle şişirdiğimiz dokuyu nakletmek uygun olacak” diye konuştu. Prof. Dr. Özkan, hasta ve yakını ile görüşerek, en uygun tedavi yöntemini uygulayacaklarını söyledi.
EN UYGUN TEDAVİYİ İSTEDİ
Kendisi için ne iyiyse onun yapılmasını istediğini söyleyen Nazlı Erdem ise “Tedavinin başlaması için okulların kapanmasını bekleyelim” dedi. Çocuğunun hayatını riske sokmayacak bu operasyonun yapılmasını istediğini söyleyen 5 çocuk babası Murat Erdem de “Kızım için Antalya’ya geldik. Tedavisini arıyoruz. Hocalarımızla görüştük ilgileneceklerini söylediler, sağ olsunlar. Nazlı altıncı sınıf öğrencisi oldu. Bugün yarın derken olmadı imkansızlıklar da belimizi büktü. Antalya’ya da hayırseverlerin yardımı ile geldik. İnşallah kızım için ne hayırlısı ise o olusun” diye konuştu.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

SAĞLIK

‘Şubata kadar grip aşısı yaptırılabilir’

Yayınlanma tarihi

-

Cemil SEVAL/MANİSA, (DHA) – MANİSA Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Sapmaz Karabağ, havanın soğumasıyla hastanelerin acil servislerinde, grip hastaları nedeniyle yoğunluk yaşandığına dikkati çekti. Uyarılarda bulunan Karabağ, “Aşı her yıl ekim ayında yapılmalı ancak ülkemizde grip hastalığının en çok arttığı dönem, aralık ve ocak aylarıdır. Bu nedenle risk grubunda olan fakat aşı yaptırmamış kişiler, şubata kadar aşı yaptırabilirler” dedi.
Manisa Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Sapmaz Karabağ, havanın soğumasıyla çok sayıda kişinin yüksek ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetleri ile hastanelere gittiğini belirterek, virüslere karşı uyardı. Özellikle kış mevsiminde temas ve solunum yolu ile bulaşan virüslerden korunmak için toplu yaşam yerlerinde daha dikkatli olunması gerektiğini belirten Karabağ, şunları kaydetti: 
“Grip, 38 derece ve üstünde üşüme titreme ile yükselen ateş, kuru öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, şiddetli halsizlik ve kas- eklem ağrıları ile karakterize akut ani başlangıçlı bir enfeksiyon hastalığı. Hastalığın seyri sırasında bulantı, kusma ve ishal de görülebilir. Sebebi influenza virüsüdür. Virüsün solunum yoluyla alınmasından 1- 3 gün sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Bulaşma hasta kişilerin hapşırması, öksürmesi sırasında çevreye saçtıkları virüslerle olur. Bu virüsler damlacık yoluyla havada asılı kalır ya da hasta kişilerin hapşırma- öksürme sırasında ellerine bulaşır. Elleriyle dokundukları çevreyi de kirletirler. Böylece sağlıklı kişiler virüsü ya havadan solunum yoluyla ya da elleri ile ağız, burun gözlerine dokunarak alırlar. Hasta kişilerle tokalaşma, öpüşme ve aynı ortamda 1 metreden daha yakın mesafede bulunmakla bulaşır. Hasta kişiler hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasından 1 gün öncesi ve belirtiler ortaya çıkmasından sonra da 5-6 gün bulaştırıcıdır.” 
GRİP İLE SOĞUK ALGINLIĞI FARKI
Griple soğuk algınlığının karıştırılmaması gerektiğine dikkat çeken Dr. Karabağ, “Soğuk algınlığı yavaş başlar, ateş pek görülmez, öksürük daha nadirdir, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve ses kısıklığı daha fazla görülür. Grip, sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başına kadar olan dönemde daha sık görülen oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. Toplumun özelliklerine göre her yıl belirli sayıda insanı etkiler ve hasta eder. Bu nedenle her yıl sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başı arasında beklenen sayıda kişide görülen bu hastalık, mevsimsel grip olarak ifade edilir. 0- 5 aylık çocuklar, 65 yaş üstü kişiler, diyabet, kalp, astım, KOAH, böbrek, HIV pozitif, kanser ile kortizon tedavisi alan bağışıklığı baskılanmış hastalar, çok kilolular, gebeler ve sağlık çalışanları gripte risk grubundadır” dedi. 
‘ÇOCUKLARDA DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR’
Gribin 2 yaş altındaki çocuklarda daha ağır seyredebileceğini belirten Dr. Karabağ, “Çocuklarda bulaştırıcılık daha uzun sürer. Bu nedenle de kreş ve okullarda daha fazla sayıda hasta çocuk görürüz. Bu yüzden çocukların da mutlaka aşılanması öneriliyor. Aşı her yıl ekim ayında yapılmalı ancak ülkemizde grip hastalığının en çok arttığı dönem aralık ve ocak aylarıdır. Bu nedenle risk grubunda olan fakat aşı yaptırmamış kişiler şubata kadar aşı yaptırabilir. Bu aylarda çocuklar da daha fazla grip hastalığı görmekteyiz. Bu da hastanelerde yoğunluğa sebep oluyor. Acil servise gelen çocuklar mutlaka sonrasında polikliniğe götürülmeli. Hasta çocuklar kesinlikle okula gönderilmemeli, evde istirahat etmeleri sağlanmalı. Velilerin de kişisel hijyen önlemlerine uyması gerekmektedir” diye konuştu. 

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

SAĞLIK

Burun ameliyatına gitti, kalbinin doğuştan delik olduğunu öğrendi

Yayınlanma tarihi

-

Gizem KARADAĞ/ANKARA, (DHA)- ANKARA’da oturan Mehmet Akyar (21), burun ameliyatı olmak için gittiği hastanede, kalbinin delik olduğunu öğrendi. Açık kalp ameliyatı olmaktan kaçınan Akyar, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Bozkurt’un ‘TEE’ (Trans Özofageal Ekokardiyografi) yöntemiyle yaptığı yarım saatlik kapalı ameliyatla sağlığına kavuştu.
Üniversite öğrencisi Mehmet Akyar, nefes almakta zorlanınca burun ameliyatı olmak için hastaneye başvurdu. Doktorlar, Akyar’ın yapılan tetkiklerinde kalbinin delik olduğunu teşhis etti. Bir an önce ameliyat edilmesi gerektiğini öğrenen Akyar, açık kalp ameliyatı yerine farklı bir yöntemle tedavi olabilmek için araştırma yaptı. Bir tanıdığının tavsiyesi üzerine Medicana International Ankara Hastanesi’ne başvuran Akyar, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Bozkurt tarafından muayene edilerek, kalbinin doğuştan delik olduğunu öğrendi. Akyar, burada ‘TEE’ yöntemi ile yarım saat süren kapalı kalp ameliyatı ile sağlığına kavuştu.
‘AÇIK AMELİYAT OLMAK İSTEMEDİM’
Burnundan nefes almakta zorlandığı için ameliyat olmak istediğini söyleyen Akyar, “Hastaneye başvurdum, kontrollerim yapıldı. Ameliyatımdan bir gün önce anestezi uzmanı doktor tetkiklerimde bir şey gördü. Kalp muayenesi olmamı söyledi. Daha sonra kalbimde delik olduğunu öğrendim. Hemen ameliyat olmamı söylediler. Açık ameliyat olmak istemedim. Biraz daha araştırma yapmaya başladık. Araştırmalarımız sonrasın da Engin hocayla tanıştık” dedi.
‘KENDİMİ ÇOK İYİ HİSSEDİYORUM’
Günlük yaşantısında hiçbir sıkıntı yaşamadığını kaydeden Akyar, “Hatta her cuma günü futbol maçı yapıyordum. O kadar koşmama rağmen hiçbir sıkıntı yaşamadım. Öğrendiğim de şok oldum. Medicana Hastanesi’ne geldik, Engin hocam ‘TEE’ yöntemini uyguladı. Daha sonra ameliyat oldum ve başarılı geçti. Bende hiçbir sıkıntı yoktu; hatta 2 senedir hasta olduğumu bile hatırlamıyorum. Durumum şu an çok iyi. Kendimi çok iyi hissediyorum. Engin hocam dikiş atmadan ameliyatımı yaptı. Hocam yarım saat içinde kapalı ameliyat ile beni tekrar sağlığıma kavuşturdu” diye konuştu.
‘RAHATÇA YÜRÜYÜP, EVİNE GİDEBİLİR’
Kalpteki deliği tespit etmek için muayene yönteminde üfürüm duyduklarını, bunun dışında ‘ekokardiyografi’ (kalp ultrasonu) uyguladıklarını ifade eden Medicana International Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Bozkurt ise, “Kapalı ameliyat yapabilmek için ‘TEE Yöntemi’ yapıp, kalbini daha yakından gördük; kapatabileceğimize karar verdik. Zor bir vakaydı, ancak rahat bir şekilde ameliyatını gerçekleştirdik. Mehmet hiç genel anestezi almadı. Kasığından girerek, ameliyatını yaptık. Şu anda da rahatça yürüyüp, evine gidebilecek durumdadır. Bu hastamızın doğuştan olan bir kalp deliği vardı” dedi.
‘ZORLAYICI HAREKETLERDEN KAÇINACAK’
Hastanın isterse hemen burun ameliyatı olabileceğini belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, şunları kaydetti:
“Ama biz 6 ay kadar orada uyguladığımız şemsiye yöntemindeki şemsiyenin tamamen kapatılmasını bekleriz. Ondan sonra rahatlıkla burun ameliyatını da yapabiliriz. Mehmet ilk 6 ayda zorlayıcı hareketlerden kaçınacak. Hastalığın tekrarı olmaz; yalnızca cihaz tutunduğu yerden düşmediği sürece tekrarını beklemiyoruz. Bu nadir görülen bir durumdur. Hastanın daha önceki muayenelerinde bir şikâyeti olmamış. Herhangi bir ameliyatında ameliyat öncesi hazırlık programında mutlaka hasta bir kez muayene ediliyor.”
Baba Ahmet Akyar (42) ise, “Tanıdığımız aracılığıyla Engin hocayla tanıştık. Engin hocamda oğlumun ameliyatını yaptı. 2 tane bile dikişi olmadan ameliyattan çıktı. Normalde aynı gün taburcu olabilecektik; ancak 1 gece daha bekledik. Şu an oğlumun sağlık durumu gayet iyi” diye konuştu.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Popüler Başlıklar