Takip Edin

Köşe Yazıları

BANA PATİNİ VER HAYAT SENİ SEVİNCE GÜZEL

Yayınlanma tarihi

-

“İnsan” deyince aklımızda ne oluşuyor ? 

Son zamanlarda popüler deyişle “Ben insan sevmiyorum hayvan seviyorum “ cuların sayısında sizce de bir artış olmadı mı? Tabii ki o tatlı canları çok seviyoruz. Peki insan neden sevmiyoruz !?

Bizler gerek ekonomik, gerek özel ve gerekse sosyal hayat olmak üzere maddi manevi bir kaygı içinde yaşıyoruz. Her birimizin gündemi başka olsa da hepimizin bir kaygısı ve hayatını devam ettirme amacı var. Yani demem o ki zaten hayat zor be güzel kardeşim. Ne anlıyor insanlar o taşı atmaktan ya da o beyaz  süte o kirli kaşığı değdirmekten? Çok yerinde bir tespit olacak ki  akıllı insanlar kendi hayatlarına bakarlar diğerlerine ise sadece saygıyla…

Amacı üretip ortaya bir şey  çıkarmak ya da en basiti yaptığı işi iyi yapıp başkalarına saygı duyarak yaşamak bu kadar zor olmasa gerek. Hayatımız o kadar kolaylaşır ve işte o zaman belki biraz insan olmanın hakkını verirdik. 

Hiç kötülüğünüzün dokunmadığı biri size kötülük yapabilir, sadece iyi olsun diye desteklediğiniz arkadaşınız arkanızdan iş çevirebilir. Bir sokak hayvanını beslediniz diye komşularınız size saldırabilir. Siz müsaade etmeseniz dahi saygı algısı olmayan kişiler sizin hayatınız için kendilerince çıkarım yapabilir. Bir siyaset programındaymışcasına üzerinize eğilip ahkam kesip yargılamayı da kendilerine hak görürler. 

İnsan ne yaparsa yapsın dış etkenlerden kendini soyutlayamaz. Soyutlanıp kendi hayatınıza baktığınızda bencil derler , koskoca hayatınızdan iki kare fotoğraf görüp hiçbir şey umurun da değil derler. Acılarınızı , sessizliğinizi , hikayenizi bilmeyenler için konuşmak her zaman çok kolaydır…

Hal böyle olunca stresle tanışmamız günümüz şartlarında pek erken oluyor ve herkes bir şeylere tutunuyor. Kendi adıma huzuru olgun insanlarda ve hayvanlarda bulanlardanım.

Doğanın da hatırı sayılır tabii. Ve basit mottolar da yardımcı oluyor. Bir yerde okumuştum. “Hayatı öyle yaşamalısın ki, gün sonunda kendi kendinin  elini sıkabilesin .” 

Ne yapmalı ? 

Doğaya karışıp belki bir yürüyüş yapıp belki biraz yüzüp ama en olmadı bir yüzümüzü yıkamalı ve göğe bakmalı. 

Etrafımız enerjiyi ,iyi niyeti ve hayati sadece tüketen insanlarla doluyken “hayvan seviyorumcular” ı çok iyi anlıyorum.İyi olan her şeye  sarılışımız bu yüzden. Bırakın köpeğiniz komşuların terliklerini alıp kaçsın ve siz komşularınıza hep terlik hediye etmek zorunda kalın. Bırakın kediniz sinekliğinize patilerini geçirsin. Ya da mama kabını döküp etrafı pisletsin ve tüm derdimiz sadece bu olsun.Aklımızı ve özümüzü keşfettiğimizde mükemmel bir donanıma ve iyiliğe sahip olduğumuzu anladığımız , değişime önce kendimizden başladığımız günler dilerim erken gelir. 

Şimdi izninizle gidip biraz kedi seveceğim.

Bana patini ver …

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel

Kim Korkar Şimşekten, Gök Gürültüsünden

Yayınlanma tarihi

-

Ekler tatlısının ismi, Fransızca şimşek, yıldırım anlamına gelen “eclairs” den geliyor. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Şimşek ile hamur işi tatlı arasında nasıl bir bağlantı olabilir ?

Üniversite öğrencisiyken, yaz geldiğinde eve dönüşyolculuğu başlardı. Her tatilde teyzemin mutlaka ekler hazırlayacağını bilirdim. Eklerlerimizi yerken tatlı tatlı sohbet edip özlem gidereceğimizi bilmek güzeldi. Ancak bu hiçbir zaman olmadı çünkü o gün geldiğinde, heyecanla masaya üç malzemenin gelmesini beklerdik. Taze pişmiş ekler hamuru, vanilyalı iç dolgu ve çikolata sos! Bu üç muhteşem renk önümüze gelir gelmez bıçakla hamuru ortadan ikiye keser, vanilyalı dolguyu kaşıkla içine doldurur, kapağın üstünü sosa batırırarak bu hassas sandviçi bir güzel midemize indirirdik. Tüm bunlar yıldırım çakması hızında gerçekleşirdi. Teyzem önlüğü çıkarıp masaya oturana kadar tüm eklerler biterdi. Şimdi gülerek hatırladığımız bu anılar, eklerin isminin nereden geldiğini daha iyi açıklayamaz değil mi?

 

Ekler veya benzer şekilde üretilen profiterol öyle lezzetlidir ki hızla tüketilir. Aynı zamanda, isminin, üzerindeki sos veya glazenin kesik kesik parlamasından esinlenerek verildiği de söylenir.19.yy ortalarında Fransa’da ortaya çıktığı bilinmektedir. Birçok pasta tarihçilerine göre, o dönem “Düşes Ekmeği” olarak adlandırılan eklerin, ilk kez Fransız Kraliyet ailesinin  ünlü pasta ustası Marie Antoine Caréme  tarafından yapıldığı rivayet edilir. 

 

Doğru yapılmış ve doğru saklanmış bir ekler benim listemde ise birincidir. Günümüzde güllüsünden limonlusuna her çeşidi yapılıyor.

İş hayatına başladığımda, İstanbul’da ekler/profiterol özlemimi Baylan Pastanesinde veya Foodie by Emel Başdoğan’da gidermeye başladım. Bu iki mekandan başka yerde daha iyisinin yapıldığına da rastlamadım.

Yaklaşık 3 yıldır bu mükemmel lezzet nasıl yakalanır diye araştırma ve denemeler yapıyorum. Eklerde hamur, içi boş, etrafı cam gibi parlak kahve tonunda, kıtır bir kıvamda pişmelidir. Bunun için hem hazırlama hem de pişirme aşamalarında önemli teknik detaylar var. Ne kadar boş olursa içi o kadar çok dolgu alacak ve bu da lezzeti arttıracaktır. Hazırlandıktan sonra çok beklemeden tüketirsek, yumuşamış, kıtırlığını kaybetmiş, sosa bulanmış bir hamur yemek zorunda kalmayız.

Ah bu Fransızlar, tüm hamur işi ve pastaları, kendileri keşfetmese de çok iyi geliştirip sunduklarıve yüzyıllardır kutlamalarımızı şölene çevirdikleritartışılmaz.

 

Devamını oku

Güncel

Çocuklarla Felsefe Nedir (P4C)

Yayınlanma tarihi

-

Herkese merhaba, önce tanışalım isterim ☺

Ben Berna İNALTONG. Son iki yıldır nam-ı diğer Filozof Anne. Neden mi? Bu ne saçmalık diyenler olacaktır aranızda. Evet, aranızda bazılarınızın tahmin ettiği gibi Felsefe mezunuyum. Çocuklarla Felsefe (P4C)  ve Felsefe Öğretmeniyim. 2 yıldır da anne olduğum ele alınınca karşınıza Filozof Anne çıkıyor. ☺ 

Sizlere https://pgnhaber.com sitesinde farklı konularda yazılar yazacağım. Umarım bu yazılarımı ben yazarken, sizlerde okurken hayat bizlere tüm ihtişamı ile akmaya devam eder.

Eee, o zaman en çok sorulan sorudan başlayalım. 

Çocuklarla Felsefe nedir (P4C)?  

Çocuklar için Felsefe (Philosophy for Children, nam-ı diğer P4C) Amerika’lı filozof Matthew Lipman’ın çalışmaları çerçevesinde ortaya çıkmış bir pedagojidir. 5+ yaş itibariyle çocuklarla felsefe dersleri yapılabileceğinin örneklerini bize sunmuştur.

Çocuklar için Felsefe oturumlarında, felsefe tarihi ya da filozofların düşünceleri öğretilmez. Çocuklar felsefi bir problemi tetikleyen bir uyaran (hikâye, fotoğraf, düşünce deneyi, video, nesne, vb.) etrafında bir araya toplanır. Topluluğun ortaya çıkardığı sorular etrafında cevaplar aramaya, soruşturmaya, düşünmeye ve felsefe yapmaya yönlendirilir.

Çocuklar için Felsefe eğitiminde  çocukları soru sormaya, hipotezler oluşturmaya ve farklı yollar ile somut yeni hipotezler oluşturmaya teşvik eder.

Çocuklarla Felsefe Dersleri haftada en az 1 saat uygulandığında, Çocuklarınızda aşağıda belirtilen kazanımların bazılarını belki de tamamını görmeye başlarsınız.

https://colinfarrelly.com/

KAZANIMLAR

  • Özellikle dezavantajlı çocuklar üzerinde en büyük olumlu etkiye sahiptir.  
  • Öğrencilerin konuşma güveni, başkalarını dinleme becerileri, başkalarının düşüncelerine saygılı olma, kendilerini ifade etme becerileri ve özgüvenleri gibi daha geniş sonuçlar üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu tespit edilmiştir.
  • Çocuklar düşünme becerilerini geliştirebilecekleri; bağıntı kurma, eleştirel düşünme, varsayımsal düşünme, kanıt oluşturma, çatışma ile barışık olma, kendi düşüncelerine güvenme, gerekçelendirme, soyutlama becerileri, soru sorma, akıl yürütme, araştırma, kavramsallaştırma, tartışma yapma ve başkalarıyla işbirliği yapma konusunda daha istekli ve yetenekli olmalarına yardımcı olma.
  • Duygusal esneklik, bağ kurabilme, çatışma ile barışık olma, fikirleri kişiselleştirme, fikrini değiştirme, heveslilik, sorumluluk alma.
  • Bir topluluk içerisinde derse aktif katılım göstererek, sosyal yönden ben diliyle konuşmak, nezaket, farklı fikirlere saygılı oldukları bildirilmiştir.
  • Fikirlerini cesurca ifade etmeyi ve onlara karşı fikirler söylenmesini kişiselleştirmemeyi öğrenecekler, kendilik değerlerini ve duygusal esnekliklerini geliştiren bir çalışma yapacaklar.
https://www.crawfordschools.co.za/news/what-is-philosophy-for-children-or-p4c

Ek Bilgi: Durham Üniversitesi’nin yürüttüğü bir araştırmada P4C’yi sürekli uygulayan sınıflarda çocukların sabır, kendine güven ve öz saygıları geliştiği gözlemlenmiştir.

Umarım bu bilgiler ışığında, siz değerli ebeveynler çocuklarınızın “Çocuklar İçin Felsefe” eğitimi almasının faydalarını en az benim kadar benimsemişsinizdir. 

Her zaman söylediğim gibi “Bundan daha iyisi nasıl olur?”

https://www.p4c.org.nz/

Devamını oku

Köşe Yazıları

Beyaz Köpüklü Hüzün: Krem Şanti

Yayınlanma tarihi

-

Çok uzun zaman önce, uzak diyarlardan birinde, kimilerince kralların saraylarından bile daha görkemli bir şato varmış. Aristokrasinin, ünlü yazarların, sanatçıların katıldığı şölenleri, cennet bahçesi, ufka kadar uzanan yemyeşil çayırları, yanıbaşındaki ormanıyla, görenleri kendine hayran bırakırmış.

Günlerce süren şölenlerde ziyafet sofraları kurulur, av partileri, ışık gösterileri düzenlenir, tiyatro oyunları sahnelenirmiş.

Şatonun sahibi II. Louis’in  hizmetinde, Fransa Kralının en beğendiği yemeklerin ve aynı zamanda servis sanatının ustası Vatel çalışırmış. 1671 yılında bir akşam, Güneş Kral 14’üncü Louis, adı  Chantilly olan bu şatoya davet edilmiş, çok mükemmelliyetçi ve işine aşık, biraz çılgın Vatel, bu ziyafete eksiksiz hazırlanmış.

Denizde fırtına çıktığı için geciken mahsülleri bekleyen ve ara tabak ikram ederek durumu kurtarmaya çalışan Vatel, stresle kremayı delice çırpmaya başlamış ve sonunda bugün Krem Şanti olarak bilinen ürünü elde etmiş.

Adını icad edildiği şatodan alan Krem şanti, krema (sütün yağlı kısmı) ile şekerin soğuk ortamda çırpılmasıyla hazırlanır, sertleşerek köpüklü bulutsu bir forma gelir.  Doğal yollarla elde edilmiş krema çok sağlıklı ve lezzetli bir üründür, ağızda hemen erir ancak son kullanıcı tarafından bulunması biraz zordur.

Krem Şantinin icadı, pastacılığın gelişmesinde bir dönüm noktasıdır. Bence, bir pastayı pasta yapan krem şantidir. Ben de pastalarımı böyle hazırlıyorum. Hatta pastacılık maceram en iyi kremayı yeme tutkusuyla başladı, Fransızca creme dela creme olarak adlandırılan kaymak tabakayı.

Endüstri geliştikçe, krem şanti, daha kolay köpürmesi için katkı maddeleri eklenerek toz ve sıvı krem şanti olarak üretilmeye başladı. Bu durum, sentetik tadı sebebiyle, şantili pastalardan uzaklaşmamıza sebep oldu.

Peki,  krem şanti 400 yıldır bizimle de Vatel’e ne oldu dersiniz? Malzeme yetişmediği için servisin aksaması sebebiyle Vatel intihar etmiş. İşte Krem Şanti’nin icadına yakıştırılan hikaye bu kadar hüzünlü. 2000 yılında Gerard Depardieu ve Uma Thurman rol aldığı bir filmi çekilmiş. 

Ardından kalıcı bir ürün bırakarak ölmesi bence onu Kahraman yapıyor. Kahramanlar, şatolar, dantelli kabarık eteklerin olduğu bir şölen yaşamak için hafta sonu, evde çırpılmış doğal kremam, çileklerim ile Vatel’i izleyeceğim.

İsterseniz siz, Paris’e 45 dakikada mesafede kütüphanesi, müzesiyle, sanat galerileriyle sizi bekleyen Chantilly şatosunu ziyaret edebilir ve merkezde orijinal Krem Şantiyi tadabilirsiniz. 15 gün sonra fırtına gibi bir tatlıyla huzurlarınızdayım.

Devamını oku

Popüler Başlıklar