Takip Edin

SAĞLIK

Bilim insanları beynin sırlarını çözmek için mesaide

Yayınlanma tarihi

-

İSTANBUL, (DHA)- Mucizevi bir organ olan beynin sırları Nişantaşı Üniversitesi ev sahipliğinde, Disiplinlerarası Beyin Araştırmaları Derneği (DABAD) ile beraber düzenlenen 3. Nörobilim Kongresi’nde masaya yatırılıyor. Bilginin doğru kullanımının önemine değinen Prof. Dr. Uğur Batı, “Öğrenme ve yaratıcılık konusunda şirketlerin inanılmaz bir yatırım yaptığını görmekteyiz. Bu noktada bilginin sunulmasında hangi anın en doğru olduğunun cevabı aranıyor” dedi.

14-15 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen ve 900’e yakın bilim insanın hazır bulunduğu 3. Nörobilim Kongresine Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın, DABAD Başkanı Selin Yiğit ile Prof. Dr. Elif Özkök, Prof. Dr. Sinan Canan, Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu, Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur, Prof. Dr. Erdem Tüzün, Prof. Dr. Yasemin Gürsoy Özdemir, Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat, Türkiye Zekâ Vakfı Başkanı Emrehan Halıcı ve akademisyenler katıldı.

3. Nörobilim Kongresi’nin bu yılki ana teması ‘Farklı Disiplinlerde Aynı Beyin’ oldu. 34 oturum, 7 kurs ve 40 konferansta, 120 akademisyenin sunum yapacağı etkinlikte Türkiye’nin ilk beyin festivali de düzenlenecek. 2 gün boyunca ardışık oturumlarla devam edecek festivalde, alanında etkin isimler değerlendirmelerde bulunacak.

TOPLUM 5.0’I ANLAMAMIZI SAĞLAYACAK

Bu kongrenin toplum, akademi ve üniversite açısından çok önemli olduğunu kaydeden Nişantaşı Eğitim Vakfı Kurucusu Levent Uysal, “Özellikle toplum 5.0’ın bu tarz kongrelerle desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sayede geleceğin toplumu, yeni değer ve hizmetleri kesintisiz olarak geliştiren, insanların yaşamlarını daha uyumlu ve sürdürülebilir hale getiren bir toplum olacaktır. Üniversite olarak bu tarz etkinliklerin devamlılığını sağlayarak bilime ışık tutmak için çalışıyoruz. Bu anlamda üniversitemiz kampüsünü tüm bilim camiasına açmış bulunmaktayız. 3. Nörobilim Kongresi merak eden, araştıran ve öğrenmeye istekli toplumun düşüncelerini daha iyi anlamak için yapılan çalışmalardan sadece bir tanesi. Bu tür konuların daha iyi anlaşılması adına ülkemizde de en üst düzeyde konuşup tartışıyoruz. Geleceğimiz adına bu çalışmaların artarak devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin dört bir yanından gelen bilim insanlarımıza ayrı ayrı teşekkür ederim” dedi.

BİRÇOK BİLİM DALI İLE TEMAS EDİLİYOR

Açılışta konuşan Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın ise, “Hukuk, pazarlama, eğitim… Kısacası sosyal bilimlerin tamamı, insanın aldığı kararların sorgulanmasıyla doğrudan ilgilidir. Nörobilim bizlere ‘karar’ dediğimiz sürecin hiç de düşündüğümüz kadar basit ve doğrusal olmadığını, birçok farklı bilim dalının çalışma ve uzmanlık alanındaki süreçlere de temas ettiğini gösteriyor. Bu bilim dalında gerçekleşen araştırmalar nörobilim ile matematik, fizik, biyoloji, tıp, psikoloji, kimya gibi bir düzine bilimin iş birliğini gerektirmektedir. Nişantaşı Üniversitesi olarak biz de farklı disiplinlerin iş birliği ile gerçekleşen çalışmaların daha fazla başarı getireceğine inanıyor ve bilimsel çalışmanın olduğu her yerde öncü olmayı, bilimsel faaliyetlerin her zaman destekleyicisi olmayı önemsiyoruz. Bu kongrenin sinir bilimleri araştırmalarında bir adım daha ileriye gidilebilmesi ve daha nitelikli birey ve toplum anlayışı ile yeni bir açılımın olmasına katkıda bulunacak olmayı önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.

 “ÖĞRENME VE YARATICILIĞA BÜYÜK YATIRIM YAPILIYOR”

Disiplinlerarası Beyin Araştırmaları Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Nişantaşı Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Uğur Batı da bilginin doğru kullanımının önemine değinerek, “Öğrenme ve yaratıcılık konusunda şirketlerin inanılmaz bir yatırım yaptığını görmekteyiz. Bu noktada bilginin sunulmasında hangi anın en doğru olduğunun cevabı aranıyor. Son 10 yılın belki en popüler alanlarından biri beyin okuma teknikleri. Merkezi California’da bulunan piyasa araştırma şirketi SharpBrains’in raporuna göre 2015 yılında nöroteknoloji tıbbın önünde geçti ve ABD Patent Enstitüsü tarihinde ilk defa bir alandaki patent başvuruları tıp alanını geçmiş durumda. Dünyada beyin haritasını çıkarabilmek amacıyla milyarlarca dolar para harcanıyor. Ülkemizde de ilgi çok büyük ki bu harika bir şey. Disiplinlerarası Beyin Araştırmaları Derneği ve Nişantaşı Üniversitesi olarak çok önemli bir kongreye imza atıyoruz. Alanlarının en önemli isimleri bu kongrede bir araya geldi” şeklinde açıklamada bulundu.

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK

“Paça çorbası cilde, adaçayı hafızaya iyi geliyor”

Yayınlanma tarihi

-

İSTANBUL, (DHA)- Bitkilerle tedavinin uzun yıllardır kullanıldığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı ve Fitoterapist Doç. Dr. Hakan Terekeci, adaçayı bitkisinin hafızaya, kolajenin yüksek oranda var olduğu hayvansal besin paçanın da cilde faydalı olduğunu söyledi.

Bitkilerle tedavi anlamına gelen fitoterapi, yakın geçmişte modern tıp tarafından daha sık kullanılmaya başlandı. Uzun yıllardır kullanılan bu tedavi yönteminin ilaçların artmasıyla birlikte unutulmaya yüz tuttuğunu ifade Medicana Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı ve Fitoterapist Doç. Dr. Hakan Terekeci, dengeli beslenme, düzenli spor ve kaliteli uykunun sağlıklı yaş almak için çok önemli olduğunu bunun yanında bitkisel desteklerin yarar sağlayabileceğinin önemine dikkat çekti. Sağlıklı yaş almanın ilk koşulunun sağlıklı yaşamdan geçtiğine dikkat çeken Doç. Dr. Terekeci, bu süreçte kişinin yaşına, cinsiyetine, alışkanlıklarına, genetiğine ve çevresel faktörlere bağlı olarak bazı bitkisel desteklerin de yarar sağlayabileceğini de belirtti. Haftada 150 dakikadan az olmayacak şekilde spor yapmanın önemine dikkat çeken Doç. Dr. Terekeci, “Sağlıklı yaş alma açısından çok önemli. Bu süreyi 3 güne bölerek 50 dakikalık periyotlarla uygulamak uygun olacaktır. Bazı bilimsel çalışmalarda 3 günden az yapılan sporla hiç yapılmaması arasında benzer sonuçlar bulunmuştur. Yapılacak spor süresi günlük 30 dakikadan az 60 dakikadan fazla olmamalıdır” dedi.

“ZEYTİNYAĞI KALP KRİZİNİ ÖNLÜYOR”

Tansiyon, şeker ve kolesterolü kontrol altında tutmanın en önemli yolunun dengeli ve sağlıklı beslenme olduğunu söyleyen Doç. Dr. Hakan Terekeci, “Taze sebze-meyve, doğal bitkisel-hayvansal protein, tam tahıllar (özellikle siyez ve karabuğday) ve zeytinyağı başta olmak üzere doymamış yağların tüketilmesi önemlidir. Doymuş yağlardan kaçınmak gerekiyor. Eğer tüketilecekse ve gerçeği bulunabiliyorsa doğal tereyağı günlük enerji kaynağının yüzde 10’unu geçmeyecek şekilde tüketilebilir. Zeytinyağının işlem görmemiş soğuk sıkım olanı başta olmak üzere kanser, hipertansiyon gibi durumlara karşı koruyucudur, kalp krizini önler” diye konuştu.

“GEREKİYORSA VİTAMİN VE MİNERAL DESTEĞİ ALIN”

Yaşlanmanın ötesinde birçok kronik hastalığın önlenmesinde ve yavaşlatılmasında antioksidanların desteğine başvurmak gerekeceğini anlatan Doç. Dr. Hakan Terekeci, “A, C, E vitamini ve selenyum gibi bazı vitamin ve mineraller ciddi antioksidan etkiye sahiptir. Vitamin, mineral ve besin desteklerinin mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerekir. Kendi kendine kullanılacak bir takviyenin başka bir ilaç veya başka bir hastalık ile etkileşerek önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalıdır” dedi. 

“GİNGKO BLOBA İLE YAŞLANMAYI GECİKTİRİN”

Doğu tıbbında binlerce yıldır kullanılan Gingko Bloba ağaçlarının 200 milyon yıldan uzun zamandır var olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Hakan Terekeci, “Ömrü 3000 yıla kadar ulaşan bu bitki sağlıklı yaşlanma için doğal bir alternatif olarak değerlendiriliyor. E vitamini açısından da zengin olduğu bilinen Gingko Bloba üzerinde yapılan literatür çalışmaları, düşünme, algılama ve öğrenme ile ilgili problemlerin azaltılmasına ciddi katkıları bulunduğunu gösteriyor. Çay olarak tüketilebileceği gibi hekim kontrolünde olmak üzere ekstre kapsülleri olarak da kullanılabiliyor” tavsiyesinde bulundu.

“ZERDEÇALLA BAĞIŞIKLIĞINIZI GÜÇLENDİRİN”

Özellikle son yıllarda değeri giderek artan zerdeçalın, hafızayı kuvvetlendirerek öğrenme becerisini artırmasının yanı sıra unutkanlık, öğrenme güçlüğü gibi sorunların hafifletilmesinde etkili olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Terekeci, “Güçlü antioksidan özelliği ile bağışıklık sistemini güçlendirdiği için hastalıklara karşı korunma da yardımcı oluyor. Kilo vermeye ve ödem atmaya da yardımcı olan zerdeçal diyabetin olumsuz etkilerine karşı da savaşmada güçlü bir silahtır” dedi.

“ADAÇAYI VE BİBERİYE İLE HAFIZANIZI GÜÇLENDİRİN”

Türkiye’de sıklıkla tüketilen adaçayı bitkisinin de hafızanın güçlenmesine, hatırlama yeteneğinin artmasına yardımcı olduğunu belirten Terekeci, şu bilgileri verdi:

“Alzheimer ve demans hastalıklarının gelişiminin önlenmesinde büyük etkisi vardır. İçerdiği luteolin ve apigenin gibi antioksidanlar sayesinde yaşlanmayı geciktirici özelliği bulunur. Hekim kontrolünde olmak kaydıyla piyasa da var olan adaçayı kapsülleri kullanılabileceği gibi yağı da kıymetlidir. Günde 2 bardak çayının tüketilmesi de oldukça faydalıdır.”

“MAGNEZYUM EKSİKLİĞİNİ NOHUT İLE YENİN”

En sağlıklı ve en yüksek magnezyum kaynaklarından biri olan nohutun faydalarına dikkat çeken Doç. Dr. Terekeci, magnezyum eksikliğiyle ortaya çıkan sinirsel iletilerin bozulması, kas kramplarının artması halsizlik gibi sorunların ortadan kaldırılmasında önemli bir kaynak olduğunu belirtti.

“CEVİZ VE KETEN TOHUMUNU MUTFAKTAN EKSİK ETMEYİN”

Ceviz ve keten tohumunun faydalarına dikkat çeken Doç. Dr. Terekeci, “İçerdikleri yüksek omega 3 yağ asitleri nedeniyle hafızayı güçlendirici etkisiyle de değeri daha da artan ceviz, aynı zamanda kalp-damar sağlığını koruyarak, beynin kanlanmasında da önemli rol oynuyor. Yine keten tohumu Omega 3 yağ asitleri açısından zengin içeriğe sahiptir. Öğütülüp başta yoğurt olmak üzere yiyeceklerle karıştırılıp tüketilmesi özellikle kan yağları yüksek kişilerde oldukça faydalıdır” dedi.

“BALIK VE HAYVANSAL GIDALARI MUTLAKA TÜKETİN”

Özellikle soğuk deniz balıkları, somon, diğer deniz ürünleri gibi B12’den zengin ürünlerin sağlıklı yaşam ve yaşlanma için mutlaka tüketilmesi gerektiğini anlatan Doç. Dr. Terekeci, “B12 vitaminini hayvansal gıdalardan başka bir gıdadan temin etme imkanımız yoktur. B12 vitamini Nöropatik ağrıların ve Nörodejenerif hastalıkların önlenmesinde önemli bir yere sahiptir” diye konuştu. 

“ANTİOKSİDAN KAYNAĞI OLARAK YABANMERSİNİNİ UNUTMAYIN”

Hızlı öğrenme, daha keskin düşünme ve daha iyi hafıza ile ilgili yapılan çalışmalarda yabanmersini tüketiminin öneminin ortaya konduğunu söyleyen Doç. Dr. Hakan Terekeci, “Ancak piyasada satılan yabanmersini ile karıştırılan ürünlere dikkat etmek gerekir. Gerçek yabanmersini mor renkte, kurutulmuşu ise siyaha yakın bir renkte olmalıdır. Hatta mümkünse taze haliyle tüketilmelidir” tavsiyesinde bulundu.

“PAÇA VE İŞKEMBE İLE GÜZELLEŞİN”

“Sağlıklı beslenme, düzenli bir uyku, yaşlanma karşıtı besin desteklerinin yanı sıra en önemli konulardan biri de cilt ve iskelet bütünlüğünü korumaktan geçiyor” diyen Doç. Dr. Hakan Terekeci şöyle devam etti:

“Kolajenden zengin gıdaların alınmasının cilt güzelliğine ciddi oranda katkı sağladığı biliniyor. Kolajenin en yüksek oranda var olduğu hayvansal besin ise paça ve işkembe. Kişinin herhangi bir sağlık problemi yoksa haftada birkaç kez bu ürünleri tüketmesi faydalı bulunuyor. Yüksek kollojen oranı cildin sıkılaşmasını ve eklemlerin esnekliğinin artmasına yardımcı oluyor. Bu tarz sakatatların hazmı zor olduğundan yüksek tansiyon, kalp yetmezliği gibi hastalarda olumsuz etkiler yaratabileceği unutulmamalı ve mutlaka dikkatli tüketilmesi gerekiyor.”

BESLENME YÖNTEMLERİNE DİKKAT EDİN

Beslenmede, son günlerde sıklıkla gündeme gelen glutenden de sakınmanın doğru olacağını söyleyen Doç. Dr. Hakan Terekeci sözlerine şöyle devam etti:

“Gluten intoleransınız tespit edilmese bile, bu gıdaları tükettikten sonra kendinizi rahatsız hissediyorsanız hayatınızdan gluteni çıkarın. Günümüzde genetiği ile oynanmış tohumlar yüzünden glutenin de yapısı değişmiş durumdadır. Bu nedenle, karabuğday, siyez, karakılçık buğdayı gibi genetiğiyle oynanmamış ülkemize özgü tahılları ve unlarını kullanmak sizi sağlıklı beslenmeye bir adım daha yaklaştıracaktır.”

Devamını oku

SAĞLIK

Ani bel ağrısı osteoporoz belirtisi olabilir

Yayınlanma tarihi

-

İSTANBUL, (DHA)- Osteoporoz yani kemik erimesinin vücuttaki kemiklerin zayıflamasına ve daha kırılgan hale gelmesine sebep olduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Ural, “Ani ve şiddetli bel veya sırt ağrısı ile boy kısalması osteoporoz habercisi olabilir” dedi.

Medical Park Fatih Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Ural, tüm dünyada insan yaşamının uzaması ile yaşlanan nüfusun artmasıyla, osteoporozun giderek önemli bir sağlık sorunu haline geldiğini ifade etti. Türkiye’de yapılan araştırmalara göre 50 yaş ve üzerindeki insanların dörtte birinde osteoporoz tespit edildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Ural, “Kadınlarda daha sık görülür. Özellikle de menopoz sonrası görülme sıklığı artar. Hastalığın en önemli sonucu kemik kırıklarıdır. Kırıklar çok önemli sağlık sorunlarına ve hatta hastanın hayatını tehdit eden sorunlara bile yol açabilir” dedi.

“AĞRILARINIZ VARSA UZMANA GÖRÜNÜN”

Kemik erimesinin belirtilerini de sıralayan Dr. Ural şunları söyledi:

“Kemik erimesi açısından düzenli takip yaptırmamış bir kişide hastalık kendini pek belli etmeyebilir. Omurgada kırıklar ve buna bağlı ağrılar sık görülmektedir. Bunun dışında el bileği, ayak bileği, kalça, kol kırıkları kemik erimesinde kırık oluşabilen diğer bölgelerdir. Omur, kalça, el bileği ve diğer kemiklerde kırıklar; ani ve şiddetli bel veya sırt ağrısı; boy kısalması ve kamburluk; karın, göğüs boşluğunda daralma ve buna bağlı bulgular; vücut görüntüsünün ve algısının bozulması; psikolojik sıkıntılar; sosyal sıkıntılar; yaşam kalitesinde bozulma; duruş bozukluğu gibi şikâyetler de kişiyi dikkatli olmaya sevk etmelidir.”

KAFEİN VE SİGARAYA DİKKAT!

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Ural, “Kemik erimesinin ortaya çıkmasını kolaylaştıran veya hızlandıran bir takım risk faktörleri vardır. Kemik yoğunluğunun düşük olması, yaş, ailede kırık hikâyesi, cinsiyet, ırk, genetik yapı, aşırı alkol ve kafein tüketimi, sigara, ilaç kullanımı (kortizonlu ilaçlar, guatr ilaçları vs.), kötü beslenme ve erken menopoz risk faktörleri arasında gösterilebilir. Kemik erimesinin tanısını koymada en çok kullandığımız metot, kemik mineral yoğunluk ölçümüdür (DEXA). Ancak yardımcı olarak radyografi (sırt ve bel filmleri), sintigrafi de kullanılabilir. D vitamini ve kemikle ilgili diğer değerlerin ölçümü açısından kan ve idrar tahlilleri çok değerli olup hemen her hastada görülmesinde fayda vardır” diye konuştu.

“SAĞLIKLI BESLENİN, YÜRÜYÜN, DANS EDİN”

Kemik erimesinden korunma konusunda da bilgiler veren Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Ural şu tavsiyelerde bulundu:

“Beslenmenin kalsiyumdan zengin olacak şekilde (özellikle süt ve süt ürünleri) düzenlenmesi, fiziksel aktivite ve egzersizin teşvik edilmesi, değiştirilebilir risk faktörlerinden korunma ve gerektiği kadar ilaç kullanımı sağlama önemlidir. Bunun dışında tavsiye edilen günlük kalsiyum ve D vitamini ihtiyacının karşılanması, sigara ve alkol tüketiminden uzak durulması gerekir. Ancak ihtiyaç duyulan her durumda doktora danışmak, düzenli kemik yoğunluk ölçümü yaptırmak ve gerekirse uygun tedaviye başlamak riskleri minimumda tutabilir. Kemik erimesinden korunmada yapılan araştırmalar bizlere yerçekimi doğrultusunda kuvvet uygulayan egzersizler tercih etmemizi tavsiye etmektedir. Bunun dışında maksimum kuvvete kısa sürede ulaşan egzersizler (sıçrama, atlama), kas gücünü arttıran egzersizler, eklem dayanıklılığını arttıran egzersizler, denge egzersizleri, duruş egzersizleri ve solunum egzersizlerini hastalarımıza öğretmeye çalışırız. Hastalarımızdan ise tempolu yürüyüş, step, bisiklete binme, yüzme ve dans etme gibi aktivitelerde bulunmalarını isteriz.”

 

 

Devamını oku

SAĞLIK

1,5 yaşındaki çocuk 25 kuruş yuttu, çıkarması bekleniyor

Yayınlanma tarihi

-

Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK, (DHA)- ZONGULDAK’ta, 1,5 yaşındaki E.İ.’nin yuttuğu madeni para röntgende tespit edildi. E.İ.’nin 25 kuruş madeni parayı doğal yollarla çıkarması beklenirken, Dr. Sertaç Akman çocukların bu tür materyalleri yutabilme ihtimaline karşı aileleri uyararak, “Özellikle 1 yaş civarındaki çocuklar, her şeyi dokunarak veya ağzına alıp tadarak farkına varma döneminde olduğu için büyük, irili ufaklı her şeyi ağızlarına götürebiliyorlar. Aileler dikkatli olmalı” dedi.
Zonguldak Kadın Doğum Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne 16 Ocak’ta başvuran aile, doktorlara çocuklarının madeni para yuttuğunu söyledi. Dr. Sertaç Akman, çekilen röntgende E.İ. isimli erkek çocuğun midesindeki 25 kuruşluk madeni parayı tespit etti. E.İ.’nin yapılan muayenesinde madeni paranın yemek borusuna zarar vermediği anlaşıldı. Doktorlar, gerekli tetkikleri yaptıktan sonra E.İ.’nin parayı doğal yollarla çıkarması için taburcu edip evine gönderdi. Takibe alınan E.İ.’nin normal yolla parayı çıkaramaması halinde endoskopi veya ameliyat gibi farklı yöntemlerle paranın çıkarılabileceği öğrenildi.
‘EĞER YEMEK BORUSUNA TAKILIYORSA SAATLERİN ÖNEMİ VAR’
Zonguldak Kadın Doğum Çocuk Hastalıkları Hastanesi Çocuk Cerrahi Uzmanı Dr. Sertaç Akman, bu tür vakaların 1 yaş civarındaki çocuklarda sıklıkla görüldüğünü söyledi. Çocuğun yuttuğu cismin büyüklüğü ve midesine inip inmediğinin çok önemli olduğunu anlatan Dr. Akman, şöyle konuştu:
“Özellikle 1 yaş civarındaki çocuklar, her şeyi dokunarak veya ağzına alıp tadarak farkına varması döneminde olduğu için büyük, irili ufaklı her şeyi ağızlarına götürebiliyorlar. Bunların bir kısmı boğazlarına kaçabiliyor. Soluk borusuna ya da yemek borusuna kaçabiliyor. Bunlarda daha sonra acil durum teşkil edebiliyor. Aslında soluk borusuna kaçtığı zaman acil durum bizim için hayati önem taşıyor. Çünkü küçük 1 yaşındaki bebeğin soluk borusu parmağımızın inceliğinde küçük olduğu için burayı tıkayabilecek bir madde çocuğun hayatını kaybetmesine yol açabiliyor. Aklınıza gelebilecek çocuklar her şeyi yutabiliyor. Kolye pil oyuncak parçalarını çocuklar yutabiliyorlar. Yuttuktan sonra yemek borusunu geçebiliyorsa ardından mideye yerleşiyor. Eğer yemek borusunda takılıyorsa bu anda saatlerin önemi vardır. Saatler içinde yabancı cismin çıkarılması gerekiyor. Mideye inen yabancı cisim ise bizim biraz daha rahat olmamızı sağlıyor. Bu bağırsakla dışkıyla atılabilmekte. Yüzde 80’i kakayla dışarı çıkıyor cisim.” 
‘MIKNATISLI MADDELER BAĞIRSAKTA DELİNMELERE YOL AÇABİLİR’
Dr. Akman, ailelerin bu tür durumlara karşı dikkatli olması gerektiğini anlatarak, “En son bir çocuğumuz 25 kuruş yutmuş. Yemek borusuna takılmadan mideye inmiş. Bu hastamızı takibimize aldık. Cisim hareket edecek mi gözlemleyeceğiz. Dışkıyla atabilir durumda. Eğer hareket etmezse endoskopi ile cisim çıkartabiliyor. Eğer uzun süre kalır ameliyat da olabiliyor. Bizim için önemli olan mıknatıs yutulması. Bağırsaklarda delinmelere yol açıyor. Bu ameliyat gerektiriyor. Saat pilleri de yemek borusunda yapışırsa delinmeye kanamaya yol açıyor. Bağırsak ta da öyle. İçindeki kimyasallar nedeniyle. Bunlar önlenebilecek şeyler. Çocukların oyuncaklarında bunlar varsa bunların oyuncaktan sökülmesi en azından önleyebilir. Basit bir saat pili deyip kaybettiğimiz hastalarda oldu. Bunları çocukların ulaşamayacağı yerlere koyarsak daha iyi olur.” dedi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Popüler Başlıklar