Takip Edin

Siyaset

Çelik: Cumhurbaşkanımızın çevre meselelerine verdiği önem veto sonucunu doğurdu

Yayınlanma tarihi

-

Arda ERDOĞAN-İrfan ÖZŞEKER/ANKARA, (DHA)- AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “7 yılda yapılmayan bir işlemin bu yeni süre verilmesiyle de yapılacağı konusunda bir kanaat oluşmamıştır. Ayrıca bu çevre kirliliği konusundaki hassasiyet, Sayın Cumhurbaşkanımızın çevre meselelerine verdiği önem, çevre kirliliğinin önlenmesi konusundaki hassasiyeti bakanlıklara ve kurumlara verdiği talimat çerçevesindeki iradesi bu yasa tasarısını veto etmesi sonucunu doğurmuştur” dedi.
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantının ardından AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Teşkilat başkanlığının sunum yaptığını ifade eden Çelik, Adalet Bakanlığı’nda yapılan çalışmalar ve yargı reformuna ilişkin değerlendirmelerin MYK’da yapılacağını aktardı. 15 termik santrale baca filtresi takma zorunluluğunun iki buçuk yıl ertelenmesini öngören kanunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uygun bulmayarak veto ettiğini açıklayan AK Parti Sözcüsü Çelik, “Enerji sektörü son derece önemli bir sektör. Enerji sektörünün kazanımlarını korumaya ve ilerletmeye son derece kararlıyız. Ama aynı zamanda da çevre hassasiyetini, ülkemizin, nesillerin geleceğini gözeten bir yaklaşım konusunda da çok yüksek bir hassasiyete sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımız bu çerçevede enerji sektörünün kazanımlarına, enerji sektörünün daha ileriye götürülmesine dönük hassasiyetini korumakla ve bunu daha da geliştirmek konusundaki iradesini ortaya koymakla birlikte, 7 yıldır bu baca filtrelerinin takılmaması çerçevesinde buna yeni bir süre verilmesini yani 2 buçuk yıl kadar süre verilmesinin gerekli olmadığını değerlendirmiştir. Çünkü 7 yılda yapılmayan bir işlemin bu yeni süre verilmesiyle de yapılacağı konusunda bir kanaat oluşmamıştır. Ayrıca bu çevre kirliliği konusundaki hassasiyet Sayın Cumhurbaşkanımızın çevre meselelerine verdiği önem, çevre kirliliğinin önlenmesi konusundaki hassasiyeti bakanlıklara ve kurumlara verdiği talimat çerçevesindeki iradesi bu yasa tasarısını veto etmesi sonucunu doğurmuştur” ifadelerini kullandı.
‘CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMINDAN GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE ÖZÜR DİLEMELERİ GEREKİYOR’
‘Külliye’ye giden CHP’li’ iddialarına değinen Çelik, bu iddianın CHP tarafından Cumhurbaşkanlığı makamına atılan bir iftira olduğunu belirterek, “Bir yalan haber üzerinden bir yalan siyaseti üretmişlerdi. Bu yalan siyaseti vasıtasıyla kendi parti içi rekabetlerini, kendi parti içi yarışlarını Cumhurbaşkanlığı makamı üzerinden mevcut yönetim lehine bir olumlu duruma çevirmek şeklinde Cumhurbaşkanlığı makamına da iftira atan bir yaklaşımı maalesef parti sözcüleri, genel başkan yardımcıları ısrarla defalarca ifade ettiler. Bu kadar çerçeveye rağmen ısrarla bu yalan siyasetini sürdürmeye devam ettiler. Netice itibarıyla da bu yalan ellerinde patlamıştır. CHP Genel Merkezi’ni adres gösteren bu yalan siyasetinin adresi olarak CHP Genel Merkezi’ni işaret eden bir tablonun net, berrak, tartışmaya şüphe vermeyecek şekilde ortaya çıkmasını sağlamıştır. Cumhurbaşkanlığı makamından güçlü bir şekilde özür dilemeleri gerekiyor. İkide bir çıkıp Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne karşı ‘saray’ gibi bir çirkin ifade kullanarak, halen bunun Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından yapıldığını söylemeye devam ediyorlar” diye konuştu. 
‘BARIŞ PINARI HAREKATI’NDAKİ TEZLERİMİZİ ANLATMAK İÇİN İYİ BİR FIRSAT OLACAK’
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Liderler Zirvesi marjında Londra’da çeşitli görüşmeler yapacağını belirten Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımızın çeşitli liderlerle yapacağı görüşmelerin yanı sıra ABD Başkanı Donald Trump’la, Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’la, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile görüşecek. Aynı zamanda, Fransa, İngiltere, Almanya liderleriyle dörtlü formatta görüşme gerçekleştirecek. Suriye meselesi tabii ki önemli bir gündem olacak, Barış Pınarı Harekatı’ndaki tezlerimizi anlatmak için iyi bir fırsat olacak, DEAŞ’la mücadele gibi başlıklar, DEAŞ, PKK/YPG terör örgütüyle yürüttüğümüz mücadele önemli bir gündem teşkil edecek” dedi. 
‘ÇİFTE STANDARDININ GÖSTERGESİ’
Çelik, Barış Pınarı Harekatı’na ilişkin en büyük eleştirilerin Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan geldiğinin altını çizerek, “Aynı zamanda da bahsettiğimiz terör örgütünün yöneticilerini en çok ağırlayan kişi de Macron oldu. ‘Barış Pınarı Harekatı’nı yapan Türkiye NATO’dan yardım bekleyemez’ diyecek en son ülke Fransa, en son lider Macron’dur. Çünkü dünyanın çeşitli yerlerinde operasyon yapıyorlar, bu operasyonları ülkelerinin çıkarlarını korumak için yaptıkları yönünde uluslararası topluma, NATO’ya çağrı yapıyorlar. Bizim bir NATO müttefiki olarak NATO Genel Sekreteri’nin de söylediği gibi en çok saldırıya maruz kalmış bir NATO üyesi olarak yaptığımız çağrıya dönük bu olumsuz yaklaşımın başını çekmeleri onların çifte standardının bir göstergesidir” diye konuştu. 
‘SEVİLLA HARİTASI TAMAMEN YOK HÜKMÜNDE OLMUŞTUR’
Türkiye ile Libya arasında imzalanan ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’ ile Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin korunmasının pekiştirildiğini aktaran Çelik, “Petrol ve doğalgaz arama çalışmaları konusunda Türkiye’nin eli güçlendi. Doğu Akdeniz’deki bu tarihi adım, artık Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yeni bir aşamaya geçtiğini göstermektedir. Türkiye ne kendi haklarını ne de KKTC’deki kardeşlerimizin haklarını koruma konusunda herhangi bir geri adım atmayacak, herhangi bir taviz göstermeyecektir. Libya ile imzalanan bu anlaşma Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarımızın batıdaki sınırlarının bir bölümünü belirledi. Başta uluslararası hukuk içtihatlarını oluşturan mahkeme kararları olmak üzere BM Deniz Hukuku sözleşmesinin ilgili maddeleri dahil, uluslararası hukuka uygun olarak imzalanmış bir anlaşmadır. Anlaşmanın uluslararası hukuka uygunluğu konusunda en ufak bir tereddüt yoktur. Burada özelikle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Yunanistan’ın ve Mısır’ın itirazlarının hiçbir anlamı yok. Sevilla Haritası denilen sözde bir harita var. Bu tamamen Yunan aklıyla hazırlanmış bir haritadır. Ege’de Türkiye’yi kendi sınırları içinde bloke etmeye çalışan, 50-100 metrelik alana hapsetmeye çalışan saçma sapan bir mantığa dayanıyor. Libya ile imzalanan muhtıra çerçevesinde, Sevilla Haritası tamamen yok hükmünde olmuştur” açıklamasında bulundu. 
‘YEDİ YIL, UYUM İÇİN YETERLİ OLMAMIŞ’
Sözcü Çelik, yeni yılın Ocak ayında Rusya ile ‘Türk-Akım Doğalgaz Boru Hattı’nın’ açılışının yapılacağını belirterek, törene Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de katılacağını açıkladı. AK Parti Sözcüsü Çelik, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Termik santrallerin bacasına filtre takılmasına ilişkin kanunun veto edilmesinden sonraki sürecin nasıl işleyeceği yönünde gelen soruyu yanıtlayan Çelik,şunları söyledi:
Sayın Cumhurbaşkanımız, insan sağlığı ve çevrenin korunması hakkındaki hassasiyetinin devletin başka gelen anayasal görevi olduğunu ifade ediyorlar. Bu herkesin ödevi olduğu gibi, tek tek her insanın ödevidir. Anayasa’nın 56’ncı maddesinde de herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunun altı çiziliyor. Çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ayrı ayrı ödevidir ve bu husus hüküm altına alınmıştır. Devletin çevreyi koruma ödevi, mevzuata uygunluğunun denetlenmesi suretiyle yerine getirilir. Cumhurbaşkanımız ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması zaruretini insan sağlığı ve çevrenin korunması ihtiyacının önüne geçmemesi gerektiğini ifade ediyorlar. Kuşkusuz, Sayın Cumhurbaşkanımız devletin ve hükümetin başı olarak ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması, ülkemizin dünyada önemli bir enerji oyuncusu olması konusundaki politikaların hem mimarı, hem de güçlü bir şekilde takipçisidir. Bu politikaları uygulamaya koyarken, bunların sonuçlarının insan sağlığı ve çevresinin korunması amacının önüne geçmemesi gerektiği ifade ediliyor. Daha önce yedi yıllık bir geçiş süresi verilmişti, bu uyum için yeterli olmamış. İncelenen kanunda bu süreye iki buçuk yıl daha eklenmiş ve bunun uzatılması, devletin insan sağlığı ve çevreyi koruma ödeviyle bağdaşmamaktadır. Devletin bu meseleye hem yatırımcıyı, hem vatandaşı koruyacak bir anlayışla yaklaşması gerektiği ifade edilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız, incelenen kanunun 50’nci maddesinin yeniden değerlendirilmesinde fayda görmüştür. 50’nci maddesinin TBMM’ce bir daha görüşülmesi için Anayasa’nın 89 ve 104’ncü maddesi uyarınca bu şekilde ilişikte geri gönderilmiştir.” 
‘YENİ ANAYASA DA TABİİ Kİ BİR TAKIM DEĞİŞİKLİKLERE UĞRAYABİLİR’
Bugün gerçekleşen vetonun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk vetosu olduğunu belirten AK Parti Sözcüsü Çelik, “Bu da bir çevre hassasiyeti neticesinde meydana gelmiştir” dedi. CHP’li Aykut Erdoğdu’nun Türkiye’de bir anayasa olmadığına ilişkin açıklamasını değerlendiren Çelik, “Bir siyasetçi Türkiye’nin anayasası yoktur diyorsa, kendi partisi için, ‘Partimizin meşruiyeti yoktur’ demiş oluyor. Kendi milletvekillerinin meşruiyetini ortadan kaldırmış oluyor. Bazı sözler vardır siyasi olarak söylenmez. O sözlerin ‘örneğin’ diye bile ifadesi olmaz. Türkiye’nin bir anayasası vardır. Türkiye’nin anayasaları her zaman eleştirilmiştir. Yeni anayasa da tabii ki bir takım değişikliklere uğrayabilir. Anayasalar vatandaşın siyasal mutabakatını yansıtan hukuki belgelerdir. Bununla ilgili olarak zaman içinde çeşitli değişiklikler yapılır. Burada önemli olan vatandaşımızın yüksek iradesiyle bunun neticelenmiş olmasıdır. Anayasa değişikliği referanduma gitmiş, vatandaşın oyunu almış ve bu kabul edilmiş. ‘Türkiye’nin anayasası yoktur’ demek, Türkiye’yi vatandaşımız, millet yönetmesin demektir. O zaman bu kişiye şunu sormak lazım, ‘O zaman Türkiye’yi kimin yönetmesini teklif ediyorsunuz?’ Öteden beri CHP’nin anayasa ile ilgili, ‘Orada bir anayasa iyi kötü dursun, onun üzerinde bir vesayet kurumu olarak MGK gibi bir şey devleti yönetsin’ şeklinde bir yaklaşımı vardı” değerlendirmesinde bulundu. 
‘BANKACILIĞIN KURALLARI VAR’
CHP’li Büyükşehir Belediyelerinin kamu bankalarından kredi almakta zorlandığına ilişkin sorulan soruyu yanıtlayan Çelik, “O bankaların kendi işleyişi, özerk bir işleyiştir. Herhangi bir şekilde siyasi bir değerlendirme yapmak doğru olmaz. Ekonominin ve bankacılığın kuralları var. Kredi veriyorlar ya da verilmiyor. ‘CHP’li Belediyelere verilmiyor’ gibisinden toptancı bir yaklaşım onu söyleyenlerin iddiası. Çeşitli şekillerde o belediyelerin borçları nedir? Geçmişteki borçlarını ödemişler mi? Yeni borçlarını ödeyebilecek kapasiteleri var mı? Şöyle bir dünya yok, bizde bir belediye başkanı seçilirken, kuşkusuz seçim sürecinde belediyeyi nasıl yöneteceğini, borçlarını nasıl kapatacağını, yeni kaynak nasıl yaratacağını vatandaşla paylaşır zaten. Bazen öyle bir şey oluyor ki, ‘İktidar destek versin, biz yönetelim.’ Bazen şuraya kadar varıyor o iş, demokrasiye aykırı yaklaşım oluyor. Talep edilen şu oluyor, ‘Biz çeşitli şeyleri konuşurken, AK Partili meclis üyeleri bize itiraz etmesinler’ bu siyasetin mantığına, işin doğasına, o şehre yapılacak hizmet vizyonlarının yarışmasına aykırı bir şey. Bahsettiğiniz belediyelerle ilgili tek tek değerlendirme yapmak istemem. Ben de bilmiyorum dosyaların ne durumda olduğunu. Bankalar onu değerlendiriyor, ona göre bir karşılık veriyordur” diye konuştu.
‘DÜNYANIN NERESİNDE BİLİYORUZ’
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, FETÖ üyesi Adil Öksüz’ün yerinin bilindiğine ilişkin açıklaması hakkında düşünceleri sorulan AK Parti Sözcüsü Çelik, “Tabii ki yeri söyleyemeyiz. Tabii ki bu yerle ilgili değerlendirmede bulunamayız ama Bakanımızın ortaya koyduğu irade şudur; bu örgüte, FETÖ’ye dönük mücadelede herhangi bir tavsama yoktur. Bunlarla ilgili olarak aranan, peşinde olduğumuz kim varsa dünyanın neresinde biliyoruz, ele geçirmeye çalışıyoruz, iade edilmesini sağlamaya çalışıyoruz ya da tespit etmedeki gayretlerimiz bu örgüt tamamen bitene kadar, devletin kılcal damarlarından tamamen temizlenene kadar sürecektir. Bu, bununla ilgili iradedir. O bilginin tabii ki devlet bilgisi olarak orada yürütülen mücadelenin hassasiyeti bakımından paylaşılması doğru olmaz” ifadelerini kullandı. 
‘BİZİM DE BİR ŞEYLER SÖYLEMEMİZ GEREKİYOR’
İstanbul Şehir Üniversitesi’nin finansman krizine yönelik sorulan soruyu yanıtlayan AK Parti Sözcüsü Çelik, şöyle konuştu:
“Bu şehir üniversitesi ile ilgili tartışma uzun zaman boyunca sosyal medyada, başka yerlerde gündem oldu. Bazı hocalarımız açıklama yaptılar tabii biz meselenin dışında, meseleyi ilgili kurumlar açıklayarak kendi süreçleri içinde götürüyorlar. Bu meseleye herhangi bir şekilde bugüne kadar girmedik. Gelinen noktada şehir üniversitesine dönük, tamamen teknik olan bu sürecin, çirkin bir şekilde siyasal öç olarak değerlendirilmesi ya da hocalarımızın ve öğrencilerin hayatlarının alt üst olacağı gibisinden bir takım yaklaşımlar ortaya koyulması ve bunun aslında hem oranın yönetim kurulu tarafından yapılan açıklamalarla, hem de CHP heyetlerinin üniversite yönetimine yaptığı ziyaretlerde hükümetimizi, partimizi, Cumhurbaşkanımızı suçlayan açıklamaları karşısında bizim de bir şeyler söylememiz gerekiyor. Olmayan bir uygulamadan, usule aykırı işlemden bankadan kredi almaya giden bir süreç söz konusu. Mülkiyetin devredilmesi aykırı bir işlem, devredilmiş bir mülkiyetin bankaya teminat gösterilip bir kredi istenmesi aykırı bir işlem. Bu borçlar ödenemeyince, ‘Bunu öğrenci gelirleriyle öderiz’ deyip, öğrenci sayısını artırılmasıyla ilgili başvurular yapılıyor. Neticede Danıştay burada haksız mülk edinme sonucuna varıyor. Buranın bu şekilde tahsisten sonra mülkiyetinin devri ve bu üniversiteye bilabedel verilmesinin haksız mülk edinme sonucu doğurduğu şeklinde bir karara imza atıyor. Bu kararın ardından banka yeni fiili duruma göre harekete geçiyor. Herhangi bir şekilde öğrencilerin mağdur olması diye bir şey söz konusu değil. Hocaların mağdur olması söz konusu değil. Üniversitenin akademik ve entelektüel birikiminin ortadan kaldırılması diye bir şey söz konusu değil. Bu tamamen yönetim kurulunun ortaya koyduğu bir yönetim zaafının neticesi olarak ortaya gelmiş bir uygulamadır.” 
‘BENİM BİLMEM MÜMKÜN DEĞİL’
HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın rahatsızlandığı halde hastaneye kaldırılmadığına ilişkin iddiaların sorulması üzerine konuşan AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları kaydetti:
“Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamaya itibar edilmesi lazım. Orada ne oldu, çağrı niye yapıldı, sonuçta ne çıktı bunu benim bilmem mümkün değil. Bir gelişme olursa Adalet Bakanlığı tarafından açıklama yapılacaktır. Çeşitli Bakanlarımız Cumhurbaşkanımızla görüşmek için burada bulunuyorlar ama MYK toplantısının değerlendirmesi ayrı bir mekanizmadır. Herhangi bir şekilde bahsettiğinizin dışında özel bir bilgiye sahip değilim.” 

FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Siyaset

Erdoğan: Soykırım heveslilerini ödüllendirmek yeni soykırımlara icazet vermek demektir

Yayınlanma tarihi

-

Arda ERDOĞAN/ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Avusturyalı yazar Peter Handke’e Nobel edebiyat ödülü verilmesine ilişkin, “İslamofobi’nin batı ülkelerinde veba gibi yayıldığı bir dönemde soykırım heveslilerini ödüllendirmek, yeni cinayetlere, yeni ırkçı saldırılara, yeni soykırımlara icazet vermek demektir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Sürgünün 75. Yılında Ahıska Türkleri Anma Programı’nda Ahıskalı Türkmenlerle bir araya geldi. Programa, Erdoğan’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren ve Dünya Ahıska Türkleri Birliği Başkanı Ziyatdin Kassanov katıldı. Programda, Ahıska Türklerinin sürgün edilişini anlatan belgesel gösterildi. Erdoğan, yaptığı konuşmada, Ahıska Türklerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 
‘ADALETİ SAVUNMAK GİBİ BİR DERTLERİ ASLA YOKTUR’
Türkiye’de geçmişte yaşanmış en küçük hadiseleri bile, mecrasından saptırarak küresel çapta karalama kampanyasına çevirenlerin, Ahıska Türklerinin trajedisine kör ve sağır kaldıklarına dikkat çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
“Çünkü bunların hakkı, hakikati, adaleti, insani değerleri savunmak gibi bir dertleri asla yoktur. Böyle bir hassasiyetlerinin olmadığını Nobel edebiyat ödülünü Bosna soykırımını inkar eden bir faşiste vererek tekrar göstermişlerdir. On binlerce Müslüman’ın kanını döken bir caniyi savunan, destekleyen, hatta öven bir şahsın böyle bir ödüle layık görüşmesi utanç vericidir, rezalettir. Bu şahsın insan hakları evrensel beyannamesinin kabul edildiği 10 Aralık İnsan Hakları gününde ödüllendirilmesiyse ayrı bir garabettir. İslamofobi’nin batı ülkelerinde veba gibi yayıldığı bir dönemde soykırım heveslilerini ödüllendirmek, yeni cinayetlere, yeni ırkçı saldırılara, yeni soykırımlara icazet vermek demektir. Kirli ve kanlı siciline rağmen bu şahsı ödüllendirenler, 25 yıl önce Bosna’da işlenen soykırıma da ortak olmuşlardır. Zira bizim değerlerimizde zulme rıza zulümdür. Nobel komitesi, hem edebiyat hem de barış ödülü alanında daha önce de benzer vahim kararlara imza atmıştır. Ortada küresel barış ve istikrar adına hiçbir başarısı olmayan, hatta eline masumların kanı bulaşmış kimi siyasetçiler, bu komite tarafından ödüle layık görüşmüştür. Nobel’in barış çabalarını veya edebiyatta kaliteyi ödüllendirmekten ziyade çoğu zaman siyaset ve toplum mühendisliğinin vasatı olarak kullanıldığını hepimiz gayet iyi biliyoruz.”
‘SÖZ KONUSU MÜSLÜMAN HAKLARI OLUNCA DERİN SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜLER’
Erdoğan, hassas bir dönemde, ırkçılığından gurur duyan bir kişinin ödüllendirilmesini iyi niyetli görmediği belirterek, “Bana göre Nobel itibarını tamamıyla kaybetmiştir. Nobel tamamıyla siyasileşmiştir. Nobel tamamıyla ideolojik kararlar vermektedir. Avrupa’da hemen her gün camilere saldırılırken, Müslümanların can ve mal emniyeti giderek kaybolurken bu ödül sadece İslam ve insanlık düşmanlarına cesaret aşılayacaktır. Akıl, izan ve vicdan sahibi herkesi bu skandala tepki göstermeye çağırıyoruz. Ülkemizin yetiştirdiği en önemli bilim adamlarından Prof. Dr. Aziz Sancar hocamıza hassasiyeti için ayrıca teşekkür ediyoruz. Elbette bu skandal Müslümanların acılarına karşı duyarsızlığı ne ilk ne de son örneğidir. Hocalı Katliamı’ndan, Ahıska sürgünlerine, Arakan’da işlenen cinayetlerden Suriye’deki vahşete kadar biz buna pek çok şahit olduk. Lafa gelince insan haklarını kimseye bırakmayanlar, söz konusu Müslüman hakları olunca birden derin bir sessizliğe büründüler. Bize demokrasi ve hukuk dersi verenler on binlerce insanının kanını döken diktatörleri ve terör ele başlarını kırmızı halıda ağırladılar. Kendi vatandaşlarına hak gördükleri demokrasi ve özgürlükleri Afrikalıya, Asyalıya, Suriyeliye, Yemenliye, Libyalıya lüks gördüler. Çıkarları uğruna Suriye’de olduğu gibi dünyanın en vahşi terör örgütlerini desteklemekten bir an olsun çekinmediler, utanmadılar. PKK/PYD-YPG gibi terör örgütlerini desteklemekten geri durmadılar. Biz bunların hak, hukuk, adalet, insan hakları gibi bir endişelerini olmadığını çok çok iyi biliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
350 YILLIK KUR’AN-I KERİM HEDİYE EDİLDİ
Programın sonunda Ahıska Türkleri adına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye takdim edildi. Sürgünün 80 yaşındaki tanığı Nedim Aliyev, sürgün öncesinde Ahıska’da yaşayan Rahime Nine’de bulunan, sürgün sırasında ve sonrasında Züleyha Nine’nin koynunda sakladığı 350 yıllık Kur’an-ı Kerim’i, Erdoğan’a armağan etti. Erdoğan’a ayrıca Ahıska kıyafetleri de hediye edildi. Erdoğan kendisine hediye edilen kalpak, kemer ve kılıcı kuşanarak poz verdi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Siyaset

Ankara’da ‘Katar Milli Günü’ resepsiyonu verildi

Yayınlanma tarihi

-

Fatih POYRAZ/ANKARA, (DHA)- ANKARA’da, ‘Katar Milli Günü’ dolayısıyla, Katar’ın Ankara Büyükelçisi Salim Mübarek Al Şafi ev sahipliğinde resepsiyon verildi. 
Ankara’da bir otelde verilen resepsiyona, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, eski Başbakan Binali Yıldırım, eski bakanlar, yerli ve yabancı misyon temsilcileri, akademisyenler ve davetliler katıldı. Programda konuşan Büyükelçi Şafi, davete katılanlara teşekkür etti. Türkiye-Katar ilişkilerinin her düzeyde uluslararası örnek bir ilişkiye dönüştüğünü kaydeden Şafi, “Türkiye-Katar ilişkileri sağlam değerler ve yüce ilkelerden oluşan bir zemin üzerinde inşa edilmiş örnek bir ilişkidir. Bunun yanı sıra uluslararası ve bölgesel siyasi konularda da tam bir uyum içinde hareket etmekteyiz. Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı zorluklarla hep yanında olacağımızı da vurgulamak isteriz” ifadelerini kullandı. 
Daha sonra Şafi ve beraberindekiler, Katar ve Türkiye bayraklarının bulunduğu pastayı kesti. Büyükelçi Şafi, ulusal kıyafetiyle bazı davetlilerle fotoğraf çektirdi, salona kurulan çadırda misafirlerine kahve ikram etti. 

FOTOĞRAFLI 

 

Devamını oku

Siyaset

MSB’den ‘Nobel’ açıklaması

Yayınlanma tarihi

-

Fatih POYRAZ/ANKARA, (DHA)- MİLLİ Savunma Bakanlığı, Avusturyalı yazar Peter Handke’ye Nobel Edebiyat Ödülü verilmesine ilişkin, “Bir soykırımcı katilin destekçisine böylesine bir ödül verilmesini kabul etmiyor ve şiddetle kınıyoruz” açıklamasını yaptı. 
Milli Savunma Bakanlığı, Nobel Edebiyat Ödülünün, savaş suçlusu Sırp lider Slobodan Miloseviç’e duyduğu hayranlığını ifade eden Avusturyalı yazar Peter Handke’ye verilmesine ilişkin, Twitter’dan açıklama yaptı. Bakanlık, 2019 Nobel Edebiyat Ödülü’nün Peter Handke’ye verilmesini kınadı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Vicdan sahibi tüm tarafların tepkilerine rağmen, masum Boşnak kardeşlerimize soykırım uygulayan Miloseviç’in destekçisi Peter Handke’ye 2019 Nobel Edebiyat Ödülü verilmesiyle, başta ‘barış’ olmak üzere tüm insani ve ahlaki değerler ayaklar altına alınmıştır. Bir soykırımcı katilin destekçisine böylesine bir ödül verilmesini kabul etmiyor ve şiddetle kınıyoruz.”

FOTOĞRAFLI 

Devamını oku

Popüler Başlıklar