Takip Edin

Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Halkımızın zehirlenmesine fırsat veremeyiz

Yayınlanma tarihi

-

Arda ERDOĞAN- İbrahim KÖRDEMİRCİ- Celal ATALAY/ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, termik santrallere filtre takılması zorunluluğunu erteleyen yasayı veto etmesine ilişkin, “Bir defa havanın kirletilmesine, insanımızın temiz havayı solumasına fırsat vermeyen bu kuruluşları biz ilanihaye çalıştıramayız. Siz bu karara uymazsanız, siz ‘çok daha fazla para kazanacaksınız’ diye biz halkımızın zehirlenmesine fırsat veremeyiz. Çünkü bir tarafta halkım var, bir tarafta da buradaki sermaye var” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Londra’da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi’ne gitmeden önce Esenboğa Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, liderler toplantısının küresel çapta belirsizlikten ve tehditlerin özellikle çeşitlendiği, uluslararası güvenliğin kırgın hale geldiği bir dönemde icra edileceğini, toplantıda Çin ve Rusya ile ilişkilerin de gündeme gelmesinin beklendiğini bildirdi.
‘NATO’NUN KENDİNİ GÜNCELLEMESİ ARTIK KAÇINILMAZDIR’
NATO’nun bilhassa terör örgütlerinden kaynaklanan asimetrik tehditler karşısında çok daha kararlı ve etkin davranması gerektiğini belirten Erdoğan, “Günümüzün tehdit önceliklerine göre NATO’nun kendini güncellemesi artık kaçınılmazdır. Bu çerçevede müttefiklerimizden, ülkemizin maruz kaldığı saldırılar karşısında çok güçlü bir dayanışma bekliyoruz. Terör örgütlerine karşı kararlı bir duruş sağlanmasını temin edecek bir değişimi tüm üye ülkelerle birlikte gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Zira güvenliğin bölünmezliği, dayanışma ve beraberlik ruhu, NATO ittifakını ayakta tutan taşıyıcı sütunlardır” dedi.
‘ÜLKEMİZ NATO’NUN VAZGEÇİLMEZ BİR ORTAĞIDIR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun caydırıcılığını azaltacak, ittifakın gücüne zarar verecek popülist beyanlardan uzak durması gerektiğini belirterek, “Üye ülkelerin NATO’ya alternatif aramak yerine, NATO’yu ortak tehditler karşısında daha güçlü kılacak çalışmalar içinde olmalarını bekliyoruz. Türkiye, terörle mücadele ve göç akımlarının önlenmesi bağlamından kritik roller üstlenen bir ülkedir. Ülkemiz, bu vasfıyla NATO’nun vazgeçilmez bir ortağıdır. Böylesine bir stratejik tabloda, müttefiklerimizin bizimle sergileyecekleri samimi dayanışma, ittifakımızı zayıflatmaz, tam tersine güçlendirir. Bu mesajımızı Londra’daki görüşmelerimizde müttefiklerimize açıkça verecek, terör karşısından ilkeli bir tavır göstermelerini kendilerinden isteyeceğiz” diye konuştu.
Erdoğan ayrıca, Türkiye’nin terör örgütü DEAŞ ile Suriye’de göğüs göğse mücadele edip örgütü bozguna uğratan tek ülke olduğunu kaydetti.
‘TERÖRLE MÜCADELEDEKİ KARARLILIĞIMIZI TEKRAR İFADE EDECEĞİZ’
Londra ziyaretinde bazı devlet ve hükümet başkanlarıyla temaslar gerçekleştireceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşik Krallık’ın daveti üzerine Fransa ve Almanya liderleriyle beraber bir dörtlü zirve toplantısını da yapacağız. Bu toplantıda Suriye ve Libya başta olmak üzere bölgesel konuları ele alacağız. Bir araya geleceğimiz liderlere hem Barış Pınarı Harekatı’nda gelinen son durumu, hem de Suriyeli sığınmacıların geri dönüşüyle ilgili projeleri tekrar anlatma fırsatı bulacağız. Türkiye’nin PKK, YPG terörüyle mücadeledeki kararlılığını en üst düzeyde tekrar ifade edeceğiz. Libya’daki gelişmeler de zirve toplantısının gündeminde yer alacak. Bu ülkede bir an önce ateşkes sağlanması ve siyasi sürece geri dönülmesi için atılacak adımları konuşacağız” ifadelerini kullandı.
‘KUSURA BAKMASINLAR’
Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, termik santrallere filtre takılması zorunluluğunu erteleyen yasayı veto etmesinin hatırlatılması üzerine, yüklenici firmaların filtre çalışmalarını gerçekleştirmediğini ve yeniden bir süre uzatımı talebinde bulunduğunu bildirdi. Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bir defa havanın kirletilmesine, insanımızın temiz havayı solumasına fırsat vermeyen bu kuruluşları biz ilanihaye çalıştıramayız. Yapılacak olan neydi? Bu termik santrallerde, daha başta satışında bir defa bu filtrasyonun yapılması kararı var. Ama siz bu karara uymazsanız, siz çok daha fazla para kazanacaksınız diye biz halkımızın zehirlenmesine fırsat veremeyiz. Onun için de bu yıl sonu itibariyle süre doluyor. Yıl sonuna kadar kendileri ne gibi adımlar atarlar bilemem. Ama biz şu an itibariyle; 2022 sonuna kadar bu işe fırsat verelim, bunlara imkan verelim, böyle bir şeyi kabul etmem mümkün değildi. Çünkü bir tarafta halkım var, bir tarafta da buradaki sermaye var. Kusura bakmasınlar, biz bu adımı attık. Büyük ihtimalle bu yeniden bir ihaleye gider, başka bu işin çıkışı yoktur.”
‘BAŞKA ADİL OLAN HİÇBİR ÇAREM OLAMAZDI’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yasa tasarısının TBMM’de görüşüldüğü sırada kaygılarını Ak Parti grubuyla paylaşıp paylaşmadığına ilişkin soruya ise, şöyle yanıt verdi:
“O dönemde yine aynı şeyler hep gündemimizde oldu. Bunları söyledik, konuştuk, görüşmelerimiz oldu. Tabii verilen sözler; ‘ne demek biz de yapacağız, çevreyi, insanımızı düşünüyoruz’ vesaire. Ne yazık ki çevre noktasında verdikleri sözü tutmadılar. Şimdi de kendileriyle görüştüğümüzde, ‘partikül değerleri iyice düşürüldü, şöyle oldu’ hala bunları konuşuyoruz. Kardeşim, istediğin kadar ‘düşürdüm’ de. Ben şu anda halkıma bakıyorum. Halkım diyor ki; ‘biz burada hava kirliliğinden yaşamakta sıkıntı çekiyoruz.’ İş bitmiştir. Buradaki kararın derecesi birinci derecede halkımdır. Bu noktaya tabii şu anda süre bitmek üzereyken geldik, kendileri de buna uymadılar. Uymadıkları için de benim bunu tekrar Meclis’e göndermekten başka adil olan hiçbir çarem olamazdı. Şimdi yapılacak olan iş, Meclis’te gerekli müzakereler yapılır, bundan sonra büyük ihtimalle de bunun yolu yeniden bir ihaledir veyahut da bu bölgeye süratle bizim zaten doğal gaz noktasında bir sıkıntımız yok. Hemen oraya doğal gazı getirebiliriz. Doğal gazla buradaki enerji ihtiyacını getirebiliriz. Burada tabii istihdam noktasında bazı sıkıntılar yaşanabilir o ayrı bir konu. Şimdi onu istismar ediyorlar. İstihdam noktasındaki bu sıkıntıyı da çok daha farklı bir yolla ortadan kaldırırız.”
‘KARGA TULUMBA ALIR GELİR Mİ? O AYRI BİR KONU’
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, FETÖ/PDY’nin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) imamı Adil Öksüz’e ilişkin, ‘Net bir şey söylememek gerekir, ama nerede olduğunu biliyoruz’ sözlerinin hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu haddini bilmez, kendini bilmez malum kişi, bu ülkeden kaçmıştır. Ama sürekli olarak ne yazık ki, gittiği ülkelerin yönetimleri tarafından da bunlar koruma altında. Bakıyorsunuz çok farklı ülkelere, diyelim ki Belçika’ya kaçıyor, oradan Almanya’ya geçiyor vesaire. Şu anda ona benzer yüzlerce, binlerce FETO’cu terörist buralarda yaşıyor. Biz bunların hepsini adreslerini vererek istedik. Buna rağmen buraların yönetimleri maalesef bu FETO’cu teröristleri bize bugüne kadar teslim etmediler. Edenler de var, onları da zaten edildiği zaman açıklamasını yapıyoruz. Şu anda bununla ilgili böyle bir durum yok. Burada İçişleri Bakanlığı’mız yapılacak herhangi bir operasyonla karga tulumba alır gelir mi? O ayrı bir konu, onu da zaman içinde görürüz.” dedi.
‘ÇALIŞMALARI KENDİLERİNE SUNACAĞIZ’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya liderleriyle yapacağı dörtlü liderler toplantısında, ‘güvenli bölge’ konusunun gündemde yer almasının önem arz ettiğini belirterek, “İlgilerini, alakalarını anlamak, bilmek istiyoruz. Burada Almanya, Fransa nasıl yaklaşır bilemiyorum. İngiltere nasıl yaklaşır, onu da bilemiyorum. Kendilerinden bunu dinleyeceğiz. Kendilerine bizim yaptığımız plan çalışmalarını tekrar sunacağız, proje çalışmalarımızı sunacağız. İlgileri, alakaları varsa da bunu biz de dünya ile paylaşacağız. Yoksa onu da dünya ile paylaşacağız. Bunun yanında diğer ülkelerle aynı şekilde paylaşma yoluna gideceğiz. Özellikle şu anda Fransa’yı, Doğu Akdeniz olayı ciddi manada rahatsız ediyor olabilir. Bizim Libya ile yaptığımız çalışma da onları ciddi manada rahatsız ediyor olabilir. Bu konuda kendilerinin bunu gündeme getirmeleri halinde de attığımız adımı; ‘Bu Libya’nın, Türkiye’nin egemenlik hakkıdır. Bu egemenlik hakkını biz sizinle tartışmayız’ Bunu kendilerine çok açıkça söyleyeceğiz” diye konuştu.
Erdoğan, F-35, S-400 ile ilgili olarak ABD Başkanı Donald Trump ile görüşüp görüşmeyeceğine ilişkin yöneltilen soruya ise, “Zaten daha önce de bu konuda görüşmelerimiz belli. Tekrar bunu gündemde müzakere eder konuşuruz. Temenni ederim ki neticesi hayırlı olsun” yanıtını verdi.
‘LİBYA BELKİ BÜYÜKELÇİSİNİ DAHİ ÇEKEBİLİR’
Türkiye ile Libya arasında imzalanan, ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası’ndan Yunanistan’ın duyduğu rahatsızlık ve Yunanistan’ın atmayı planladığı adımlar hakkında değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Yunanistan adımını atabilir. Bizim de tabii adım atma hakkımız saklıdır. Biz de adımlarımızı atarız. Gereği neyse, gereğini de anında yaparız. Bu konu ile ilgili olarak şu anda büyük ihtimalle Libya belki büyükelçisini dahi çekebilir. Şu anda onlar büyükelçi ile muhatap oluyorlar. Kendilerine göre bazı şeyler söylüyorlar. Dün aldığım bir haberle de Yunanistan Başbakanı Londra’da bizimle görüşme talebinde bulundu. Orada kendisiyle de bu görüşme zemininde hepsini konuşacağız tabii. Şunu bilmenizi istiyorum; Yunanistan, Mısır, öbür tarafta şu an itibariyle Güney Kıbrıs, böyle bir üçlü çalışmayı yapmaları, bizim Libya ile ilgili attığımız adımı asla etkilemez. Çünkü biz Libya ile bu noktada yazılı anlaşmamızı yaptık, imzayı attık.”
09.10’DA HAREKET ETTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısının ardından özel uçak TC-TRK ile saat 09.10’da Esenboğa Havalimanından Londra’ya hareket etti. Erdoğan’a eşi Emine Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve milletvekilleri eşlik etti. Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Ankara Valisi Vasip Şahin ve diğer ilgililer uğurladı.

FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Siyaset

Erdoğan: Soykırım heveslilerini ödüllendirmek yeni soykırımlara icazet vermek demektir

Yayınlanma tarihi

-

Arda ERDOĞAN/ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Avusturyalı yazar Peter Handke’e Nobel edebiyat ödülü verilmesine ilişkin, “İslamofobi’nin batı ülkelerinde veba gibi yayıldığı bir dönemde soykırım heveslilerini ödüllendirmek, yeni cinayetlere, yeni ırkçı saldırılara, yeni soykırımlara icazet vermek demektir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Sürgünün 75. Yılında Ahıska Türkleri Anma Programı’nda Ahıskalı Türkmenlerle bir araya geldi. Programa, Erdoğan’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren ve Dünya Ahıska Türkleri Birliği Başkanı Ziyatdin Kassanov katıldı. Programda, Ahıska Türklerinin sürgün edilişini anlatan belgesel gösterildi. Erdoğan, yaptığı konuşmada, Ahıska Türklerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 
‘ADALETİ SAVUNMAK GİBİ BİR DERTLERİ ASLA YOKTUR’
Türkiye’de geçmişte yaşanmış en küçük hadiseleri bile, mecrasından saptırarak küresel çapta karalama kampanyasına çevirenlerin, Ahıska Türklerinin trajedisine kör ve sağır kaldıklarına dikkat çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
“Çünkü bunların hakkı, hakikati, adaleti, insani değerleri savunmak gibi bir dertleri asla yoktur. Böyle bir hassasiyetlerinin olmadığını Nobel edebiyat ödülünü Bosna soykırımını inkar eden bir faşiste vererek tekrar göstermişlerdir. On binlerce Müslüman’ın kanını döken bir caniyi savunan, destekleyen, hatta öven bir şahsın böyle bir ödüle layık görüşmesi utanç vericidir, rezalettir. Bu şahsın insan hakları evrensel beyannamesinin kabul edildiği 10 Aralık İnsan Hakları gününde ödüllendirilmesiyse ayrı bir garabettir. İslamofobi’nin batı ülkelerinde veba gibi yayıldığı bir dönemde soykırım heveslilerini ödüllendirmek, yeni cinayetlere, yeni ırkçı saldırılara, yeni soykırımlara icazet vermek demektir. Kirli ve kanlı siciline rağmen bu şahsı ödüllendirenler, 25 yıl önce Bosna’da işlenen soykırıma da ortak olmuşlardır. Zira bizim değerlerimizde zulme rıza zulümdür. Nobel komitesi, hem edebiyat hem de barış ödülü alanında daha önce de benzer vahim kararlara imza atmıştır. Ortada küresel barış ve istikrar adına hiçbir başarısı olmayan, hatta eline masumların kanı bulaşmış kimi siyasetçiler, bu komite tarafından ödüle layık görüşmüştür. Nobel’in barış çabalarını veya edebiyatta kaliteyi ödüllendirmekten ziyade çoğu zaman siyaset ve toplum mühendisliğinin vasatı olarak kullanıldığını hepimiz gayet iyi biliyoruz.”
‘SÖZ KONUSU MÜSLÜMAN HAKLARI OLUNCA DERİN SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜLER’
Erdoğan, hassas bir dönemde, ırkçılığından gurur duyan bir kişinin ödüllendirilmesini iyi niyetli görmediği belirterek, “Bana göre Nobel itibarını tamamıyla kaybetmiştir. Nobel tamamıyla siyasileşmiştir. Nobel tamamıyla ideolojik kararlar vermektedir. Avrupa’da hemen her gün camilere saldırılırken, Müslümanların can ve mal emniyeti giderek kaybolurken bu ödül sadece İslam ve insanlık düşmanlarına cesaret aşılayacaktır. Akıl, izan ve vicdan sahibi herkesi bu skandala tepki göstermeye çağırıyoruz. Ülkemizin yetiştirdiği en önemli bilim adamlarından Prof. Dr. Aziz Sancar hocamıza hassasiyeti için ayrıca teşekkür ediyoruz. Elbette bu skandal Müslümanların acılarına karşı duyarsızlığı ne ilk ne de son örneğidir. Hocalı Katliamı’ndan, Ahıska sürgünlerine, Arakan’da işlenen cinayetlerden Suriye’deki vahşete kadar biz buna pek çok şahit olduk. Lafa gelince insan haklarını kimseye bırakmayanlar, söz konusu Müslüman hakları olunca birden derin bir sessizliğe büründüler. Bize demokrasi ve hukuk dersi verenler on binlerce insanının kanını döken diktatörleri ve terör ele başlarını kırmızı halıda ağırladılar. Kendi vatandaşlarına hak gördükleri demokrasi ve özgürlükleri Afrikalıya, Asyalıya, Suriyeliye, Yemenliye, Libyalıya lüks gördüler. Çıkarları uğruna Suriye’de olduğu gibi dünyanın en vahşi terör örgütlerini desteklemekten bir an olsun çekinmediler, utanmadılar. PKK/PYD-YPG gibi terör örgütlerini desteklemekten geri durmadılar. Biz bunların hak, hukuk, adalet, insan hakları gibi bir endişelerini olmadığını çok çok iyi biliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
350 YILLIK KUR’AN-I KERİM HEDİYE EDİLDİ
Programın sonunda Ahıska Türkleri adına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye takdim edildi. Sürgünün 80 yaşındaki tanığı Nedim Aliyev, sürgün öncesinde Ahıska’da yaşayan Rahime Nine’de bulunan, sürgün sırasında ve sonrasında Züleyha Nine’nin koynunda sakladığı 350 yıllık Kur’an-ı Kerim’i, Erdoğan’a armağan etti. Erdoğan’a ayrıca Ahıska kıyafetleri de hediye edildi. Erdoğan kendisine hediye edilen kalpak, kemer ve kılıcı kuşanarak poz verdi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Siyaset

Ankara’da ‘Katar Milli Günü’ resepsiyonu verildi

Yayınlanma tarihi

-

Fatih POYRAZ/ANKARA, (DHA)- ANKARA’da, ‘Katar Milli Günü’ dolayısıyla, Katar’ın Ankara Büyükelçisi Salim Mübarek Al Şafi ev sahipliğinde resepsiyon verildi. 
Ankara’da bir otelde verilen resepsiyona, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, eski Başbakan Binali Yıldırım, eski bakanlar, yerli ve yabancı misyon temsilcileri, akademisyenler ve davetliler katıldı. Programda konuşan Büyükelçi Şafi, davete katılanlara teşekkür etti. Türkiye-Katar ilişkilerinin her düzeyde uluslararası örnek bir ilişkiye dönüştüğünü kaydeden Şafi, “Türkiye-Katar ilişkileri sağlam değerler ve yüce ilkelerden oluşan bir zemin üzerinde inşa edilmiş örnek bir ilişkidir. Bunun yanı sıra uluslararası ve bölgesel siyasi konularda da tam bir uyum içinde hareket etmekteyiz. Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı zorluklarla hep yanında olacağımızı da vurgulamak isteriz” ifadelerini kullandı. 
Daha sonra Şafi ve beraberindekiler, Katar ve Türkiye bayraklarının bulunduğu pastayı kesti. Büyükelçi Şafi, ulusal kıyafetiyle bazı davetlilerle fotoğraf çektirdi, salona kurulan çadırda misafirlerine kahve ikram etti. 

FOTOĞRAFLI 

 

Devamını oku

Siyaset

MSB’den ‘Nobel’ açıklaması

Yayınlanma tarihi

-

Fatih POYRAZ/ANKARA, (DHA)- MİLLİ Savunma Bakanlığı, Avusturyalı yazar Peter Handke’ye Nobel Edebiyat Ödülü verilmesine ilişkin, “Bir soykırımcı katilin destekçisine böylesine bir ödül verilmesini kabul etmiyor ve şiddetle kınıyoruz” açıklamasını yaptı. 
Milli Savunma Bakanlığı, Nobel Edebiyat Ödülünün, savaş suçlusu Sırp lider Slobodan Miloseviç’e duyduğu hayranlığını ifade eden Avusturyalı yazar Peter Handke’ye verilmesine ilişkin, Twitter’dan açıklama yaptı. Bakanlık, 2019 Nobel Edebiyat Ödülü’nün Peter Handke’ye verilmesini kınadı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Vicdan sahibi tüm tarafların tepkilerine rağmen, masum Boşnak kardeşlerimize soykırım uygulayan Miloseviç’in destekçisi Peter Handke’ye 2019 Nobel Edebiyat Ödülü verilmesiyle, başta ‘barış’ olmak üzere tüm insani ve ahlaki değerler ayaklar altına alınmıştır. Bir soykırımcı katilin destekçisine böylesine bir ödül verilmesini kabul etmiyor ve şiddetle kınıyoruz.”

FOTOĞRAFLI 

Devamını oku

Popüler Başlıklar