Takip Edin

SAĞLIK

El feneriyle iletişim, biyonik kulakla sona erdi

Yayınlanma tarihi

-

Selma KUNAR/ANTALYA, (DHA) – ANTALYA’da 20 yıl önce başlayan işitme kaybı her geçen gün artan ve son iki yıldır tamamen sessiz bir dünyada yaşayan Oya Candan (75), ‘biyonik kulak’ sayesinde yıllardır unuttuğu aile fertlerinin sesini ve çok sevdiği yağmur, kuş seslerini yeniden duymaya başladı. Ameliyat öncesi eşinin kendisine bakması için el feneriyle gözüne ışık tuttuğu Oya Candan, şu anda Kayahan şarkıları dinleyip, sevdikleriyle sohbet ediyor.
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Kliniği’nden Doç. Dr. Erdem Atalay Çetinkaya’nın gerçekleştirdiği koklear implant (biyonik kulak) ameliyatıyla iki yıldır sessiz bir dünyada yaşayan Oya Candan, yeniden duymaya başladı. 20 yıl önce işitme kaybı başlayan ve bu süre içinde çeşitli cihazlarla idare etmeye çalışan Candan, cihazların artık yeterli gelmemesi sonucu son iki yıldır işitme yetisini tamamen yitirdikten sonra yeniden özlediği seslere kavuştu.
Bir zamanlar eşinin kendisiyle el feneri aracılığıyla iletişim kurmaya çalıştığını, duymadığı için fenerin ışığı yüzüne yansıyınca kendisine seslenildiğini anladığını söyleyen Oya Candan, biyonik kulakla birlikte kavuştuğu sesli dünyada unuttuğu şarkıları dinleyip, o şarkılara eşlik ederken en çok da Kayahan’ın şarkılarını özlediğini anlattı. “Müzik kadar kulağa hoş gelen bir şey var mı” diyen Candan, 6 yaşındaki torunu Lalin ile kitap okuyup sohbet etmenin keyfini yaşadığını anlattı.
SEVGİ SÖZCÜKLERİNİ DUYMAYI ÇOK ÖZLEMİŞTİM
Biyonik kulak takıldıktan sonra en çok aile fertleriyle doğadaki sesleri özlediğini fark ettiğini anlatan Oya Candan, “Yağmur sesini çok özledim. Sevgi sözcüklerini özledim” dedi. Duymaya başladığında sevdiği şarkıları dinlemeye başlayan Candan, “O kadar uzun zaman geçti ki şarkıları bile unutmuşum. Artık yavaş yavaş şarkıları dinlemeye başladım. Duymak çok güzel” dedi. Kendi yaşındaki hastalara önerilerde de bulunan Candan, “Hastalar yaşlı olduklarını düşünerek bu ameliyattan korkmasın. Yaş insanın beyninde bitiyor. Herkes bu ameliyatı olabilir. Doktoruma çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
EL FENERİYLE GÖZÜNE IŞIK TUTUP BANA BAKMASINI SAĞLIYORDUM
Oya Candan ile 54 yıllık evli olduklarını belirten Faruk Candan (75) ise eşinin son 2 yılda hiç duymadığını belirterek, “Eşimin beni duyması için el feneriyle gözüne ışık tutarak bana bakmasını sağlıyordum” dedi. Oya Candan’ın çok iyi dudak okuduğunu belirten Faruk Candan, “Benim konuşmalarımı dudak okuyarak anlıyordu” dedi. Ameliyat olduktan sonra yeniden duymaya başlayan eşinin yıllar sonra yağmur sesini ilk duyduğunda ağlamaya başladığını söyleyen Faruk Candan, çok mutlu olduklarını ifade etti.
KOKLEAR İMPLANT, 1 İLE 90 YAŞINDAKİ UYGUN HASTALARA TAKILABİLİR
Ameliyatı gerçekleştiren Doç. Dr. Erdem Atalay Çetinkaya, Oya Candan’ın kendilerine başvurmadan önce 20 yıl boyunca çeşitli işitme cihazlarıyla idare etmeye çalıştığını belirterek, “Ancak son 2 yıl içinde işitme cihazlarından fayda göremez hale gelince bize başvurdu. Yaptığımız tetkikler sonucu, günümüz tedavi seçeneklerinden biri olan iç kulağa takılarak direkt işitme sinirini uyardığımız koklear implant metodunu denemeye karar verdik. Başarılı bir operasyondu. Oya hanım artık yeniden duymaya başladı” dedi. Koklear implant tedavisinin 1 yaşından 90 yaşına kadar uygun hastalara yapılabildiğini kaydeden Doç. Dr. Çetinkaya, “Bu elektronik cihaz, iç kulak ile işitme siniri arasındaki bozukluklarda kullanabildiğimiz cihaz” dedi.

FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Çocuğunuz ile sadece vakit geçirmek önemli değil; “kaliteli zaman” geçirmek önemli.

Yayınlanma tarihi

-

Çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerini etkileyen en önemli şeylerden biri, ebeveynlerin çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesidir. Bu süreçte çocuklar, ebeveynleri ile çocukların gelişim süreci için önemli olan güvenli bağlanmayı geliştirirler. Kaliteli zaman, işiniz ile ilgili konulara, telefonunuza ya da çocuklarınızla ilgili olmayan başka şeyler üzerinde çalışmadan sadece çocuklarınıza odaklanmanızı gerektiren süre anlamına gelir. Aklınızda bulundurmanız gereken önemli şeylerden biri, çocuklarınızla zaman geçirirken çocuklarınızın ne yapmaktan hoşlandığını göz önünde bulundurmanız gerekmektedir. Ayrıca, akşam yemeğinde birlikte otururken yapılan sohbetler, küçük çocuğunuz varsa uyku saatinde çocuğunuzun seçtiği bir kitabı okumak ya da okulda yaptıkları, gördükleri ve hissettikleri hakkında konuşmak gibi aktiviteler kaliteli zamanlara dahildir.

Aileleriyle kaliteli zaman geçiren çocuklarda davranış problemleri görülmez. Mutlu, sevilen ve uyumlu çocuklar akranları veya çevrelerindeki insanlarla iyi ilişkiler geliştirme eğiliminde olurlar. Bu süreçte, evde gördüklerine dayanarak diğer insanlarla nasıl etkileşim kurabileceklerini öğrenirler. Ayrıca, ebeveynleriyle kaliteli zaman geçiren çocuklarda uyuşturucu vb. gibi kötü alışkanlıklar gelişmez.

Happy young family spending time together outside in green nature.

Çocuklarınızla kaliteli zaman geçirmek için neler yapabilirsiniz?

Dönem tatili, çocuklarınızla kaliteli zaman çizelgesi oluşturmak için etkili bir zamandır. Bu programı okul zamanı içerisinde de düzenli olarak devam ettirebilirsiniz.

• Çocuğunuz ile her gün yapılabilecek özel ritüeller yaratabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzun yatmadan önce seçtiği bir kitabı okuyabilir ve kitap hakkında konuşabilirsiniz.

• Çocuğunuzu okulda ki günün nasıl geçtiği hakkında konuşmaya teşvik edebilir ve okulda yaşadıkları ile ilgili duygularını sorabilirsiniz. Bu sohbette önemli olan, çocuğunuza tam anlamıyla odaklanmanız ve ona, onu dinlediğinizi hissettirmenizdir.

• Özel kurabiye tarifinizi oluşturabilirsiniz. Bu tarifi, mümkün olduğunca, her hafta sonu veya her ay yapabilirsiniz.

• Çocuğunuzla birlikte özel aile şarkısı seçebilir ve bu şarkı ile dans edebilirsiniz.

• Kampa gitme fırsatınız yok ise evde kamp kurabilir ve ev eşyalarınızla kamp atmosferi yaratabilirsiniz.

• Her hafta sonu yeni şeyler keşfetmek için dışarı çıkabilirsiniz ve bunun hakkında konuşabilir, keşfettiklerinizi çizebilir veya sizi nasıl hissettirdiği hakkında konuşabilirsiniz.

• Çocuğunuz ile onun sevdiği oyunları oynayabilirsiniz. Burada önemli olan çocuğunuzun oyun sürecinde sizi yönlendirmesidir.

Bu maddeleri hayal gücünüze göre çoğaltabilirsiniz. Ancak, aklınızda bulundurmanız gereken en önemli şey çocuğunuz sevdiği aktivitelere göre kaliteli zaman yaratmanız çünkü önemli olan çocuğunuzun mutluluğu. Çocuğunuz ile kaliteli zaman geçirmek istediğinizde, onun neye ihtiyacı olduğunu ve ne yapmak istediğini tam anlamıyla anlamanız ve o doğrultuda hareket etmeniz gerekmektedir.Her ebeveyn çocuğunu koşulsuz sever ancak çocuğunuza sevginizi göstermezseniz, çocuklarınız için bir anlam ifade etmeyecektir. Çocuğunuzla geçireceğiniz kaliteli zamanlar onlara sevginizi göstermek için en büyük fırsattır

Devamını oku

SAĞLIK

Prof Dr. Öztürk, ‘Köpek memesi’ hastalığına karşı uyardı

Yayınlanma tarihi

-

Ömer KOÇ/KAHRAMANMARAŞ, (DHA)- KAHRAMANMARAŞ Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Perihan Öztürk, halk arasında ‘Köpek memesi’ olarak bilinen deri hastalığı ‘Hidradenitis Suppurativa’ya (HS) karşı halkı uyarıp, erken teşhisin çok önemli olduğunu söyledi.
Ter bezlerinin bulunduğu yerlerde ağrılı ve iltihaplı apselerle ortaya çıkan kronik bir deri hastalığı olan HS’ye yakalananları zor bir hayat bekliyor. Bunlardan biri olan Fatih Kılınç (41), KSÜ’de Prof. Dr. Perihan Öztürk’ün uyguladığı tedavi sonrası sağlığına kavuştu. Yakalandığı köpek memesi hastalığı nedeniyle son yıllarda hayatının kabusa döndüğünü belirten Kılınç, “Bu hastalıktan 2011 yılından beri muzdaribim. İlk başlarda çok fazla rahatsız etmemekle birlikte kısa dönemlerde çıkıyordu. Önemsemediğim için 10-15 günlük sürelerle tekrarladı, 2-3 aylık dönemlerde çıkmadığı oldu. Bu ilerledikçe çok aşırı rahatsızlık vermeye, hayat kalitemi çok düşürmeye başladı, özellikle iş yeri ve aile ortamında hayatı yaşanmaz bir hale getiriyor. Doğru tedaviyi bulana kadar çok uzunca bir süre, yaklaşık 6- 7 yıl çok büyük rahatsızlıklar çektim. Sürekli akıntılar, sürekli iltihaplanma, sürekli kötü bir koku vardı. Doğru tedaviyi bulana kadar çok sıkıntı çektim. Doğru tedaviyi bulduktan sonra hayatımda olumlu yönde çok büyük iyileşmeler oldu. Hayat kalitem arttı, iş yerinde çalışma performansım arttı, çocuklarıma ayırabildiğim vakitler çok daha geniş oldu” dedi.
‘TEDAVİDEN SONRA HAYAT KALİTEM YÜZDE 90 İYİLEŞTİ’
Hastalık ilerledikçe yaşam kalitesinin düştüğünü dile getiren Fatih Kılınç şöyle devam etti:
“İlk başlarda acil servislere giderek oluşan apseleri açtırmakla tedaviye başladım. Tanı konmadığı için önemsiz bir şeymiş gibi görünüyordu. Hastalık ilerledikçe, yaşam kalitem düştükçe daha alternatif tedaviler aramaya başladım ama hiçbirinde kesin sonuca ulaşamadım. Daha ileri seviyelere geldi, sağ taraftan ameliyat oldum. O da çözüm olmadı. En son buraya gelerek, doğru tedaviye başlamış oldum. Şu anda hayat kalitem rahatsız olduğum döneme göre yüzde 90 oranında iyileşti. Çok memnunum.”
ÖZTÜRK: CİDDİ PSİKOLOJİK PROBLEMLERE NEDEN OLUYOR
KSÜ Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Perihan Öztürk ise köpek memesi hastalığının bir deri hastalığı olduğunu, bunda erken teşhisin çok önemli olduğunu söyledi. Kendilerine gelenlerin genellikle çok erken dönemde teşhis konulamadığı için hastalığı ilerleyen hastalar olduğunu ifade eden Öztürk, “Hastalık; kapalı alanlarda ter bezlerinin ve kılların yoğun olduğu alanlar olarak bilinen koltuk altı, kasık, perianal bölge, meme arası ve meme altı bölgelerinde daha sık gözleniyor. Köpek memesi hastalığı koltuk altında ya da kasıklarda küçük kızarıklıklar ve kaşıntı şeklinde başlıyor. Bunlar zaman zaman iyileşip, zaman zaman kötüleşen kızarıklıklar şeklinde oluyor. Arkasından kızarıklıkların her biri büyük sivilceler şekline dönüyor ve akıntılı iltihaplı modüller halini alıyor tedavi edilmediği takdirde. Yine tedavi edilmediği takdirde bu modüllerin arasında iltihaplı apseleşen lezyonların arasında bantlar oluşuyor. Bu bantlar kontraktüre ve hareket kısıtlığına sebep oluyor. Aynı zamanda bu modüller açılarak kötü kokuya sebep oluyor ki bu da hastanın sosyal ortamdan uzaklaştırması, iş gücü kaybı, ailesel şikayetler gibi ciddi psikolojik problemlere sebep oluyor” diye konuştu.
‘ERKEKLERE ORANLA KADINLARDA 3 KAT DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR’
Köpek memesi hastalığına erken teşhis konulmaması durumunda ciddi sorunlara yol açabileceğini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti:
“Öncelikle hastalığın nedenlerini sorgulamak gerekiyor çünkü hastalığı tetikleyen bazı faktörler var, bunların başında sigara, yeme-içme alışkanlığı geliyor. Sigara içenlerde bu hastalık daha fazla görülüyor. Glisemik endeksi yüksek gıdalar dediğimiz karbonhidrattan zengin beslenen kişilerde, obez insanlarda çok daha fazla gözleniyor. Bunun yanında ergenlik döneminden sonra başladığı için hormonlar da bu hastalığın sebeplerinden bir tanesi. Kadınlarda hastalık erkeklere göre 3 kat daha fazla gözleniyor ama erkeklerde hastalık ortaya çıktığında çok daha şiddetli seyrediyor. Erken teşhis çok önemli ama maalesef ki bilinçlenmediğimiz için erken teşhisi çoğu zaman atlıyoruz. Hasta bize geldiğinde farklı kliniklerde, farklı tedavi ve tanılarla ortalama 6-7 yıl kaybetmiş oluyor. Eğer erken teşhis konulamazsa hastalarda, klinik tablo yani kontraktürlerin geliştiği, hareket kaybının olduğu, kötü kokulu akıntıların ortaya çıktığı, sosyal fobinin oluştuğu tabloya kadar geliyor ama erken teşhis konulup tedaviye düzenli başlanırsa hastanın hem yaşam kalitesi artıyor hem de bu bahsettiğimiz hareket kısıtlılığına kadar giden tabloların oluşması engellenmiş oluyor.
‘SİGARA HASTALIĞIN NEDENLERİNDEN BİRİ’
Prof. Dr. Perihan Öztürk, son 6 ay içinde tekrarlayan sivilceler varsa doktorlara başvurulması gerektiğini belirterek, “Fatih Bey bize geldiğinde köpek memesi hastalığının ikinci evresindeydi, defalarca kez koltuk altında ve kasıklarında oluşan apselerden dolayı, apseleri boşalttırmış ve antibiyotik tedavisi kullanmıştı. Sigara içmesi halen devam ediyordu ve evresine göre hastalığın tedavisiyle ilgili gelişmeleri takip ederek, biyolojik tedaviler, aşı tedavileri uyguladık. Hastamızın şu an klinik tablosu iyi, yaşam kalitesi de arttı. Normal hayatına geri döndü diyebiliriz. Toplum için verilecek en önemli mesaj şu olmalı; Son 6 ay içerisinde koltuk altı ya da kasığınızda tekrarlayan, tedavilere rağmen tekrar tekrar çıkan sivilcelenme şikayetiniz varsa en yakın dermatoloji uzmanına başvurmalarını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

SAĞLIK

Küçük Münevver, kapalı kasık fıtığı ameliyatıyla sağlığına kavuştu

Yayınlanma tarihi

-

Adnan ÇELEBİ/NİĞDE, (DHA)- NİĞDE’de, 3 yaşındaki Münevver Nazlı Yılmaz, fıtık şikayetiyle getirildiği Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen laparoskopik kasık fıtığı operasyonu ile sağlığına kavuştu.
Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kasık fıtığı şikayetiyle getirilen Münevver Naz Yılmaz, yapılan tetkiklerin ardından ameliyata alındı. Hastanede ilk kez gerçekleştirilen laparoskopik kasık fıtığı operasyonuna alınan Münevver Naz Yılmaz, sağlığına kavuştu. 
Operasyona ilişkin bilgiler veren ​Dr. Mete Genç, “Hastamızda kasık fıtığı mevcuttu, açık ameliyat yerine laparoskopik olarak kasık fıtığını onardık. Niğde’de ilk defa bir çocuk hastada laparoskopik kasık fıtığı onarımı yapmış olduk. Kasık fıtığı çocuklarda yüzde 5 civarında görülen ve ancak ameliyat ile düzeltilebilen bir durumdur. Yüzde 10-15 oranında her iki kasıkta görülebilir. Hastanemizde geleneksel açık fıtık ameliyatının aksine laparoskopik yani kapalı olarak kasık fıtığı ameliyatlarını yapıyoruz. Laparoskopik ameliyat sayesinde, ameliyat sonrası ağrı, yara izi daha az görülmektedir. Laparoskopik ameliyat kamera yardımı ile yapıldığı için açık ameliyatlarda fark edilemeyen diğer kasıktaki fıtık da fark edilebilmekte ve aynı seansta onarılabilmektedir. Böylece çocuklar ikinci bir ameliyattan kurtulmuş oluyorlar” dedi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Popüler Başlıklar