Takip Edin

Güncel

Fabrikasının çatısına ikinci fabrikayı kurdu, ayda 100 bin lira kazanıyor

Yayınlanma tarihi

-

Burak GEZEN- Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE, (DHA)- ÇANAKKALE’de 8 bin 500 metrekarelik alana kurulu unlu mamuller fabrikasının çatısına güneş enerjisi santrali (GES) kuran iş insanı Ali Polat, fabrikanın aylık 15 bin TL’lik elektriğini buradan karşılıyor. Ürettiği elektriği devlete de satarak, her ay 100 bin TL’lik kazanç elde eden Ali Polat, “Güneş hem içimizi, hem cebimizi ısıtıyor” dedi.
Üniversite eğitimi için Çanakkale’ye gelen Gaziantepli Ali Polat, 1993 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Ardından Çanakkale’ye yerleşip, sıfırdan ticarete atılan Polat, unlu mamuller ve kuruyemiş üzerine işletmeler açtı. Son olarak 2008 yılında organize sanayi bölgesinden 10 bin dönümlük arsa alıp, üzerine 8 bin 500 dönümlük unlu mamuller üretimi yapan fabrikayı kurdu. Yıllar önce bir gazetede okuduğu güneş enerjisiyle ilgili köşe yazısından etkilenerek konuyu araştırmaya başlayan Polat, 2013 yılında devlet desteğiyle fabrikanın çatısına 200 kilovatlık güneş enerji santrali kurdu. Karlı bir yatırım olduğunu görünce bu kez Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından desteklenen yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ndan (TKDK) yüzde 65 hibe desteği alarak, 2017 yılında çatıya 400 kilovatlık daha enerji üreten panel kurdu. Aynı yıl, çatısında boş kalan yerlerin yanı sıra 2 bin metrekarelik sundurma alanlarını da değerlendirerek, kendi imkanlarıyla 400 kilovatlık daha panel kurdu. Toplamda 3 bin panel ve 35 invertörle santralin gücü 1 megavata ulaştı. Çatıdaki santralden yıllık ortalama 1,5 milyon kilovat elektrik üreten Polat, bu enerjiden fabrikasının tükettiği elektriği karşılıyor. Kalan elektriğe ise kilovatı 13 Cent’ten devlete satıyor.
‘GÜNEŞ HEM İÇİMİZİ, HEM CEBİMİZİ ISITIYOR’
İş insanı ve girişimci Ali Polat, yaklaşık 1 milyon dolara çatıya kurduğu GES’in avantajlarının saymakla bitmeyeceğini belirterek, şunları söyledi:
​”Yıllar önce unlu mamul fabrikasını kurdum. İşlerim gayet iyi, ancak girişimci bir kişiliğim olduğu için fabrikanın giderlerini nasıl kısabilirim diye düşündüm. Aklıma rüzgar enerjisi santrali kurmak geldi. Ama araştırdım, maliyetlerinin yüksek olduğunu, teknik olarak da kurmanın zor olduğunu görünce vazgeçtim. Güneş enerjisi santraline yöneldim. Elektrik mühendisi Erkan Güçyetmez’den destek alarak, işe koyuldum. Bu konuda hem devletimizim, hem de Avrupa Birliği’nin desteklerini gördüm. İlk iki yatırımımı bu desteklerle yaptım. Karlı bir iş olduğunu görünce, çatının kalan kısmına ve sundurmalarına kendi imkanlarımla yatırıma devam ettim. Şu anda 8 bin 500 metrekarelik çatıda, 3 bin panel, 35 invertör ile yılda 1,5 milyon kilovat enerji üretiyorum. GES’in masrafı da az oluyor. Sadece ayda, yılda bir temizliğini yaparak, invertörlere bakıyoruz. Buradan elde ettiğim enerjiyi unlu mamul fabrikamda da kullanıyorum. Aylık ortalama 15 bin TL elektrik giderim var. Bu parayı önceden cebinden ödüyordum. Şimdi çatıdaki fabrika, aşağıdaki fabrikanın elektrik parasını da ödüyor. 15 bin TL cebime kalıyor. Ayrıca kalan elektriği kilovatı 13 Cent’ten devlete satıyorum. Devlet ile 10 yıllık bir sözleşmemiz var. 10 yıl boyunca çatıda güneşten ürettiğim elektriği devlet 13 Cent’ten almaya devam edecek. Böylece ayda yaklaşık 100 bin TL kazanç elde ediyorum. Bu tür yatırımları, elektrik tüketimi fazla olan sanayi kuruluşlarına tavsiye ediyorum. Üstelik yenilenebilir temiz bir enerji. Güneş hem içimizi, hem cebimizi ısıtıyor.”

FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel

Fotoğraf//Kadıköy’de bir kişi, eşi ile kayınvalidesini silahla yaraladı

Yayınlanma tarihi

-

Devamını oku

Güncel

Kadıköy’de bir kişi, eşi ile kayınvalidesini silahla yaraladı (1)

Yayınlanma tarihi

-

Çağrı ÇALIŞKAN-İlkay DİKİCİ/İSTANBUL,(DHA)-KADIKÖY’de, cezaevinden yeni çıktığı öğrenilen bir kişi, sokak üzerinde eşi ile kayınvalidesini silahla vurarak yaraladı. Yaralanan 2 kadın hastaneye kaldırılırken, şüphelinin minibüse binerek kaçtığı iddia edildi. Polis olaya ilişkin çalışma başlattı.

(FOTOĞRAF)

Devamını oku

Güncel

(geniş haber) Erdoğan Gayrettepe-İstanbul Havalimanı metrosunun ilk ray kaynağı töreninde konuştu

Yayınlanma tarihi

-

Gülseli KENARLI-Güven USTA/İSTANBUL,(DHA)-CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı metro projesinin ilk ray kaynağı törenine katıldı. İhsaniye Metro istasyonu inşaatında düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak da katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmasında metro ile ilgili, “Havalimanımızı şehrimize kazandırırken elbette ulaşım boyutunu da ihmal etmedik. Açılışla birlikte havalimanı işletmesi kendi otobüs seferlerini zaten başlattı. Toplu taşımayı kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla metro hattının inşası için de hemen kolları sıvadık. Toplam uzunluğu 37,5 kilometreyi bulan ve 9 istasyondan oluşan bu metro güzergahı, İstanbul’daki diğer tüm toplu taşıma hatlarıyla da bağlantılıdır. Gayrettepe-İstanbul Havalimanı metro hattı, ülkemizin kazı çalışmaları en hızlı yürütülen projesidir. Sayın Bakanımızın da ifade ettiği gibi, 10 kazı makinesinin birden çalıştığı bu süreci hamdolsun başarıyla sürdürüyoruz. Kazı çalışmalarının yüzde 94’ü, tünellerin de önemli bir kısmı tamamlandı. Projenin genelinde de aşağı yukarı üçte ikilik gerçekleşme oranına ulaştık. Şimdi rayların döşemesine başlıyoruz. Amacımız 24 saat kesintisiz çalışmayla günde 470 metrelik ray montajını gerçekleştirmektir” dedi.
 
BU YILIN SONUNDA İLK ETAP AÇILIYOR
Erdoğan, “Projenin rayları ve bağlantı malzemeleri yerli firmalarca üretiliyor, Türk mühendisleri ve işçileri tarafından da döşeniyor. Bu hattın sinyalizasyon sistemi ve metro vagonları da bu arada gerçekleştirilecek. Özellikle içinden geçtiğimiz şu kritik dönemde ülkemizde üretimi mümkün olan hiçbir işin dışarıdan getirilmesine rıza gösteremeyiz. Bu konuda varsa yapılan yanlışlar, hepsinin de derhal düzeltileceğine inanıyorum. Aynı şekilde tamamlandığında saatte 120 kilometreyle ülkemizin en hızlı metro araçları burada faaliyet gösterecek. Böylece ülkemizin ilk hızlı metrosu unvanını da kazanacak bu hatla Havalimanı-Gayrettepe arasındaki ulaşım, 35 dakikada sağlanacak. Hedef ilk 28 kilometrelik kısmı oluşturan ve Hasdal’a kadar olan bölümü bu yılın sonunda, Kağıthane bölümü 2021 Nisanı’nda, Gayrettepe’yi de 2021 Ağustosu’nda hizmete almak. Şu anda bulunduğumuz İhsaniye istasyonu da ilk hizmete girecek kısımda yer alıyor. İstanbul’a ulaşım hizmetlerinde gerçek anlamda çağ atlattık. Önce Marmaray, ne diyorlardı? ‘Yaptırmayız. İstemezük.’ Kim diyordu? Bu CHP zihniyeti diyordu. Allah’tan ki denizin altından geçtiği için göremediler, yaptık bitirdik. Açılışından bu yana son rakamı aldım az önce, ne kadar İstanbullu veya oradan insanlar geçti biliyor musunuz? 500 milyon. Biz buyuz. Onların hayalleri bile ulaşamaz bizim ulaştığımız yerlere. Biz karadan dikkat edin kadırgaları yüzdüren, geçiren Fatih’in torunlarıyız. Dedemiz Fatih karadan kadırgaları geçirdi ve Haliç’e indirdi, biz de dedemizin izinden denizin altından hem Marmaray’ı yaptık, ardından da Avrasya Tüneli’ni açtık. Şimdi bu ‘İstemezük’ diyenler Marmaray’dan geçiyor mu? Geçiyor. Avrasya tünelinden geçiyor mu? Geçiyor. Ama bunlarda marifet iltifata tabidir diye güzel bir kelam var ya böyle bir şeyden anlamazlar, ‘Saygı duyalım’ demezler. Ama onlar isteseler de istemeseler de biz milletimize hizmete devam edeceğiz” şeklinde konuştu. 

“BUNLAR HEM HİZMET VERMEZLER HEM DE HİZMET EDENE TEŞEKKÜR ETMEZLER”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılırken de aynı tepkilerle karşılaştık. Ne dediler? İstemezük. Yaptık mı? Yaptık. İnşallah orada da bir raylı sistemi ayrıca köprüde üçüncü bir hat olarak yapacağız. Osmangazi Köprüsü’nü yaptık mı? Yaptık. İstanbul Havalimanımızın ilk etabını da onlarla beraber hizmete aldık. Düşünebiliyor musunuz şu anda İzmir-İstanbul arasını 3 saat 15 dakikaya indirdik. 8-8,5 saatlik bir yolu buraya indirdik. Bay Kemal, İzmir milletvekili, bir gün de kalk teşekkür et. Yok. Niye? Bunların zihniyetinde bu yok. Çünkü bunlar hem hizmet vermezler hem de hizmet edene teşekkür etmezler. İstanbul’un Ankara, Eskişehir, Konya, Bilecik, Kocaeli ve Sakarya ile olan bağlantılarını yüksek hızlı trenle sağladık. İnşası devam eden hızlı tren hatlarıyla İstanbul’u ülkemizin dört bir noktasına bağlayacağız. İstanbul inşallah böylece dünyanın mega kenti olarak dünyanın en büyük şehirlerinden birisi olarak bu namını daha da yayacaktır. Kuzey Marmara Otoyolu’nun Kınalı-Odayeri ve Kurtköy-Akyazı kesimlerinin bir kısmını trafiğe açtık. Kalan kısımları da önümüzdeki aylarda hizmete açıyoruz” diye konuştu. 

“BÜYÜK İSTANBUL TÜNELİ” 
Erdoğan, “Marmaray ve Avrasya’dan sonra, Boğaz’ın altından geçecek olan yeni tünel Büyük İstanbul Tüneli’nin etüt proje çalışmalarını da bitirdik. Bu projenin günlük 6.5 milyon yolcunun kullanacağı toplam 11 farklı raylı sistem hattını birbirine bağlayacak hızlı metro karakterinde bir raylı sistem olacak. Marmaray’ın devamı niteliğindeki Gebze-Halkalı banliyö hatlarını baştan sona modernize ettik, Büyükşehir Belediye Başkanı olduğumda İstanbul’un raylı sistem uzunluğunun yaklaşık 34 kilometreydi. Bugün 233 kilometre raylı sistemle İstanbul’a hizmet veriyoruz. Ayrıca uzunluğu 14,2 kilometreyi bulan tüneller ve 288 kilometre uzunluğundaki metro hatlarının yapımları devam ediyor. Hedefimiz İstanbul’u inşallah 190 kilometreyi bulan tünelleri ve bin 100 kilometrelik metro hatlarıyla dünyanın en yaygın ulaşım ağına sahip kılmaktır. Hala hizmet veren veya inşası süren 318 kilometrelik raylı sistem ağının 165 kilometresini, yani yarıdan fazlasını Ulaştırma Bakanlığımız gerçekleştirdi. Çünkü İstanbul’un projeleri bu şehrin mahalli yönetimlerine bırakılamayacak kadar önemlidir, hayatidir, büyüktür. Ülkemizin adeta vitrini ve göz bebeği olan İstanbul’a ibadet şevkiyle hizmet ediyoruz. 81 ilimizin tamamında da büyük projeleri yine hükümet olarak üstleniyor, milletimize ihtiyacı olan hizmetleri hızlı ve etkin bir şekilde sunuyoruz. Bizim için hizmette rekabet, siyasi rekabetten önde gelir. Şayet bir şehrimizin hizmete ihtiyacı varsa, biz orada oy oranına, milletvekiline, belediyesine bakmayız. Bakanlıklarımızın her biri kendi alanlarında tespitlerini yapar, hazırlıklarını tamamlar ve çalışmaya başlar. İşte bu anlayışla Türkiye’nin tamamına 17 yılda Cumhuriyet tarihinde yapılanların hepsinden katbekat fazla hizmet götürmeyi başardık. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, toplu konuttan spora, şehircilik altyapısından sosyal yardımlara kadar her konuda 82 milyon insanımızın her birini kucaklamanın gayreti içinde olduk” dedi.

“FAİZLERİ DE İNDİRDİK Mİ? İNDİRDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Ne diyorlardı, ‘Toplu konut olmaz, yapılmaz.’ Müracaatlar ne oldu biliyor musunuz? 1 milyonu aştı. Niye? Benim milletim eğer inanıyorsa bir kuruma, hele hele devletine orada akan sular durur. İşte TOKİ’ye inanıyor ve inandığı için de müracaatlarını yoğun bir şekilde yaptılar. Faizleri de indirdik mi? İndirdik. Daha da inecek. Faizler indikçe benim vatandaşımın bu noktadaki müracaatları daha da artacak. Çünkü ben gecekondularda kardeşlerimin, vatandaşımın oturmasını istemiyorum. Çünkü benim vatandaşım insanca yaşama erdemine buralarda ulaşacak” ifadelerini kullandı. 

“BİZİM AMACIMIZ KİMSEYİ DÖVMEK, RENCİDE ETMEK, KİMSEYİ HAKSIZ ŞEKİLDE HİZMETTEN ALIKOYMAK DEĞİLDİR”
Erdoğan, “Hatırlarsanız 1989 yılında ülkemizdeki belediyelerin çok büyük bir bölümü CHP çizgisindeki bir siyasi anlayışın eline geçmişti. Ardından yapılan 1994 seçimlerinde hizmet yerine lafta, sloganda, göz boyamada yarışanların hepsi tarihe gömüldü. Biz de aynı dönemde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak başladığımız yolculuğumuzu Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı ile sürdürdük. Ülkeyi ve şehirleri yönetme yetkisi almak, böyle ağır bir sorumluluğun altına girmek herkese nasip olmaz. Şayet milletin size verdiği bu fırsatı, Hakk’a ve halka hizmet anlayışıyla en güzel şekilde değerlendirirseniz önünüzde uzun ve aydınlık bir yol açılır. Ama işi siyasi şaklabanlığa vurup sadece kendi hesaplarınızın ardından giderseniz, millet de size ilk fırsatta dersinizi verir. Genel Başkanı olduğum AK Parti’ye mensup belediye başkanlarına da aynı tespitleri ifade edip, aynı tavsiyelerde bulunuyoruz. Çünkü bizim amacımız kimseyi dövmek, rencide etmek, kimseyi haksız şekilde hizmetten alıkoymak değildir. Tam tersine bu ülkenin ve 82 milyonun Cumhurbaşkanı olarak halka hizmet eden herkese destek vermekle görevli olduğumuzu biliyoruz. Nitekim İzmir, Diyarbakır, Eskişehir, Mersin gibi farklı partilere mensup belediye başkanları tarafından yönetilen şehirlerimize nice büyük yatırımların yapılmasını biz sağladık. Üstelik bu yatırımların çoğu da o illerimizin belediyelerinin sorumluluk alanındadır. Bugün de şehrine hizmet getirmek isteyen her belediyeye partisine bakmaksızın destek veriyoruz. Ama belediyeler görevlerini yerine getirmiyor diye halkımızın mağduriyetine göz yumacak da değiliz. Söz verdiler, sözlerini yerine getirdiler mi? ‘Suyu ucuzlatacağız’ dediler, ucuzlattılar mı? ‘Otobüslerdeki ücretleri düşüreceğiz.’ dediler, düşürdüler mi? Çünkü bunların en büyük marifeti yalandır” diye konuştu. 
Erdoğan, “Ücretsiz süt vereceklerdi hala süt gelecek. Nerede kaldı bu süt? Su fiyatları düşecekti, ne oldu? Neyse Allah’a dua edelim de sularımız, yağmurlarımız kesilmesin. İnşallah sular devam etsin” dedi.

“KALKMIŞLAR HALA MONTRÖ DİYORLAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’da bir Kanal İstanbul tartışması yaşanıyor. Bugün de bir toplantı yapmışlar. Hani bunların bir Millet İttifakı var ya, millet midir zillet midir ayrı bir konu. Aslında bizim açımızdan ortada tartışılacak bir şey yok. Kalkmışlar hala Montrö diyorlar. İstanbul’a alternatif bir su yolu ihtiyacını Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden beri savundum, savunuyorum. Tarih boyunca da hep böyle bir projenin hayali kurulmuştur. Biz bunun adını Kanal İstanbul olarak koyduk ve 2011 seçimlerinde milletimizin takdirine sunduk. Milletimiz seçimlerde ezici bir çoğunlukla bize destek vererek bu projeye sahip çıktığını gösterdi. Hatırlarsanız adını da ne koymuştum? Çılgın Proje. Daha önce de ifade ettiğim gibi bu tartışma ülkemizde icraat yapanlarla, tek misyonu yapılanları engellemek olanlar arasındaki farkı bir kez daha ortaya koymuştur. Benzer tartışmaları İstanbul’a son 70 yılda kazandırılan her eserde görmek mümkündür. Rahmetli Menderes bugün İstanbul trafiğinin nefes boruları olan dev yolları açarken ‘Buraya uçak mı indireceksiniz?’ diye suçlanmıştı. İşte bunun örneği Vatan Caddesi’dir. Boğaziçi Köprüsü, yani bugünkü 15 Temmuz Şehitler Köprüsü inşa edilirken CHP zihniyeti ne demişti biliyor musunuz? ‘İstanbul’un başına gelen en büyük felaket’ diye karşı çıkmıştı. Özal’ın eseri olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün inşasında da benzer yaygaralar koparmıştı. Biz de Marmaray’ı ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü inşa ederken çok büyük saldırılara maruz kaldık” şeklinde konuştu.

GALATAPORT
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Galataport’u ziyaret ettiğini belirterek, “Neymiş efendim? ‘Putin, İstanbul Havalimanı’na inmemiş.’ Biz de İstanbul Havalimanı’na inmiyoruz. Devlet başkanlarıyla birlikte Atatürk Havalimanı’nın uçak seyahatleri için özel yaptırdığımız şeref salonu var, onları orada ağırlıyoruz ve biz de orayı kullanıyoruz. Sayın Putin de oraya gelmiştir, orada karşılanmıştır. 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı milletimizle birlikte destansı bir mücadele verdiğimiz bu şeref salonu uzun yıllar boyunca da hizmet verebilecek bir durumda. Biz de elimizde böyle bir imkan varken İstanbul Havalimanı’nda yeni bir şeref salonu inşasına şimdilik gerek duymadık” dedi. 
Erdoğan, “Bunların derdi hakikatleri öğrenmek değil de çamur atmak olduğu için ‘Acaba niye böyle oldu’ sorusunu sormak akıllarına bile gelmiyor. Şimdi aynı tartışmayı Kanal İstanbul konusunda yaşıyoruz. Kanal İstanbul’a karşı çıkanların hiçbirinin bu projenin aslında ne olduğu konusunda en küçük bilgileri veya fikirleri bulunmadığından eminiz.” ifadelerini kullandı.

“KANAL İSTANBUL’U YAPMAKTA GEÇ BİLE KALDIK”
Erdoğan, “Kanal İstanbul’u 2011’den beri defalarca anlattık. Projeyi bir kez daha anlatacağım. Ancak gözleri olup da görmeyenler, kulakları olup da duymayanlar, dilleri olup da konuşamayanlara faydası olup olmayacağını bilemiyorum. İstanbul Boğazı’ndan yılda ortalama 45 bin gemi geçiyor, her gün şehrin iki yakası arasında 500 bin kişinin gidip geliyor. Boğazın üzerindeki yük ve insan trafiği baskısının her geçen yıl artıyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre, geçen ticari gemi trafiğini engelleme imkanı yok. Fakat, bunların Montrö Sözleşmesinin nereyle ilgili olduğundan haberleri bile yok. Kanal İstanbul’u Montrö Sözleşmesi bağlar mı, bağlamaz mı, bundan da haberleri yok. Bir defa Kanal İstanbul’un Montrö Sözleşmesiyle yakından uzaktan alakası yoktur, bu böyle biline. Boğaz’da şu anda kılavuz kaptan ve römorkör gibi uygulamalar da kazaları önlemede yetersiz kalıyor. Boğazı ortadan kaldıramayacağımıza göre soruna kökten bir çözüm bulmamız gerekiyordu. Dünyadaki örneklere baktığımızda Kanal İstanbul tarzı su yollarının hem yaygın hem de oldukça karlı olduğunu görüyoruz. 2011’de milletimize bu sözü verdikten sonra adım adım dersimize çalıştık. İşin doğrusu 2023 hedeflerimizden biri olan Kanal İstanbul’u yapmakta geç bile kaldık” diye konuştu.

MALİYETİ 75 MİLYAR LİRA  
Erdoğan, “Kanal İstanbul’un inşa maliyetinin birilerinin söylediği gibi 125 milyar lira değil, şu an itibarıyla 75 milyar lira olarak hesaplanıyor” dedi. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Projenin finansmanında ve inşasında inşallah herhangi bir sıkıntı yaşanmayacağız. Türkiye’nin tüm büyük projelerinde olduğu gibi Kanal İstanbul’u da kör düşmanlık yapanlara rağmen Allah’ın izni ve milletimizin desteğiyle tamamlayacak ve bu abide eseri ülkemize kazandıracağız” dedi.

LİBYA 
Erdoğan, “Ülkemizin güney sınırları boyunca bir terör koridoruyla kuşatılma gayreti, ilkokul çocuklarının bile anlayabileceği açıklıkta yürütülen bir projedir. Buna rağmen hala ‘Ne işimiz var bizim Suriye’de’ diye sorabilen bir kafa, Türkiye ve Türk milletiyle tüm gönül bağlarını koparmış demektir. Türkiye’nin Suriye’de ne işi olduğunu bütün dünya anladı, bir tek bizim muhalefet partisi yöneticileri anlayamadı. Şimdi de her ağızlarını açtıklarında, ‘Ne işimiz var bizim Libya’da’ diye soruyorlar. Üstelik bunu söyleyen zat daha birkaç ay önce ‘Akdeniz’de herkes var’ ülkeleri sayıyor, ‘Türkiye yok’ diyerek yine bizi suçluyordu. Akdeniz’de Libya ile yaptığımız anlaşma sayesinde tüm dünyayı şaşırtan ve hayran bırakan bir denklem kurduk. Bay Kemal bunu görmedin mi? Bundan haberin yok mu? Barbaros’u görmedin mi orada Yavuz’u görmedin mi orada? Sismik araştırma gemilerimizi görmedin mi? Hepsi oralarda çalışıyor. Onların etrafında bizim Silahlı Kuvvetlerimizin, Deniz Kuvvetlerimizin fırkateynlerini de mi görmedin? Ama gözü var görmüyor, kulağı var duymuyor. Dili var ama konuşamıyor. Ülkemizin Libya’da ne işi olduğunu sormakla Akdeniz’de ne işimiz olduğunu sormak aynı şeydir” şeklinde konuştu. 
Erdoğan, “Bay Kemal herhalde bunu da görmezsin. Görsen de görmesen de oradayız ve orada bütün Akdeniz ile Libya ile ilgilenenlerle bunları konuşacağız. Tabii devlet yönetimini, diplomasiyi, güç dengelerini kurmayı parti içi ayak oyunlarıyla karıştıran sığ bir zihniyetin başka türlü bir refleksi olamaz. Yine de belki kalbi biraz yumuşar da kulağına iki kelam gider umuduyla bir kez daha tekrarlıyorum. Türkiye güney sınırlarını ve oralarda yaşayan kardeşlerinin huzurunu tamamen sağlayana kadar Suriye’de olmaya hatta daha da ilerlemeye devam edecektir. Sen katil Esed ile her türlü flörtü yapmaya devam et. Türkiye güney sınırlarının güvenliğini artık Mardin’de, Şanlıurfa’da, Gaziantep’te, Hatay’da değil daha ötesinden başlatıyoruz. 3 yaşında, 5 yaşında, 7 yaşında, ayakları çırılçıplak olan yavruların İdlib’deki halini görmüyor musun Bay Kemal? Onlara sessiz mi kalacağız? Onlar bizim kardeşlerimiz. Zaten bu değil miydi o bombalardan kaçıp da bize sığınanlara, ‘Biz bunları tekrar Suriye’ye göndereceğiz’ diyen. Ah kardeşlerim ah. Bunlarda vicdan yok vicdan. Ama biz ensar ve muhacir olmanın idraki içindeyiz. Biz o kültürle yetiştik. Allah göstermesin böyle bir şey bizim başımıza gelseydi halimiz ne olurdu? Terör örgütlerini kendi inlerinde kıstırıp şimdi onları biz etkisiz hale getirebiliyoruz. Türkiye, Akdeniz’deki hakları teslim edilene, 500 yıllık kardeşlerinin bağlarının olduğu Libya halkının meşru yönetimi güvene kavuşana kadar Libya’da olmayı sürdürecektir. Bu konuda yalan yanlış lakırdı edenleri Turgut Reis başta olmak üzere, o topraklarda yatan binlerce şehidimize saygılı olmaya davet ediyoruz. Hiç değilse Gazi Mustafa Kemal gibi Libya topraklarında canları pahasına mücadele yürüten kahramanlarımızın hatıralarına hürmeten en azından susmayı deneyebilirler. Ne diyor? ‘Biz Atatürk’ün partisiyiz.’ Hadi oradan, geç o işi geç, kimleri aldatıyorsun. Kabrinden kalksa size bu ülkede yaşam hakkı tanımayacağına inanıyorum. Osmanlı’nın en zayıf olduğu dönemde yürüttüğü Trablusgarp ve Bingazi savunmalarıyla çekilirken bölgede kurulmasını sağladığı cumhuriyet, çok değil bir asır öncesinin hadiseleriydi. Libya halkının bugün ülkemizi bağrına basması, herhalde bir anda ortaya çıkan bir ruh halinin eseri değildir. Gerisinde çok derin bir tarih ve medeniyetin arka planı vardır” diye konuştu. 
Erdoğan, “Suriye, Akdeniz ve Libya konularında siyasetin, diplomasinin ve askeri gücün tüm imkanlarını sonuna kadar kullanmakta kararlıyız. Bu mücadelede bizi  destekleyen Cumhur İttifakı ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye şükranlarımı sunuyorum. Böyle bir desteği vermedikleri gibi kısır siyasi hesaplarla bilerek veya bilmeyerek yeminli düşmanlarımız tarafından üretilen kampanyalara alet olanları da milletimize havale ediyorum. Bizi 2023 hedeflerimizi gerçekleştirmekten kimse alıkoyamayacaktır. En büyük mirasımız, evlatlarımıza 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirebilecekleri bir Türkiye bırakmak olacaktır. İnşallah büyük ve güçlü Türkiye idealimize her geçen yıl biraz daha yaklaşıyoruz” dedi. 

RAHŞAN ECEVİT
Erdoğan, merhum Başbakanlardan Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit’in hayatını kaybettiğini hatırlatarak, “Kendilerine rahmet diliyorum ve tüm sevenlerine aynı şekilde ben de bu duygularımı kendileriyle paylaşıyorum” şeklinde konuştu. 

METRO TÜNELİNDE İNCELEME
Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, asansörle metro tüneline inerek incelemelerde bulundu. Erdoğan burada, çalışmalarla ilgili yetkilerden bilgi aldı. 
(FOTOĞRAF)

Devamını oku

Popüler Başlıklar