Takip Edin

SAĞLIK

“Hava kirliliği kalbi sigara kadar tehdit ediyor”

Yayınlanma tarihi

-

İSTANBUL, (DHA)- Hava kirliliğinin kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, “Son çalışmalar gösteriyor ki hava kirliliği kalbe en az sigara içmek kadar zarar veriyor” dedi.

Şehirleşme tüm dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde hızla artıyor. Şehirleşmenin bu kadar hızlı büyümesiyle; otomobillerin ve yüksek binaların yarattığı çevre kirliliği ciddi bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor. Son çalışmaların hava kirliliğinin kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkisini ortaya koyduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin önemli detaylara dikkat çekti.

ARAŞTIRMALAR KANITLADI

Yapılan araştırmada dizel egzozuna maruz bırakılan bir grup hastanın incelendiğini belirten Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, “Burada ortam kirliliğine bırakılan hastalar var. Fabrikadan çıkan duman atıklarına, altın toz partiküllerine maruz bırakılan hastalar ayrı ayrı test edilmiş. Hepsinde hava kalitesi düşünce, vücutta hasar bırakan partiküller salgılanıyor. Bu tetiklenince de bir damar hasarı varsa bu aktif hale geliyor ve ani damar tıkanmaları inme, kalp krizleri görülüyor” dedi.

YÜKSEK TANSİYON VE SOLUNUM PROBLEMLERİ YARATIYOR

Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, “Hava kirliliği ve uzun süren trafiğin yarattığı egzoz gazına maruz bırakılan kişilerin ölçümlerinde, o an bile ciddi ölçüde tansiyon yüksekliği, solunum problemleri ve damar elastikiyeti kaybı belirlenmiş. Bunlar ciddi ölçüde kalp hastalığı riskini artırıyor. Aynı zamanda kişi kalp hastasıysa, tekrarlayan krizler görülüyor. Sigara, diyabet, hipertansiyon, kolesterol gibi tanımlanmış kalp hastalığı risk faktörleri var. Ama bunların yanı sıra yakın zamanda ciddi bir risk faktörü olarak hava kirliliğini görüyoruz. Bu da önem verilmesi gereken bir problem” diye konuştu.

BİREYSEL ÖNLEMLER MÜMKÜN MÜ?

Bireysel önlemlerle bu riskin azaltılabileceğini belirten Prof. Dr. Değertekin, şöyle devam etti:

“Aracınızın sıkışık trafikte kontağını kapatın. Bulunduğumuz binanın ısıtma ve soğutmasını optimum düzeyde kullanarak dışarıya verdiğimiz kirli hava miktarını azaltın. Bireysel olarak alacağımız çevreyi koruyucu her önlem yani naylon poşet kullanımını azaltmak bile çevre kirliliğini azaltacaktır. Risk faktörü olarak görülen özellikle genç nüfusta devam eden sigara alışkanlığı, yoğun stres gibi. Olumsuz etki yapan unsurlar da var. Bunun yanı sıra çocukluk yaş döneminden itibaren kişi hareketli yaşama, spora yönlendirilmeli. Çocukluk döneminden itibaren beslenme alışkanlıkları, damak zevki kontrol altına alınmalıdır. Toplum olarak egzersize daha fazla yönelmemiz, fizik aktivasyonu artırmamız, arabayı bir durak önce bırakıp yürüyerek devam etmemiz, mümkünse arabayı trafiğe çıkarmamız önemli. Bu hem hava kirliliği kontrolü hem de fiziki egzersiz açısından önemli.”

KALP SAĞLIĞI İÇİN BACAKLARI ÇALIŞTIRIN

Bacak kaslarını hareket ettirmenin kalp sağlığını koruduğunu anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, “Evde 15 dakikalık küçük egzersizler de kalp krizi ve yüksek tansiyonu azaltıyor. Aynı zamanda şeker riski de azalıyor. Bacak kaslarımızı hareket ettirmek önemli. Çünkü en fazla kas kütlesi bu bölgede bulunuyor. Bacak bölgesi ne kadar fazla hareket ederse şeker oranı o oranda düşer. Bu bütün metabolizmayı pozitif etkiler. Sigara ve alkolden de kaçınmak gerekli. Buna dikkat eden batılı ülkeler son 20 yılda kalp hastalıkları riskini yüzde 40 oranında düşürdü. Avrupa’da kalp hastalıklarının görülme sıklığı aniden yüzde ikiye düştü” diye konuştu.

 

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK

Cinsel fonksiyon bozukluğunda yeni tedavi yöntemi

Yayınlanma tarihi

-

İSTANBUL, (DHA) – Cinsel fonksiyon bozukluğu ilerleyen yaşlarda erkeklerde sıkça görülürken, medikal estetik, kireçlenme gibi birçok alanda kullanılmaya başlayan PRP (Platelet rich plasma) yönteminin bu sorun için de çözüm olabiliyor. Üroandroloji Uzmanı Prof. Dr. Halim Hattat, kişinin kendi hücreleri kullanılarak yapılan PRP  yöntemi ile cinsel performansı arttırmanın mümkün olduğunu söyledi.

Hattat Klinik’ten Üroandroloji Uzmanı Prof. Dr. Halim Hattat, PRP’nin cinsel organı gençleştirdiğini ve fonksiyonları desteklediğini ifade ederken trombosit bakımından zengin plazma tedavisi Platelet Rich Plasma’nın (PRP), yenilikçi bir tedavi yöntemi olduğunu söyleyerek, bilgi verdi. Prof. Dr. Hattat, “PRP, kişinin kendisinden alınan kanın çeşitli işlemlerden geçirilerek vücutta tedavisi planlanan dokulara enjeksiyon şeklinde uygulanan tedavi yöntemidir. PRP denilen trombositten zengin kan sıvısı son dönemde cinsel güç ve performans açısından kullanılan en yenilikçi tedavi yöntemi. Cinsel fonksiyonları destekliyor.

PRP NEDİR?

Trombositlerin vücudumuzda doğal olarak bulunan kan hücreleri olduğunu anlatan Prof. Dr. Hattat PRP işlemi hakkında şu bilgileri verdi: “Bu hücreler normalde kan pıhtılaşmasında görev alırlar ve tamir işlevine yardımcı olurlar. PRP kanda doğal olarak bulunan bu hücrelerin yoğunlaştırılmış halidir. Kanın santrifüj edilmesiyle elde edilen konsantre sıvı normalde kanda bulunan trombosit miktarının yaklaşık 2-4 katını içerir.  Bu yoğun miktardaki trombositler hem tamir özellikleriyle hem de içerdikleri büyüme faktörleriyle dokuda ciddi bir yenilenme sağlar. Hasarlı dokularda yeniden oluşma, hücre büyümesi, damar oluşumu, kollajen üretimi gibi etkiler görülür.”

PRP HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR?

PRP’nin kullanım alanlarını anlatan Prof. Dr. Hattat, “Normal yaşlanma süreciyle beraber penisi destekleyen ve cinsel fonksiyonlar için gereken damar, sinir ve kas yapısında doğal bir yavaşlama olur.  Özellikle damar sertliği ile beraber penisin adale dokusundaki katılaşma peniste hacim kaybına yol açar. PRP büyüme faktörü yardımıyla damar sinir ve adale dokusunu yenileme özelliği sağlayarak bu süreci tersine döndürüyor. Kök hücreleri de uyardığı için penis büyüme özelliği gösteriyor.Sertleşme sorunu, peniste eğrilik yaratan Peyronie hastalığı, pelvik ameliyatlar, kemoterapi veya radyoterapi sonrasında görülen fonksiyon azalmasında PRP uygulanabilir. Özellikle damar sertliği, şeker hastalığı ve sigara kullanan erkeklerde PRP etki gösterir.”

PRP UYGULANIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

PRP uygulamada özellikle hijyen koşullarına dikkat çeken Prof. Dr. Hattat, “Doktorun uzmanlığı ve kullanılan kitlerin kalitesi önemli.  İşlemin mutlaka klinik ve hijyenik bir ortamda gerçekleştirilmesi şart. PRP sıvısının penise doğru uygulanması için bu konuda uzman bir hekim gerekiyor.  Ayrıca PRP kitlerinin Sağlık bakanlığı ve Avrupa Birliği kurallarına uygun firmalardan seçildiğinden de emin olun.  Sağlıksız ortamlarda, işin uzmanı olmayan kişilerce, taklit kitlerle yapılan işlemlerden uzak durun” dedi.   

KİMLER PRP OLAMAZ? 

Kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde PRP uygulanmıyor. Kan değerlerinde kolesterolü, trigliseriti yüksek olanlarda PRP’nin daha dikkatli ve uzun bir hazırlık ile hazırlanması gerekiyor. 

(FOTOĞRAFLI)

 

Devamını oku

SAĞLIK

Her grip ‘domuz gribi’ değil

Yayınlanma tarihi

-

Aslı DURAN/ANTALYA, (DHA)- SON dönemde influenza (grip) salgınında artış olduğunu belirten uzmanlar, geçmeyen hırıltılı öksürük, yüksek ateş, burun akıntısı, yorgunluk gibi belirtileri olan kişilerin uzmana başvurması gerektiğine vurgu yaptı. Uzmanlar, her grip vakasına ‘domuz gribi’ denilmesinin yanlış olduğunu belirtti.
Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr. Ezel Taşdemir, son dönemde değişen hava olayları nedeniyle vatandaşların influenzaya yakalanma durumunda artış gözlendiğini söyledi. Geçmeyen hırıltılı öksürük, burun akıntısı ve yüksek ateş gibi belirtilerin baş gösterdiğini anlatan Doç.Dr. Taşdemir, alerjisi olan kişilerin bu tür hastalıkları daha uzun sürede atlattığını vurguladı. Taşdemir, ileri yaş grubunda olan kişilerde ve çocuklarda hastalığın çok daha ağır seyrettiğini belirtti. Taşdemir, bu tür hastalıklarda hijyene çok dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
INFLUENZA’NIN ALT GRUPLARI
Doç.Dr. Ezel Taşdemir, “Her vakaya ‘domuz gribi’ dememiz doğru değil. Influenza A, B, C şeklinde virüs alt grupları olan bir virüstür. Domuz gribi de zaten influenzanın A grubunda olan H1N1 virüsüdür. Özel testler yapılarak tanı konulabilir. Fakat şu aralar gördüğümüz grip salgınlarının çoğu influenza B dediğimiz, bildiğimiz basit gribal enfeksiyondur. Influenza’nın bu alt tiplerini ayırt etsek de tedavide aslında ortak karar vermekteyiz. Fakat komplikasyon açısından H1N1 virüsü biraz daha immunosit veya kronik hastalıkları olan ileri yaş grupları ve çocuklarda biraz daha ağır seyrettiği için hastaları bu konuda bilinçlendirmemiz gerekiyor” dedi.
YÜKSEK ATEŞ, HIRILTILI ÖKSÜRÜK VE BURUN AKINTISI
Influenza belirtilerini anlatan Taşdemir, “Yaygın vücut ağrıları, yüksek ateş, öksürük, burun akıntısı ve genel kırgınlıkla ortaya çıkar. Aslında hepsinin özellikleri ortaktır. Fakat hastalık seyir esnasında saydığım grup hastalarda komplikasyonlar yönünden biraz daha dikkatli olmak gerekir. Komplikasyonlar açısından hastalarımızı uyarıyoruz. İnatçı, geçmeyen hırıltılı öksürükler, solunum güçlükleri, düşmeyen ateş olursa mutlaka uzmanlara danışmaları gerekiyor. Hastalara genellikle anti-gribal tedavi uygulamaktayız” diye konuştu.
‘ALERJİNİZ OLABİLİR’
Doç.Dr. Ezel Taşdemir, “Yanılınan bir diğer konu ise şudur; Geçmeyen hırıltılı öksürük, burun akıntısı olan hastalarda grip ya da soğuk algınlığı değil, temelinde alerji olduğu görülmüştür. Çoğu hastanın alerji yatkınlığı varsa, gribal enfeksiyon gibi hastalık süresi uzamaktadır. Bu konuda özellikle ayırıcı bir tanı koyulmalıdır. Bu hastalık alerjik mi yoksa gribal bir enfeksiyon mu önce bunu teşhis etmek gerekir. Gerekli kan ve alerji testleri yaparak bu hastalığı ayırt edebiliyoruz” dedi.
‘HİJYEN ÇOK ÖNEMLİ’
Bu tür hastalıkların önüne geçmek için genellikle mevsim geçişlerinde dikkatli olunması konusunda da uyaran Doç.Dr. Taşdemir, “Hijyen çok önemli. Bu tarz bulaşıcı hastalıklarda genellikle damla yoluyla geçtiği için el temizliğine dikkat etmek gerekir. Enfeksiyonu olan kişilerin çalışmasını değil, evde dinlenmesini öneriyoruz” diye konuştu.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Genel

Çocuğunuz ile sadece vakit geçirmek önemli değil; “kaliteli zaman” geçirmek önemli.

Yayınlanma tarihi

-

Çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerini etkileyen en önemli şeylerden biri, ebeveynlerin çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesidir. Bu süreçte çocuklar, ebeveynleri ile çocukların gelişim süreci için önemli olan güvenli bağlanmayı geliştirirler. Kaliteli zaman, işiniz ile ilgili konulara, telefonunuza ya da çocuklarınızla ilgili olmayan başka şeyler üzerinde çalışmadan sadece çocuklarınıza odaklanmanızı gerektiren süre anlamına gelir. Aklınızda bulundurmanız gereken önemli şeylerden biri, çocuklarınızla zaman geçirirken çocuklarınızın ne yapmaktan hoşlandığını göz önünde bulundurmanız gerekmektedir. Ayrıca, akşam yemeğinde birlikte otururken yapılan sohbetler, küçük çocuğunuz varsa uyku saatinde çocuğunuzun seçtiği bir kitabı okumak ya da okulda yaptıkları, gördükleri ve hissettikleri hakkında konuşmak gibi aktiviteler kaliteli zamanlara dahildir.

Aileleriyle kaliteli zaman geçiren çocuklarda davranış problemleri görülmez. Mutlu, sevilen ve uyumlu çocuklar akranları veya çevrelerindeki insanlarla iyi ilişkiler geliştirme eğiliminde olurlar. Bu süreçte, evde gördüklerine dayanarak diğer insanlarla nasıl etkileşim kurabileceklerini öğrenirler. Ayrıca, ebeveynleriyle kaliteli zaman geçiren çocuklarda uyuşturucu vb. gibi kötü alışkanlıklar gelişmez.

Happy young family spending time together outside in green nature.

Çocuklarınızla kaliteli zaman geçirmek için neler yapabilirsiniz?

Dönem tatili, çocuklarınızla kaliteli zaman çizelgesi oluşturmak için etkili bir zamandır. Bu programı okul zamanı içerisinde de düzenli olarak devam ettirebilirsiniz.

• Çocuğunuz ile her gün yapılabilecek özel ritüeller yaratabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzun yatmadan önce seçtiği bir kitabı okuyabilir ve kitap hakkında konuşabilirsiniz.

• Çocuğunuzu okulda ki günün nasıl geçtiği hakkında konuşmaya teşvik edebilir ve okulda yaşadıkları ile ilgili duygularını sorabilirsiniz. Bu sohbette önemli olan, çocuğunuza tam anlamıyla odaklanmanız ve ona, onu dinlediğinizi hissettirmenizdir.

• Özel kurabiye tarifinizi oluşturabilirsiniz. Bu tarifi, mümkün olduğunca, her hafta sonu veya her ay yapabilirsiniz.

• Çocuğunuzla birlikte özel aile şarkısı seçebilir ve bu şarkı ile dans edebilirsiniz.

• Kampa gitme fırsatınız yok ise evde kamp kurabilir ve ev eşyalarınızla kamp atmosferi yaratabilirsiniz.

• Her hafta sonu yeni şeyler keşfetmek için dışarı çıkabilirsiniz ve bunun hakkında konuşabilir, keşfettiklerinizi çizebilir veya sizi nasıl hissettirdiği hakkında konuşabilirsiniz.

• Çocuğunuz ile onun sevdiği oyunları oynayabilirsiniz. Burada önemli olan çocuğunuzun oyun sürecinde sizi yönlendirmesidir.

Bu maddeleri hayal gücünüze göre çoğaltabilirsiniz. Ancak, aklınızda bulundurmanız gereken en önemli şey çocuğunuz sevdiği aktivitelere göre kaliteli zaman yaratmanız çünkü önemli olan çocuğunuzun mutluluğu. Çocuğunuz ile kaliteli zaman geçirmek istediğinizde, onun neye ihtiyacı olduğunu ve ne yapmak istediğini tam anlamıyla anlamanız ve o doğrultuda hareket etmeniz gerekmektedir.Her ebeveyn çocuğunu koşulsuz sever ancak çocuğunuza sevginizi göstermezseniz, çocuklarınız için bir anlam ifade etmeyecektir. Çocuğunuzla geçireceğiniz kaliteli zamanlar onlara sevginizi göstermek için en büyük fırsattır

Devamını oku

Popüler Başlıklar