Takip Edin

Köşe Yazıları

HAYAT ERDEMLİ OLMAYI ÖĞRETMEZ BİZE, BİZ SEÇERİZ ERDEMLİ YAŞAMAYI.

Yayınlanma tarihi

-

Erdemli olmalı bir insan ilk önce…

Kim bilir daha kaç kez yenilip yanılıp yığılıvereceğiz olduğumuz yere. Kaç kez daha sevmemek için kendimize söz vereceğiz. Kaç kez daha inanmak isteyeceğiz. Kaç kez daha savrulup kirletilecek bedenlerimiz ruhlarımızdaki kanı temizlemek için kaç zaman bekleyeceğiz. Ardından kanayan yerlerin iyileşmesi için kaç kez kendimizi kendi içimizde infaz edeceğiz.

Ne zaman sevmeyenlere denk gelmekten kurtulacağız. Ne zaman yeter artık diyerek gözlerimize ve kalbimize hayali falçatayla çizikler atacağız. Bir kerede olsa iç sesimizin yanılmasını umut etmekten ne zaman vazgeçeceğiz.

Sevilmedik mi çoğu zaman? Biz az sevemedik dostlarım biz az sevmeyi öğrenemedik. Biz yüreğimizle, ellerimizle, gözlerimizle sevdik her daim hayatlarımıza dâhil ettiklerimizi. Ama sevdik de ne oldu? Ne dostu, ne sevdalısı bilmedi kıymetimizi. Seven insan ezilen insandır hayatta her daim. Seven insan acizdir. Seven insan kördür ilk önce. Öyle kördür ki hemde gerçekleri göremez sevdalı ise …

Şimdi kalkıp biri beni yeniden sevmeye, tekrardan güvenmeye ikna edemez. Duyduklarım, gördüklerim, yaşadıklarım bana fazlasıyla yetti. İnsan zor durumlarında tanıyor insanları… Ah dost dediklerimiz, hele sevdalandıklarımız! Anne olduktan sonra yaşadığımız onca zorluk peki? Kötülük, bencillik sarmış kalpleri. Liğme liğme olmuş güven duyduğumuz tüm duygular ve insanlar.

Erdemli yaşamalı bir insan. Ne olursa olsun vazgeçmemeli erdemlerinden. Onurlu olmalı bir insan onurunu hiçe sayıp adam kullanmaya, hırsızlık yapmaya, kalp kırmaya yeltenmemeli. Adil olmalı bir insan kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başka birine yapmamalı (En önemlisi bu olmalı hatta ).

İnsanların onurlarını zedeleyen insancıklarla dolu her yanımız. Sapıklar, hırsızlar, küfürbazlar, bağımlılar, yalancılar, kötü kalpliler ve nicesi… Onurunuzu hiçe sayan, onu ezmeye çalışan  birisi bırakın adam olmayı, erkek olmayı, kadın olmayı insan olmamıştır en önce.

Peki neden? Neden insanlar bunca kötü? Kompleks? Eğitimsizlik? Hoşgörüsüzlük? Bencillik? Eminim bir çok okur burayı okuyunca derin bir nefes alıp “İşte bu” benimde söylemek istediklerim tam olarak hatta daha fazlası “bu” diyor şu anda.

Kırıldık, ağladık, üzüldük, uykusuz kaldık kendimizi parçaladık, yalnız da kaldık ama gelin görün ki biz gizleyerek yaşamlarımızı nefes almadık hiç.  Kimsenin kalbini bizi kırmadıkça kırmadık. Kimseyi bizi üzmedikçe üzmedik. Kimseyi kullanmadık. Her zaman onurumuz hayatımız oldu bir an olsun erdemlerimizden vazgeçmedik. Acımızı da mutluluğumuzu da dilimizden çok gözlerimiz anlattı. Kimseye bir şeyler söyleme gereği duymadık kimi zaman, kimi zamanda hiç susmadık!

Bırakın özgür kalsın ruhlarınız. Biri size acımıyorsa sizde acımayın. Biri sizi özlemiyorsa sizde özlemeyin. Biri sizi aramıyorsa sizde aramayın. Biri sizi sevmiyorsa sizde sevmeyin. Biri onurunuzu kırıyorsa sizi üzüyorsa o kişiyi affetmeyin. Çünkü sizden değerli , kendinizden değerli kimse yok şu hayatta. Elbette anne olanlar hayır kendimden önce evlatlarım var diyecekler biliyorum. Bende anneyim ama ben iyi olursam , ben mutlu olursam bende çocuğuma iyilik ve mutluluklar katabilirim. Çünkü bir çocuğun gelişimini tamamlama evresinde rol modeli genellikle annelerdir. Bu nedenle siz gülerseniz gülmeyi öğrenirler, siz severseniz sevmeyi öğrenirler, siz onları dinlerseniz onlarda sizi dinlemeyi öğrenirler.

Kendinizi daha çok sevdiğiniz, daha çok güldüğünüz, hava durumunun tadını çıkarttığınız günleriniz olsun.

Yazmak kişileri ve beni ölümsüzleştirir. Kalbimdeki zehri ise akıtmanın en uysal halidir.

Hoşça, dürüstçe, erdemli ve sevgiyle kalın.

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazıları

Çocuklarda Teknoloji Kullanımının Etkileri ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yayınlanma tarihi

-

Günümüzden 20 yıl önce, çocuklar sokaklarda oyun oynarlardı, bisiklete binerlerdi, ebeleme oynarlardı, seksek oynarlardı, doğa ile iç içeydiler. Bu sayede, çocuklar hareket edebiliyor, vücutları daha sağlıklı gelişebiliyordu. Ancak, teknolojide ki gelişimlerle birlikte, yaşam koşullarında da değişimler meydana geldi. Çocuklar bu süreç içinde, çarpık yapılaşma sonucu yeşil alanlardan, oyun parklarından, sokak aralarındaki oyun yerlerinden yoksun kaldılar. Bundan dolayı çocuklar enerjilerini fiziksel olarak kullanamadıkları için başka alanlara yöneldiler. Tek çıkış yolları da teknolojik aletler oldu. Bu sebeple, çocuklar günlük yaşantılarında televizyon, telefon, tablet gibi teknolojik aletlere yönelmekte ve bu da onların sosyalleşmelerini, iletişim becerilerinin gelişmesini etkilemekte ve oyun oynamalarını şekillendirmektedir. 

Teknolojik aletlerin bilinçsizce kullanımı çocuklarda birçok gelişimsel probleme sebebiyet vermektedir. Okul öncesi ve okul çağında, bilinçsizce kullanılan teknolojik alet kullanımı dikkat sorunlarına, obezite, uyku sorunlarına, ya da agresif davranışlara neden olabilmektedir. Çocuk gelişimi için önemli olan bilişsel ve duygusal gelişime de ciddi zararlar vermektedir.

Günümüzde önemli bir yere sahip olan bu teknolojik araçların olumsuz etkilerinin yanı sıra doğru ve etkin kullanıldığında da birçok yarar sağlanmaktadır. Bununla birlikte, çocuğun gelişiminde en önemli unsur olan aile bu etkinin nasıl olacağını belirlemektedir. Genellikle aileler, televizyon izlerken ya da yemek yerken, çocuklar internete girip dijital oyunlar oynamakta ya da çeşitli videolar izlemektedir. Teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak mümkün değildir. Bu sebeple, önemli olan çocuğunuz için etkin ve doğru kullanım bilincine sahip olmaktır. 

Çocukların teknolojiyi doğru ve etkin kullanabilmesi için öncelikle ebeveynlerin kendi görev ve sorumluluklarının farkında olması gerekmektedir. Bununla birlikte, ebeveynler kullanılan teknolojik aletlerin çocuklarının gelişimine etki ettiğinin bilincinde olmalılardır. Dört yaş altı çocukların teknolojik alet kullanmak yerine kendi başlarına oyun oynamaları onların bireysel problem çözme, yaratıcı düşünme, odaklanma gibi becerilerini geliştireceği unutulmamalıdır. 

Peki, çocuklar ekran başında ne kadar kalmalı?

0-3 yaş aralığındaki çocuklar mümkün olduğunca televizyon, tablet, telefon gibi teknolojik aletlerden uzak tutulmalı ve ekran başında vakit geçirmemelidir. 3-6 yaş aralığındaki çocuklar günde 20-30 dakikayı geçmeyecek şekilde teknolojik aletleri kullanabilirler. Ancak burada önemli olan ebeveyn kontrolünde çocukların bu aletleri kullanmasıdır. 

3-6 yaş aralığındaki çocukların çok geniş algılama yetenekleri vardı. Herhangi bir şeyi görmeseler de duyarak algılayabilir ve bilinçaltlarına kodlayabilmektedirler. Bu yüzden ev ortamında ebeveynler televizyon izlerken izlediklerin programların içeriklerine önem göstermelidirler. Bununla birlikte, ebeveynler çocuklarının odalarına televizyon koymamalı ve televizyon izleme saatinde çocukları ile birlikte televizyon izlemelidirler. İzlenecek programlar çocuğun gelişim düzeyine uygun olmalıdır. Ayrıca, ebeveynler çocuğun televizyon izlemesi yerine fiziksel aktivite, grup oyunları, arkadaş ilişkileri kurmak gibi çocuğun gelişimine yarar sağlayacak aktivitelere teşvik etmelidirler. 

Tablet, telefon gibi aletleri çocuklar kullanırken ebeveynlerin dikkat olması ve çocukların ziyaret ettiği internet siteleri ve sosyal medyaları takip etmeleri gerekmektedir. Bununla birlikte, ebeveynler çocukların gelişimlerine uygun şiddet ve saldırganlık içermeyen, tablet ve internet oyunlarını kendilerinin uygun gördüğü zaman aralığında çocukları ile birlikte oynayarak onların gelişimlerine katkı sağlayabilirler.

Devamını oku

Köşe Yazıları

Her şeye rağmen

Yayınlanma tarihi

-

Bir şiir vardı ya hani…. “Kalbimizi dolduran duygular kalbimizde kaldı” Ah benim lise zamanlarında ki şiir dinletilerim, tiyatro gösterilerim. İnsanın en güzel anılarının bir fotoğrafı olmaz mı hiç? Neden olmaz en sevdiklerimizle en güzel günlerimizden neşeli kareler?

Bazen sohbete dalıp unutuyoruz fotoğraf çekmeyi ama bence dünyanın en güzel hatıraları fotoğraflarda saklı. Maziye dönüp bakınca yüzümüze tatlı bir tebessüm konuyorsa, dudağımızın yanında gülümseme çukuru oluyorsa (tıpkı şu anda bu satırları yazarken bende olduğu gibi 😊) güzel anılar biriktirmişsiniz demektir. 🙂

Her fotoğraf güzeli, neşeyi anımsatmıyor elbette. Bazen hüznü, bazen acı günleri bazen özlenen bir akrabayı…

Sizin hiç arkadaşınız öldü mü? Benim öldü. O günü hiç unutmuyorum… 1994 senesi aylardan Ekim günlerden Çarşamba. Ben 12 yaşındayım. Arkadaşımın adı Ümran… Beden dersindeyiz son saat, ama ders bitmiş soyunma odası yerine en üst kata aşık olduğumuz çocukları görebilme umuduyla çıkmışız. Elimi tutuyor Ümran ve bana söylediği sözü hiç unutmam “Sakın beni bırakma Berna” dedi bana. Bende ona sende sakın beni bırakma dedim… O akşam annesi aşık olduğu çocuğun halı saha maçını izlemeye giden Ümran’ı herkesin içinde dövmüş! Ve maalesef Ümran intihar etmiş! Ben bunu ertesi sabah öğrendim. O zaman teknolojik en medeni alet ev telefonlarıydı. Nereden haberimiz olacaktı sanki. Olayın tek mimarı başka bir arkadaşımın onu betonun üzerinde yatıyorken görmesi…

Sonra ben haftalarca kabuslar gördüm. Beni bırakma Berna diye sesleniyordu mezardan… Ümran’la hiç fotoğrafımız olmadı bizim. Okula ‘da yeni gelmişti. Göçüp gitti aramızdan yıllar yıllar geçti üzerinden… Yani ümran’ la bir fotoğrafım olsa hep o çarşamba günü gelirdi aklıma mutlaka ve bana söylediği o sözü… İnsanoğlu bir var bir yok.

Benim 28 aylık küçük bir kızım var. Benim yaş grubumda arkadaşlarımın çoğu anne ya da baba oldular. Zannediyorum ki hepimiz çocuklarımıza güzel anılar bırakmak isteriz.

Güzel fotoğraflar, anı defterleri, günlükler, video kayıtları ve daha nicesi… Eski zamanlarda fotoğraf albümleri çıkardı aile akşamları, saatlerce her birine tek tek bakardık. Şimdi her şey dijital. Ama benim fotoğraf arşivim var. Kötü anı içerenleri sildim, silmeye devam edeceğim. Güzel anılarla dolu olanları sakladım.

Sanırım dünya yeterince kötülüklerle ve kötülerle dolu. Bu nedenle ben hayatımda güzel, neşeli, mutlu, sevgi dolu, saygılı, huzurlu anılar biriktirmeye karar verdim ve seçtim bunların hepsini.

Peki ya siz kendi hayatınız için seçim yaptınız mı? Daha mutlu, daha sağlıklı, daha neşeli, daha eğlenceli, daha huzurlu olabilmeniz için neler mümkün?

Güzel dostlar biriktirin kendinize ve elbette güzel anılar…. Hepsi bu. Hayatın özü güzelliklerden geçiyor. Kötüler, kötülükler insanı yaralıyor ama geriye hep güzellikler, iyilikler kalıyor. Kimse kötü insanları anmıyor ama iyiler için ne “iyi” insandı deniliyor.

Az önce bir arkadaşımla yazışıyorduk. Ona yazdığımın aynısını size de yazmak istiyorum…

“M: Hayat güzel, her şeye rağmen.

B: Hayat güzel, onu kirleten insanlar. Keşke hep böyle güzel şeylere ağlasak. Hayatı neşeden işlemek gerekiyor. Toplaşıp dökmek lazım kahkahalarımızı ortalığa”

Ve siz pek değerli okuyucular, hep birlikte hayatınıza neşe katan insanlarla vakit geçirmeye ve hayatı neşeden işlemeye ne dersiniz?

Hadi hep birlikte şen kahkahalarımızı dökelim ortalığa. Bir tebessüm her şeyi değiştirmeye davet eder. O zaman hep birlikte sevdiklerimize gülümseyelim, dostlarımızla şarkılar söyleyelim, yağmurda dans edelim ve bol bol güzel anılar biriktirelim her şeye rağmen.

Sevgilerimle,

Devamını oku

Köşe Yazıları

Çocuklarınıza en iyi yatırım onlara kitap okumak ve okutmaktır!

Yayınlanma tarihi

-

Çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal olarak gelişimini destekleyen önemli etkenlerden biri kitaptır. Kitaplar çocukların hayal gücüne ve yaratıcılıklarını geliştirirken aynı zamanda neden-sonuç ilişkisi kurma, problem çözme, yaratıcı düşünme gibi becerilerine büyük ölçüde katkı sağlar. Kitaplar sayesinde doğaya, canlılara ve insanlara karşı duyarlı olmayı öğrenirler. Çocuklar kitaplarla ne kadar erken tanışırlarsa bu becerileri aynı oranda hızlı gelişecektir.

Çocukların erken yaşta kitaplarla tanışması; onların kelime hazinesinin gelişmesine, duygularını tanımasına ve nasıl dile getirmesi gerektiğine katkı sağlar. Erken yaşta kitap okuma alışkanlığını edinen çocuklar “okur gibi yapmaya, soldan sağa okumaya çalışmaya, hikâyeyi anlamaya ve başka hikâye oluşturabilmeye” başlarlar. Bu da çocukların okunan kitapları akıllarında tutmasına böylece hafızalarını güçlendirmesine katkı sağlar.

Ebeveynlerin çocukları ile birlikte kitap okumalarının çocukların zihinsel gelişimine katkı sağladığı araştırmalar tarafından kanıtlanmıştır. Kendilerine kitap okunan çocukların kendi akranlarına oranla öyküyü anlama ve öyküden neden-sonuç ilişkisi çıkarma gibi becerilerini daha etkin kullandıkları görülmüştür. Bununla birlikte, ebeveynler kitap okurken çocukların dikkatlerini kitap üzerinde yoğunlaştırdıkları ve sordukları sorularla onların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerine katkıda bulundukları araştırmalar sonucunda görülmüştür.

Kitap okumanın çocuğun duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimine katkı sağlaması ancak çocuğun yaşına, ilgi alanlarına ve ihtiyacına göre kitap seçilmesi durumunda daha etkili olacaktır.

Kitap seçerken nelere dikkat edilmeli?

Kitabın çocuğun yaşına, ilgi alanına uygun seçilmesi gerekir. Bu kitaplar çocuğun duygularını anlatabilme, çevresini tanıyabilme, ufkunu geliştirme gibi becerilerine katkıda bulunmalıdır. Diğer önemli bir konuda, kitabın çocuğun anlayabileceği bir dil ve akışta yazılmış olmasıdır. Kitabın temasının evrensel konularla (dostluk, arkadaşlık, yardımlaşma vb.) ilgili olmasına özen gösterilmelidir.

0-3 yaş grubundaki çocuklar için kitap seçerken; kitabın yıpranmayacak materyallerden (kumaş, karton vb.) olmasına, canlı renklerden oluşmasına ve çocuğun etrafındaki nesneler ve olaylar ile ilgili olmasına özen gösterilmelidir.

3-6 yaş grubundaki çocuklar gördükleri yazıların ve kitapların olay örgüsüne aşina olmaya başlarlar ancak bununla birlikte, olay örgüsünün çok uzun olmamasına özen gösterilmelidir. Bu yaş grubundaki çocukların kelime bilgilerini geliştirmek için tekerlemelerdeki gibi ses tekrarlarının bol olduğu kitaplar seçilmelidir. Çocukların duyguları anlamalarına ve ifade etmelerine katkıda bulanabilecek kitaplar seçmeye özen gösterilmelidir.

6-9 yaş grubundaki çocuklar okumanın zevkine yeni yeni başladıkları için yeni kelimeler ve bilgiler öğrenebilecekleri kitaplar seçilmelidir.  9-12 yaş grubundaki çocuklar kendi ilgi alanlarını keşfetmeye başlarlar. Bu nedenle, bu yaş grubundaki çocukların kitaplarını kendi seçmelerine teşvik edilmesi gerekmektedir.

Kitap okuma alışkanlığı küçük yaşlardan başlar. Bu nedenle, ebeveynlerin verecekleri boyama kitapları, resimli ve sesli kitaplar çocukların kitapları ve okumayı sevmesine yardım olacaktır. Ayrıca, çocukların kendi kütüphanelerinin olması kitap okuma alışkanlığına katkı sağlayacaktır. Bununla birlikte, unutulmamalıdır ki, sadece kitap alarak ya da kitap okuyarak çocuklara kitap okumayı sevdirmek yeterli değildir. Çocuklar ebeveynlerini rol model alarak gelişimlerini sürdürürler. Bu sebepten dolayı, çocukların ebeveynlerini kitap okurken görmesi kitap okuma davranışını pekiştirmelerine ve hayatlarının bir parçası haline getirmelerine yardımcı olacaktır.  

Kaynaklar

Çiftçi, F., (2015). Çocuk Edebiyatında Yaş Gruplarına Göre Kitaplar ve Özellikleri. Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 1 (1), 125-137.

Hutton, J. S., Horowitz-Kraus, T., Mendelsohn, A. L., DeWitt, T., & Holland, S. K. (2015). Home Reading Environment and Brain Activation in Preschool Children Listening to Stories. Pediatrics, 136(3), 466-478.

Metin, G. T., & Gökçay, G. (2014). Bebeklik ve Erken Çocukluk Döneminde Kitap Okuma: Çocuk Sağlığı İzlemlerinde Etkili Bir Gelişim Önerisi. Journal of the Child / Cocuk Dergisi14(3), 89–94.

Sever, S., (1995). Çocuk Kitaplarında Bulunması Gereken Yapısal ve Eğitsel Özellikler. Abece107, 14-15.

Tanju, Y., (2010). Çocuklarda Kitap Okuma Alışkanlığına Genel Bir Bakış. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 21 (21), 30-39.

Fotograf :https://www.parenthub.com.au/baby/reading-kids-emotional-development/

Devamını oku

Popüler Başlıklar