Takip Edin

Siyaset

 “Hindistan Keşmir’i işgal ediyor”

Yayınlanma tarihi

-

İSTANBUL, (DHA) – Hindistan ile Pakistan arasında 72 yıldır anlaşmazlık konusu olan Keşmir’e yönelik İstanbul’da düzenlenen konferansta konuşan Bölgesel Kalkınma Uzmanı Mehmet Emre Aktuna, Keşmir sorunun devam etmesinin istendiğini vurgulayarak, insanların sokağa çıkamadığını, özgürlüklerinin olmadığını söyledi. Aktuna, “İnsanların hakları yok, internet ve mobil hat bulunmuyor. Hindistan Keşmir’i işgal ediyor” dedi.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) Yeniler Kulübü öğrencileri ‘Dün, Bugün ve Yarınıyla Keşmir Meselesi’ başlıklı bir konferans düzenledi. Üniversitenin Halkalı Yerleşkesi’nde düzenlenen konferansta, sorunun ne olduğu, çözüm önerileri ve bölgedeki insan hakları ihlalleri masaya yatırıldı. Uzmanlar, Hindistan’ın Keşmir politikasını ve Pakistan’ın isteklerini, iki ülkenin savaşın eşiğine gelip gelmeyeceğini tartıştı.

İki oturumda gerçekleşen konferansa, GASSAM Başkanı Cemal Demir, Gazeteci Merve Şebnem Oruç, GASSAM Uzmanı Dr. Hayati Ünlü, GENAR Başkanı İhsan Aktaş, Bölgesel Kalkınma Uzmanı Mehmet Emre Aktuna, Urdu Dil Uzmanı Prof. Dr. Halil Toker, İZÜ Doktora öğrencisi Rıyaz Ul Khalıq, davetliler ve öğrenciler katıldı.

“TÜRKİYE VE PAKİSTAN ÇÖZÜM İSTİYOR”

Keşmir’in işgal altında olduğunu söyleyen Bölgesel Kalkınma Uzmanı Mehmet Emre Aktuna, “Keşmir sorunun devam etmesini istiyorlar çünkü bölge İngiltere gibi bazı batı ülkelerinin çıkar alanlarından bir tanesi. Ortadoğu ve Kıbrıs gibi. Keşmir sorunun devam etmesi isteniyor, çözülmek de istenmiyor. Türkiye ve Pakistan çözüm istiyor. Muğlak kalmasını isteyen ülke de Hindistan, tarihsel sürece baktığımız zaman Hindistan’ın Keşmir’i nasıl işgal ettiğini görüyoruz” dedi.

“HİNDİSTAN KEŞMİR’İ İLHAK ETTİ”

Hindistan’ın Keşmir sorununu çözmek istemediğini vurgulayan Aktuna, “Böylece istediği her şeyi elde edebiliyor. Pakistan, Çin ve Hindistan’ın taraf olduğu Keşmir’de ‘Cammu ve Keşmir’in Yeniden Yapılandırılması Yasası’ kapsamında 370’inci maddenin anayasadan kaldırılmasıyla Hindistan, Keşmir’i eyaleti ilan etti. 370’inci maddenin kapsamı, Keşmir’in ‘özel statüsünün’ kaldırılmasını içeriyordu. Eskiden olan tüm özel statü haklarını kaybetti. Herhangi bir tepki veremedik, Hindistan şu anda fiili olarak Keşmir’i ilhak da etti. Süreç Hindistan’ın istediği gibi gidiyor. Şimdi diğer ülkelerin bu soruna karışmasını da engelleyecek kendi iç sorunu olarak bakacak” diye konuştu.

KEŞMİR NEDEN ÖNEMLİ?

Keşmir’in Alt Kıta’nın su kaynaklarını barındırdığını söyleyen Aktuna, “Rusya, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Çin’e sınırı olan bir bölge. Bu kadar kritik jeopolitik önemi olan bir yerin de göz önünde olması çok normal” ifadelerini kullandı.

“BÖLGEDE GÖRMEDİĞİMİZ DEVAM EDEN BİR SAVAŞ VAR”

İnsanların birçok hakkının elinden alındığını vurgulayan Aktuna, “Aslında bölgede bizim görmediğimiz devam eden bir savaş var. İnsanlar dışarı çıkamıyor, çıktıklarında tutuklanıyorlar. Özgür düşünme, konuşma yok. 4 kişinin bir araya gelemediğini düşürseniz zaten fiili olarak bir savaş yaşanıyor. Mobil hat, internet yok. Sadece karasal hatlardan bir kısmı çalışıyor ve kaç kişide bu hatlar var. 100 günü geçti, insanlar patlamaya hazır bomba gibi sıkışmış durumdalar” dedi.

Muğlaklığın karşı tarafın her zaman işine geldiğini belirten Mehmet Emre Aktuna, “BM, barışçıl yollarla çözülmesi yönünde karar aldığı için herhangi bir askeri ve siyasi anlamda müdahalede bulunmuyor. Sadece tavsiyeler veriyor, bu da herkesin işine geliyor. Bir şekilde herhalde savaş çıkmasını bekleyeceğiz, sorunu böyle çözümleyeceğiz. Muğlaklık karşı tarafın her zaman işine geliyor” diye konuştu.

DEMİR: ÇÖZÜM KOLAY GÖZÜKMÜYOR

Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) Başkanı Cemal Demir ise, “Keşmir sorunun çözümü o kadar kolay görünmüyor. Çünkü güç ve çıkar çatışmaları var. Keşmir halkının çözüm yolunda ittifak kurması lazım. Bu noktada Pakistan tarafındaki Keşmir halkının bakış açısı farklı, Hindistan tarafındaki Keşmir halkının bakış açısı farklı. Hindistan hükümeti de bu zaaftan yararlanarak 5 Ağustos’ta Keşmir’e tanınan ‘özel statü’ kararını kaldırdı” ifadelerini kullandı.

“ASIL SORUMLU İNGİLTERE”

Eylem planına ihtiyaç olduğunu belirten Demir, “Bu konuda asıl sorumlu İngiltere’dir. Çünkü 1947 yılındaki paylaşımda Keşmir, ne Hindistan ne de Pakistan’a bırakıldı. Paylaşım etiği olarak Keşmir’in Pakistan’a verilmesi gerekiyordu. Hindistan kendi gücünü kullanarak buranın kendi toprağı olduğunu iddia etti. Türkiye, Hindistan ve Pakistan arasındaki iletişim yollarının açılmasında yardımcı olabilir. Hindistan konuya kendi iç işleri meselesi olarak bakıyor. Herhangi bir uzlaşıyı ve dışarıdan müdahaleyi istemiyor” dedi.

 

 

 

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Siyaset

Erdoğan: Soykırım heveslilerini ödüllendirmek yeni soykırımlara icazet vermek demektir

Yayınlanma tarihi

-

Arda ERDOĞAN/ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Avusturyalı yazar Peter Handke’e Nobel edebiyat ödülü verilmesine ilişkin, “İslamofobi’nin batı ülkelerinde veba gibi yayıldığı bir dönemde soykırım heveslilerini ödüllendirmek, yeni cinayetlere, yeni ırkçı saldırılara, yeni soykırımlara icazet vermek demektir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Sürgünün 75. Yılında Ahıska Türkleri Anma Programı’nda Ahıskalı Türkmenlerle bir araya geldi. Programa, Erdoğan’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren ve Dünya Ahıska Türkleri Birliği Başkanı Ziyatdin Kassanov katıldı. Programda, Ahıska Türklerinin sürgün edilişini anlatan belgesel gösterildi. Erdoğan, yaptığı konuşmada, Ahıska Türklerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 
‘ADALETİ SAVUNMAK GİBİ BİR DERTLERİ ASLA YOKTUR’
Türkiye’de geçmişte yaşanmış en küçük hadiseleri bile, mecrasından saptırarak küresel çapta karalama kampanyasına çevirenlerin, Ahıska Türklerinin trajedisine kör ve sağır kaldıklarına dikkat çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
“Çünkü bunların hakkı, hakikati, adaleti, insani değerleri savunmak gibi bir dertleri asla yoktur. Böyle bir hassasiyetlerinin olmadığını Nobel edebiyat ödülünü Bosna soykırımını inkar eden bir faşiste vererek tekrar göstermişlerdir. On binlerce Müslüman’ın kanını döken bir caniyi savunan, destekleyen, hatta öven bir şahsın böyle bir ödüle layık görüşmesi utanç vericidir, rezalettir. Bu şahsın insan hakları evrensel beyannamesinin kabul edildiği 10 Aralık İnsan Hakları gününde ödüllendirilmesiyse ayrı bir garabettir. İslamofobi’nin batı ülkelerinde veba gibi yayıldığı bir dönemde soykırım heveslilerini ödüllendirmek, yeni cinayetlere, yeni ırkçı saldırılara, yeni soykırımlara icazet vermek demektir. Kirli ve kanlı siciline rağmen bu şahsı ödüllendirenler, 25 yıl önce Bosna’da işlenen soykırıma da ortak olmuşlardır. Zira bizim değerlerimizde zulme rıza zulümdür. Nobel komitesi, hem edebiyat hem de barış ödülü alanında daha önce de benzer vahim kararlara imza atmıştır. Ortada küresel barış ve istikrar adına hiçbir başarısı olmayan, hatta eline masumların kanı bulaşmış kimi siyasetçiler, bu komite tarafından ödüle layık görüşmüştür. Nobel’in barış çabalarını veya edebiyatta kaliteyi ödüllendirmekten ziyade çoğu zaman siyaset ve toplum mühendisliğinin vasatı olarak kullanıldığını hepimiz gayet iyi biliyoruz.”
‘SÖZ KONUSU MÜSLÜMAN HAKLARI OLUNCA DERİN SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜLER’
Erdoğan, hassas bir dönemde, ırkçılığından gurur duyan bir kişinin ödüllendirilmesini iyi niyetli görmediği belirterek, “Bana göre Nobel itibarını tamamıyla kaybetmiştir. Nobel tamamıyla siyasileşmiştir. Nobel tamamıyla ideolojik kararlar vermektedir. Avrupa’da hemen her gün camilere saldırılırken, Müslümanların can ve mal emniyeti giderek kaybolurken bu ödül sadece İslam ve insanlık düşmanlarına cesaret aşılayacaktır. Akıl, izan ve vicdan sahibi herkesi bu skandala tepki göstermeye çağırıyoruz. Ülkemizin yetiştirdiği en önemli bilim adamlarından Prof. Dr. Aziz Sancar hocamıza hassasiyeti için ayrıca teşekkür ediyoruz. Elbette bu skandal Müslümanların acılarına karşı duyarsızlığı ne ilk ne de son örneğidir. Hocalı Katliamı’ndan, Ahıska sürgünlerine, Arakan’da işlenen cinayetlerden Suriye’deki vahşete kadar biz buna pek çok şahit olduk. Lafa gelince insan haklarını kimseye bırakmayanlar, söz konusu Müslüman hakları olunca birden derin bir sessizliğe büründüler. Bize demokrasi ve hukuk dersi verenler on binlerce insanının kanını döken diktatörleri ve terör ele başlarını kırmızı halıda ağırladılar. Kendi vatandaşlarına hak gördükleri demokrasi ve özgürlükleri Afrikalıya, Asyalıya, Suriyeliye, Yemenliye, Libyalıya lüks gördüler. Çıkarları uğruna Suriye’de olduğu gibi dünyanın en vahşi terör örgütlerini desteklemekten bir an olsun çekinmediler, utanmadılar. PKK/PYD-YPG gibi terör örgütlerini desteklemekten geri durmadılar. Biz bunların hak, hukuk, adalet, insan hakları gibi bir endişelerini olmadığını çok çok iyi biliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
350 YILLIK KUR’AN-I KERİM HEDİYE EDİLDİ
Programın sonunda Ahıska Türkleri adına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye takdim edildi. Sürgünün 80 yaşındaki tanığı Nedim Aliyev, sürgün öncesinde Ahıska’da yaşayan Rahime Nine’de bulunan, sürgün sırasında ve sonrasında Züleyha Nine’nin koynunda sakladığı 350 yıllık Kur’an-ı Kerim’i, Erdoğan’a armağan etti. Erdoğan’a ayrıca Ahıska kıyafetleri de hediye edildi. Erdoğan kendisine hediye edilen kalpak, kemer ve kılıcı kuşanarak poz verdi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Siyaset

Ankara’da ‘Katar Milli Günü’ resepsiyonu verildi

Yayınlanma tarihi

-

Fatih POYRAZ/ANKARA, (DHA)- ANKARA’da, ‘Katar Milli Günü’ dolayısıyla, Katar’ın Ankara Büyükelçisi Salim Mübarek Al Şafi ev sahipliğinde resepsiyon verildi. 
Ankara’da bir otelde verilen resepsiyona, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, eski Başbakan Binali Yıldırım, eski bakanlar, yerli ve yabancı misyon temsilcileri, akademisyenler ve davetliler katıldı. Programda konuşan Büyükelçi Şafi, davete katılanlara teşekkür etti. Türkiye-Katar ilişkilerinin her düzeyde uluslararası örnek bir ilişkiye dönüştüğünü kaydeden Şafi, “Türkiye-Katar ilişkileri sağlam değerler ve yüce ilkelerden oluşan bir zemin üzerinde inşa edilmiş örnek bir ilişkidir. Bunun yanı sıra uluslararası ve bölgesel siyasi konularda da tam bir uyum içinde hareket etmekteyiz. Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı zorluklarla hep yanında olacağımızı da vurgulamak isteriz” ifadelerini kullandı. 
Daha sonra Şafi ve beraberindekiler, Katar ve Türkiye bayraklarının bulunduğu pastayı kesti. Büyükelçi Şafi, ulusal kıyafetiyle bazı davetlilerle fotoğraf çektirdi, salona kurulan çadırda misafirlerine kahve ikram etti. 

FOTOĞRAFLI 

 

Devamını oku

Siyaset

MSB’den ‘Nobel’ açıklaması

Yayınlanma tarihi

-

Fatih POYRAZ/ANKARA, (DHA)- MİLLİ Savunma Bakanlığı, Avusturyalı yazar Peter Handke’ye Nobel Edebiyat Ödülü verilmesine ilişkin, “Bir soykırımcı katilin destekçisine böylesine bir ödül verilmesini kabul etmiyor ve şiddetle kınıyoruz” açıklamasını yaptı. 
Milli Savunma Bakanlığı, Nobel Edebiyat Ödülünün, savaş suçlusu Sırp lider Slobodan Miloseviç’e duyduğu hayranlığını ifade eden Avusturyalı yazar Peter Handke’ye verilmesine ilişkin, Twitter’dan açıklama yaptı. Bakanlık, 2019 Nobel Edebiyat Ödülü’nün Peter Handke’ye verilmesini kınadı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Vicdan sahibi tüm tarafların tepkilerine rağmen, masum Boşnak kardeşlerimize soykırım uygulayan Miloseviç’in destekçisi Peter Handke’ye 2019 Nobel Edebiyat Ödülü verilmesiyle, başta ‘barış’ olmak üzere tüm insani ve ahlaki değerler ayaklar altına alınmıştır. Bir soykırımcı katilin destekçisine böylesine bir ödül verilmesini kabul etmiyor ve şiddetle kınıyoruz.”

FOTOĞRAFLI 

Devamını oku

Popüler Başlıklar