Takip Edin

Ekonomi

IFS: Dijitalleşme sürecinde hız ve zaman kilit kavramlar olacak

Yayınlanma tarihi

-

Efecan Kalafatoğlu / İstanbul, 3 Aralık (DHA) – IFS Gelecek Yatırımcıları Platformu kapsamında düzenlenen zirve de dijitalleşme sürecinde şirketler için en önemli kavramın hız ve zaman olacağı vurgulandı.
Dijital dönüşüm konusunda 20 yıldır 500‘ün üzerinde şirkete destek veren IFS Türkiye, geçtiğimiz günlerde Türkiye’den dünyaya dijital dönüşümün de yardımı ile daha fazla sürdürülebilir başarıya imza atan şirket kazandırmak amacı ile kurduğu IFS Gelecek Yatırımcıları Platformu kapsamında bir zirve düzenledi.
Toplamda beş oturumla gerçekleşen zirvenin, sürdürülebilirlik ve uçtan uça dijitalleşmenin konuşulduğu ilk oturumunda “hız” ve “zaman” önemlerinin altının çizildiği “kilit kavramlar” oldu. Yapılan konuşmalarda dijital dönüşümde gençlerin etkisi sıklıkla vurgulandı. Z kuşağının istek ve beklentilerine göre ürün ve servisler üretilmesi gerektiğinin altı çizildi.
Dijital Dönüşüm İçin Gençlere Güven Tam Olmalı Global Ligde Başarı İçin Beyin Göçü Tersine Çevrilmeli
Global arenada var olmanın dijital boyutunun konuşulduğu ikinci oturumda dünya markası olmayı hedeflese de aile şirketlerinin stratejik planlamalarında dijitalleşmeyi hala üçüncü sıraya koyuyor olması tartışıldı.
Yapay Zekada Etik ve Dijitalleşmede Kültürel Dönüşüm Konularına Dikkat
“What’s Next?/Sırada Ne Var?” başlığı ile gerçekleşen oturumda siber saldırıların şekil değiştirdiğini, artık fark etmeden sızan siber saldırılar ile karşı karşıya olduğumuzun altı çizildi ve dijitalleşme de kültürel değişimin önemi vurgulandı. Zirvenin dikkat çeken diğer konularından bir diğeri ise şirketlerin modern çağı takip ederek, dijital değişim gerçekleştirirken kendi varoluş sebeplerini ve bu bağlamda en az beş yıl sonraki hedeflerini unutmamaları gerektiğine değinildi.
Cinsiyetçi Veriler Yüklenen Yapay Zekâ Yanlış Kararlar Alıyor
Kullanıcı deneyimi ve yeni nesil teknolojilerin konuşulduğu oturumda ise 2030’larda klavye ve farenin tarihe karışacağı ve mimikler ile teknolojik iletişim kurulabileceğine konuları ele akındı. Artırılmış gerçeklik uygulamalarının hayatın her alanına erişeceğini belirten konuşmacılar, 2045 yılında sanatsal faaliyetlerin de yapay zekâ tarafından gerçekleştirileceğinin düşünüldüğünü, yapay zekanın bir Bach ya da barok eserin kopyalarını yapabileceğini belirtti. Dünyayı anlamlandırma konusunda teknoloji hızına göre geride olduğumuzun belirtildiği oturuma damgasnı vuran yorum ise insanların cinsiyetçi kararları üzerinden data yüklenen yapay zekanın yanlış kararlar aldığı oldu.

(Fotoğraflı)

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi

Türkiye ve Vietnam, ticaret hacmini 4 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor

Yayınlanma tarihi

-

Cansel ORUÇ/BURSA, (DHA)- BURSA Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), ‘Vietnam Yatırım ve Fırsatları Semineri’ne ev sahipliği yaptı. Vietnam Ankara Büyükelçisi Tran Quang Tuyen, Vietnam ile Türkiye arasındaki ilişkilerin 40 yılı geride bıraktığını belirterek, “Hedefimiz ticaret hacmini 4 milyar dolara çıkarmaktır” dedi.
BTSO Yönetim Kurulu Üyeleri Aytuğ Onur ve Haşim Kılıç ile Meclis Başkan Yardımcısı Murat Bayizit, Vietnam Ankara Büyükelçisi Tran Quang Tuyen, DEİK Türkiye- Vietnam İş Konseyi Başkan Yardımcısı Handan Atamer ve beraberindeki heyeti ağırladı. Ziyaretin ardından düzenlenen ‘Vietnam Yatırım ve Ticaret Fırsatları Semineri’nde konuşan Aytuğ Onur, Bursa’dan Vietnam’a ihracat yapan firma sayısının 100’e yaklaştığını söyledi.
600 MİLYONLUK PAZAR
Bursa’nın Vietnam’a 11 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini dile getiren Onur, “Güneydoğu Asya’daki öncelikli pazarlarımız arasında yer alan Vietnam ile Bursa iş dünyamız arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesini oldukça önemli buluyoruz. Vietnam’ın Asya pazarına açılmak isteyen yatırımcılarımız için stratejik önem taşıdığını biliyoruz. Yaklaşık 600 milyonluk tüketici potansiyelinin bulunduğu Asya pazarı, başta enerji ve imalat sektörü olmak üzere farklı alanlarda ve geniş yelpazede firmalarımıza çok önemli işbirliği ve yatırım imkanları sunuyor” dedi.
Meclis Başkan Yardımcısı Murat Bayizit ise Türkiye ekonomisinin ihracatının yüzde 10’unu tek başına gerçekleştiren Bursa’nın üretim kapasitesi ile başarı hikayelerine imza attığını söyledi.
4 MİLYAR DOLARLIK HEDEF
Vietnam Ankara Büyükelçisi Tran Quang Tuyen, Türkiye ve Vietnam arasındaki yeni ticaret köprülerinin daha da güçlenmesi hedefiyle Bursa’ya geldiklerini söyledi. İki ülke arasındaki ilişkilerin 40 yılı geride bıraktığını ifade eden Tuyen, “Ülkeler arasındaki karşılıklı ziyaretlerle ticari ilişkiler daha da artacaktır. Ortak arzumuz 4 milyar dolar ticaret hacmi hedefine ulaşmaktır. Bizler yapmamız gerekeni çok iyi biliyoruz. Önümüzdeki süreçte yeni ticaret köprülerinin kurulacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
‘MESAFELER TİCARETİ ENGELLEMELİ’
DEİK Türkiye- Vietnam İş Konseyi Başkan Yardımcısı Handan Atamer de, Bursa’nın özellikle yaş sebze ve meyve gibi alanlarda doğru bir bağlantı noktası olduğunu belirterek, “Bursa, Vietnamlı firmalarla iş yapabilir. Türkiye’nin aklında her zaman Uzak Doğu var. Ama Uzak Doğu bize ‘uzak’ olmamalı. Vietnam treni kaçarsa Asya’nın fırsatlarından yararlanamayız” şeklinde konuştu.
‘Vietnam Yatırım ve Ticaret Fırsatları Semineri’nde Vietnam Ankara Büyükelçiliği Ticaret Ataşesi Cuong Le Phu ülkedeki yatırım imkanları hakkında bilgiler verdi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Ekonomi

Serbest bölgelerin ticaret hacmi 21 milyar dolar

Yayınlanma tarihi

-

Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)- TÜRKİYE Serbest Bölgeler Dernekler Platformu’nun yeni dönem başkanlık görevini üstlenen Antalya Serbest Bölge İş İnsanları Derneği (ASBİD) Başkanı Emre Sandan, Türkiye’de 18 serbest bölgenin toplam ticaret hacminin 21 milyar dolar, ihracatının 8.2 milyar dolar, toplam istihdamının da 75 bine yükseldiğini açıkladı. Sandan, 2019 yılında da yüzde 5-6 oranında artış beklediklerini söyledi.
Türkiye Serbest Bölgeler Dernekler Platformu’nun 36’ncı toplantısı Antalya’da yapıldı. ASBİAD’ın ev sahipliğinde kent merkezindeki bir otelde yapılan toplantıya Bursa, Ege, İstanbul, Kayseri, Kocaeli, Mersin serbest bölge derneklerinin başkanları, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Abdullah Erdoğan ve Antalya Serbest Bölge yöneticileri katıldı. Toplantıda Platform Başkanlığı görevi ise Ege Serbest Bölgesi Sanayici ve İş adamları Derneği Başkanı Bilgen Salih Narlı’dan, ASBİD Başkanı Emre Sandan’a devredildi.
TÜRKİYE’DE 18 SERBEST BÖLGE
Platform Başkanı Emre Sandan, serbest bölgelerin yabancı sermaye yatırımlarını ve dış ticareti artırmak, uluslararası rekabet güçlerine katkıda bulunmak, ihracata dönük sanayilerin gelişmesini teşvik ederek ihracatı artırmak, yeni iş imkanları yaratarak istihdam sorunun çözümüne yardımcı olmak amacıyla kurulduğunu açıkladı. Sandan, Türkiye’de ilki 1985 yılında kurulan serbest bölge sayısının bugün 18’e yükseldiğini kaydetti.
21 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİ
Üretim, alım-satım ve diğer faaliyet alanlarında 764’ü yabancı sermaye, 2 bin 66’sı Türk sermayesi olmak üzere toplam 2 bin 830 firma bulunduğunu belirten Emre Sandan, 2018 verilerine göre, yaklaşık 21 milyar dolar ticaret hacmine sahip serbest bölgelerde yüzde 7 artışla 75 bin kişiye yakın istihdam sağlandığını söyledi. Serbest bölgelerin katma değeri yüksek ürünlerin üretildiği teknoloji ve ticaret merkezine dönüştüğünü dikkati çeken Başkan Sandan, 2018 yılı ihracatının 8.2 milyar dolar olduğunu açıkladı.
2019’DA YÜZDE 5-6 ARTIŞ BEKLENİYOR
2019 yılında Türkiye’deki serbest bölgelerin ticaret hacmi, istihdam ve ihracat rakamlarında 2018’e göre yüzde 5-6 oranlarında bir artış beklediklerini dile getiren Sandan, “Sınırların kalktığı, oyunun kurallarının yeniden yazıldığı bu dönemde yeni küresel ticaret dinamikleri göz önünde bulundurarak serbest bölgelerin ihracatını, üretimini ve istihdamını artıracak yeni avantaj paketleri hazırlanmalıdır. Ancak bu şekilde uluslararası sürdürülebilir rekabet üstünlüğüne sahip olabiliriz” dedi.
YENİ NESİL İHTİSAS SERBEST BÖLGELER
Antalya Serbest Bölge’nin yeni nesil ihtisas serbest bölgeler konusunda başarılı bir rol model olduğunu da belirten Emre Sandan, medikal ve elektronik sektörlerinin yanında, ağırlıklı olarak yat imalat ve mega yat bakım alanında Türkiye’nin ilk ihtisas serbest bölgesi olma yolunda ilerlediğini kaydetti. Başkan Sandan, “2020 itibariyle mega yat bakımı konusunda bölgede yapılacak büyük ölçekli yatırımların da ihtisaslaşma konusunda ciddi bir adım olacağı inancını taşıyoruz. Serbest bölgelerde özellikle tüm üretim faaliyetleriyle mega yat bakım sektöründe bulunan firmalara destek sağlanmalı, daha avantajlı kılacak yeni stratejiler kurgulanmalıdır” dedi.

FOTOĞRAFLI

 

 

Devamını oku

Ekonomi

Yerli ve milli ‘kırışıklık önleyici madde’ üretildi

Yayınlanma tarihi

-

Aslıhan ALTAY KARATAŞ-İrfan ÖZŞEKER/ANKARA, (DHA) – ANKARA Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyopatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Yazıhan ve ekibi, kozmetik alanında yaygın kullanılan ve cilt kremlerine ‘nem tutucu, kırışıklık önleyici’ özellik katan ‘hyalüronik asit’i laboratuvar ortamında bakteri kullanarak üretmeyi başardı. Yazıhan, Türkiye’nin tamamen yurt dışından ithal ettiği hyalüronik asitin yerli ve milli üretimine geçmeye hazırlanıyor.
Kozmetikte, estetik cerrahide ve doku mühendisliğinde yaygın olarak kullanılan hyalüronik asit, köpek balığı derisi, horoz ibiği, sığır göz bebekleri gibi çeşitli hayvansal dokulardan da üretilebiliyor. Cilt kremlerinde kullanıldığında, sudaki ağırlığının bin katına kadar nemi ciltte saklı tutma özelliği ile biliniyor. Dünyada hızla büyüyen hyalüronik asit pazarı 2005 yılında 1 milyar dolarken, 2016 yılında 7,2 milyar dolara ulaştı ve 2025 yılında 15,4 milyar dolar olması bekleniyor.
LABORATUVAR ORTAMINDA ÜRETİLDİ
Türkiye’de henüz ticari üretimi olmadığı için yurtdışından ithal edilen hyalüronik asit, Nuray Yazıhan ve ekibi tarafından laboratuvar ortamında üretildi. Yazıhan ve ekibi, ilk denemelerini Osmangazi Üniversitesi’nden Prof.Dr. Ahmet Çabuk ve ekibinin başlattığı ‘bakteriden hyalüronik asit üretimi’ üzerinde çalışarak gıda ve kozmetik alanlarında kullanıma uygun saf hyalüronik asit üretimini gerçekleştirdi. Yerli ve milli üretime geçmeye hazırlanan Nuray Yazıhan, “Hyalüronik asit sürekli dışarıdan aldığımız oldukça pahalı bir madde. Gıda takviyesi olarak kullanılıyor, kozmetik alanda kullanımı söz konusu artı tıbbi cihazlarda ve tıbbi ürünlerde çok fazla kullanım alanı var. Kullanım alanına göre elde etme yöntemleri ve üretim yöntemleri çok farklılaşıyor, bu fiyata da yansıyor” dedi.
BAKTERİDEN ÜRETİM İNSAN DOĞASINA DAHA UYGUN
Yazıhan, laboratuvar ortamında bakteriden ürettikleri hyalüronik asitin hayvansal kaynaklı üretime göre insan doğasına daha uyumlu olduğuna dikkat çekerek, “Piyasada bulunan maddelerde hayvansal kaynaklı olanlar da var ama hayvansal kaynaklı ürünleri kullandığınız zaman bir alerjik reaksiyon görme ihtimaliniz çok yüksek. Artı hayvan herhangi bir bakteriyel ya da başka tür bir enfeksiyon olabildiği zaman onu taşıma ihtimali de olabiliyor. O yüzden genelde bakteriyel olanlar ve saflaştırılanlar tercih ediliyor ve insan doğasına daha uygun olanı bu. Artı kullandığımız bakteride biz herhangi bir genetik değişim yapmıyoruz” bilgisini verdi.
‘2020’NİN İLK 6 AYINDA ÜRETİME GEÇİLECEK’
​2020 yılının ilk 6 aylık döneminde hyalüronik asitli gıda takviyesi üretimine geçeceklerini ifade eden Yazıhan, ürünün GDO’suz bir gıda takviyesi formatında satışa sunulacağını kaydetti. Gıda takviyesinin eklem sorunları yaşayanlara yönelik olacağını dile getiren Yazıhan, “Hyaluronik asit dediğiniz zaman akla güzellik geliyor, kadınların vazgeçilmezi bu, cildiniz açısından çok kritik önemli bir dolgu materyali bu madde ama bunun yanı sıra Türkiye için düşünürsek, çoğu insanda eklem sorunları var ve kemik sağlığı açısından da çok önemli. O açıdan gıda takviyesi olduğu zaman bizim toplumda çoğu insanın, özellikle bayanların belli bir dönem sonrasında takviye olarak aldıkları zaman kemik sağlığına etki eden bir formülasyon olarak karşınıza çıkacak. Eklemlere özel bir şekilde yapılan gıda takviyesi formülasyonu şeklinde yapacağız” dedi.
‘KOZMETİK ALANINDA ÜRETİM İÇİN DESTEK GEREKİYOR’
İthalata bağımlı bu maddeyi Türkiye’de üretmeyi başaran Yazıhan, kozmetik alanında hyalüronik asit üretiminin gerektirdiği finansal desteği bulamadığı için öncelikle gıda takviyesi olarak üreteceklerini söyledi. Yazıhan, “Kozmetik dolgu maddesi yaptığınız zaman kullanacağınız hyalüronik asitin molekül ağırlığıyla beraber üretim şartları da değişecek, tabii bu çok ciddi yatırımlar istiyor. Biz yapılan projelerde aslında kozmetik amacıyla kullanılacak olanları da laboratuvar şartlarında üretmiş bulunuyoruz; ama üretim şartlarımız, imkanlarımız olmadığı için bunları ticarileştirme şansımız maalesef yok. Tabii biz bir Teknopark şirketiyiz, doğal olarak imkanlarımız çok fazla değil. Burada gördüğünüz laboratuvar şartlarında üretim yapıyoruz. Bizim üretim yerimizin sadece gıda takviyesi üretim ruhsatı var. Tabii ki kozmetik ruhsatı olabilecek bir üretim yeri kurabilirsek ileride niye olmasın tabii ki bunu yapmayı da çok isteriz” diye konuştu.
‘İNANILMAZ BİR PAZAR PAYI’
Söz konusu maddenin kozmetik alanındaki değerinin çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Yazıhan, “Çok fazla kozmetik üreticisi var Türkiye’de; kremler üretiliyor ve kremler içerisinde bu maddeyi koyuyorlar ya da takviyeler yapıyorlar, dolgu yaptıran çok sayıda kadın olduğunu biliyorum ben, dudak dolgusu, göz altı dolgusu ya da başka bir şekilde, kozmetik alanında inanılmaz bir pazar payı olan bir üründen bahsediyoruz. Türkiye’de yerelleştirilmesi söz konusu olursa uygun şartlar sağlanırsa eğer, son derece ekonomik anlamda katkı sağlayacak bir ürün halini alacaktır. Hem dışarı olan bağımlılık azalacaktır, artı bir katkı sağlayacaktır bu durumda” dedi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Popüler Başlıklar