Takip Edin

Ekonomi

İPM – İklim değişikliği göçmen kuşları doğrudan etkiliyor

Yayınlanma tarihi

-

İstanbul, 17 Ocak (DHA) – Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ornitoloji Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Kiraz Erciyas Yavuz, “İklim değişikliği; kuşları, ilkbaharda erken geliş, üreme alanlarından daha geç ayrılma, göç mesafesindeki değişim, yerleşik duruma geçme ve gidilen alan değişikliği gibi çeşitli şekillerde etkiliyor” diye uyardı.
Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) doğa koruma ve iklim değişikliği alanında çalışan araştırmacı, akademisyen ve sivil toplum gönüllülerini buluşturan Doğa ve İklim Söyleşileri’nin altıncısı “Değişen İklimin Kuşlara Etkisi” başlığı altında gerçekleşti. Çevre ve iklim alanlarını çok disiplinli bir anlayışla bir araya getirmek amacıyla başlatılan Doğa ve İklim Söyleşileri’nin bu ayki konuşmacısı, Kiraz Erciyas Yavuz oldu.
İstanbul Politikalar Merkezi’nden Ümit Şahin’in moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Kiraz Erciyas Yavuz, iklimin kuşların biyolojisi üzerindeki etkisi, son yarım yüzyıl boyunca bilim insanları için önemli bir çalışma alanı olduğunu, küresel iklim değişikliği sonucunda ekosistemde meydana gelen değişikliklerin, kuşları da çeşitli şekillerde etkilediklerine dikkat çekti.
Kiraz Erciyas Yavuz, ekosistemde gözlenen değişimlerin, kuşların yaşam alanı ve besin gibi temel yaşamsal ihtiyaçlarına farklı şekillerde cevap verdiğini belirterek, göç ve üreme takvimi, dağılım, demografik yapı, vücut morfolojisi gibi kuşların yaşamlarını etkileyen temel davranışsal ve yapısal bazı özelliklerin hızla değiştiğinin gözlendiği söyledi.
Kiraz Erciyas Yavuz, çeşitli örneklerle meydana gelen değişimlerine değinerek antropojenik iklim değişikliğinin kuşlara olan etkilerini azaltmak için ele alınan bazı tavsiyelerden bahsetti.
Kuşların gözlemlenmesini sağlayan halkalama çalışmalarının Türkiye’de 2002’de kurulduğunu belirten Kiraz Erciyas Yavuz, Avrupa Kuş Halkalama Birliği sayesinde halkalama konusunda geri bildirimler alınarak raporlama sağlandığını belirtti. 2020 yılında İstanbul’da da bir istasyon kurulmasının planlandığını söyleyen Erciyas Yavuz, “Halkalama istasyonlarında ne yapıyoruz? Kuşları yakalayıp belli ölçümler yapıp
sonra da doğaya geri salıyoruz. Türkiye ve dünyadaki diğer halkalama istasyonlarından geri bildirimlerle kuşlar hakkındaki verilere ulaşıyoruz. Dünyada her yıl 10 milyar kuşun hareket halinde olduğu söyleniyor. Halkalama çalışmaları sayesinde iklim değişikliğinin kuşlara olan etkilerini görebiliyoruz” dedi ve ekledi:
“İklim değişikliğinin etkilerine ilişkin bulgular ana hatlarıyla, ilkbaharda erken geliş, üreme alanlarından daha geç ayrılma, göç mesafesindeki değişim, yerleşik duruma geçme ve gidilen alan değişikliği.
“Hava erken ısınınca ilkbahar erken geliyor. Göçmen kuşlar acele ediyor ve hızlı hareket ediyor. Bu yüzden konaklamayı es geçiyor ve doğrudan üreme alanına gidiyor.
“Ancak bu arada kaynak depolamadığı için üremeye geçmek için zaman kaybediyor, üremeye geç geçiyor. Üreme geç olunca yavru sayısı düşüyor ve o türün popülasyonu azalıyor.
“Ayrıca göçmen kuşların sıcaklığa bağlı olarak göç ettiği mesafeleri kısalttığını gösteriyor. Yine iklim değişikliğinin de etkisiyle kuşlar küçülüyor.
“Vücutlarını küçülterek daha az enerji harcayarak daha hızlı göç edebiliyorlar. Yine iklim değişikliğinin etkisiyle alan değişimi de yaşanıyor. Göçmen kuşlar her 10 yılda bir 1.6 kilometre daha kuzeye kayıyor.
“Her yıl 100 metre daha yukarı doğru bir tırmanış görüyoruz. Göçmen kuşlar küresel bir sorun. Bölgesel ve ülke bazında koruma faaliyetlerine odaklanmamız gerekiyor.”
Söyleşide ayrıca; biyolojik çeşitlilik bileşenlerinde; genetik, fizyoloji, fenoloji, dinamikler, dağılım, türler arası ilişkiler, canlı toplumları verimliliği ve ekosistem hizmetleri önemli olarak tanımlandı. Değişimler çok hızlı olduğundan gelecek senaryolarının iyi anlaşılması ve tanımlanması, buna uygun olarak da uygun koruma stratejilerinin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. (Fotoğraflı)

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi

TAYSAD/Kanca: Otomotiv tedarik sanayi üretimi düşürüyor

Yayınlanma tarihi

-

İstanbul, 22 Mart (DHA) – Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kanca, Covid-19 salgınının otomotiv ve tedarik sanayisini de etkilediğine dikkat çekerek, “Üyelerimizin yüzde 80’i bu ayın son haftasında üretimi azaltacak, yüzde 15’i de işletmelerini kapattı” dedi.
Avrupa otomotiv pazarındaki düşüşün Mart ayında daha da artacağını vurgulayan Kanca, “Araç üreticileri üretime ara vermeye başladılar ve bunun yansıması olarak Türk otomotiv tedarik sanayisi de değişik seviyelerde önlem almak zorunda kalıyor” dedi. 
TAYSAD’ın krizin yönetimine ilişkin üyeleriyle sürekli bilgi paylaşımında bulunduğunu aktaran Kanca, “Üyelerimizin yüzde 80’i bu ayın son haftasında üretimi azaltacak. Yüzde 15’i ise 20 Mart’tan itibaren 2 haftalığına işletmelerini kapatma kararı aldı. Üyelerimizin yüzde 5’i de üretime devam eden ana sanayi firmalarına veya özellikle Uzakdoğu odaklı firmalara çalıştıkları için faaliyetlerine normal şekilde devam ediyor” diye konuştu.
Çin’in ardından Avrupa otomotiv pazarını adeta sarsan ve pazarın en önemli oyuncularının fabrikalarını kapatmalarına neden olan Koronavirüs salgını, Türk otomotiv tedarik sanayisini de etkiledi. Tüm dünyayı saran salgının etkileri hakkında açıklamalarda bulunan Türkiye Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kanca, otomotiv sektörünün en fazla etkilenen sektörler arasında yer aldığını vurguladı. 
Bu kapsamda Çin otomotiv üretim ve satışlarının Şubat ayında da yüzde 80 oranında azaldığını anımsatan Kanca, Şubat ayında Avrupa pazarında yaşanan yüzde 10 seviyelerindeki düşüşün, Mart ayında daha da artacağını öngördüklerine dikkat çekti. Avrupa’nın büyük pazarlarında toplum sağlığını korumak adına çoğunlukla insanların evlerinde kaldığını belirten Kanca, dolayısıyla bu tür bir ortamda araç alımı konusunun insanların öncelikleri arasında yer almayacağını belirtti.
Araç satışlarındaki düşüş nedeniyle araç üreticilerinin üretime ara vermeye başladıklarını anımsatan Kanca, “Bunun yansıması olarak Türk otomotiv tedarik sanayisi de değişik seviyelerde önlem almak zorunda kalıyor. Krizin şu andaki görüntüsüne göre, 2020 yılı ihracatımızın yaklaşık yüzde 20 azalma riski taşıdığını söylemek yanlış olmayacak. Krizin etkilerinin, sektör ve ülkemiz için en aza indirilmesi amacıyla elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu. Bu yıla girerken Çin pazarı kaynaklı olarak dünya otomotiv sektöründe daralma yaşanmasının tahmin edildiğini ancak TAYSAD olarak Türkiye pazarı için karamsar bir tablo öngörmediklerini vurgulayan Kanca, “Son birkaç haftada yaşadıklarımız, geleceğe ilişkin tahminde bulunmamızı zorlaştırıyor” dedi.
AB’deki araç üreticilerinin neredeyse tamamının tüm fabrikalarında 1 – 4 hafta süreyle üretime ara verdiğini aktaran Kanca, şu açıklamaları yaptı:“Bazıları ne zaman üretime başlayacaklarına dair net bir tarih de vermedi. Ford ve BMW, 4 haftalık duruş açıklaması yaparken, sektörde söylenenlere göre dünyanın en büyük araç üreticilerinden birisi Mayıs ayı ortasına kadar tamamen kapalı olacağına; ilk beşte yer alan üretici ise Temmuz ayına kadar kesintili 8 hafta duruş planladığına işaret etti. Salgının boyutunu ve yayılma hızını dikkate aldığımızda, kesin olan şu ki; önümüzdeki 2 hafta boyunca, Avrupa otomotiv sektörü büyük oranda kapalı olacak. Bu olağanüstü dönemde, böylesi bir krizde firmaların üretime ara vermesi olağan bir durum. AB’deki nihai müşteri yani araç kullanıcıları, salgın ile boğuşuyor, evlerinden çıkamıyor. En büyük ihraç pazarlarımızdan Almanya ve İtalya’da durum her geçen gün kötüye gidiyor. Bu durumda araç satın almak, insanların gündeminde olamaz.”
Krizin bu hafta itibariyle Türkiye pazarını da etkilemeye başladığına dikkat çeken Kanca, “Avrupa’da olduğu gibi Türkiye pazarındaki araç üreticilerinin de neredeyse tamamı belli bir süre üretime ara verdiğini açıkladı. Tofaş ve OYAK Renault ise gerek yurt içi gerekse virüs salgını olmayan pazarlara yönelik siparişlerini düşünerek, tedarik konusunda sıkıntı yaşamadıkları sürece üretime devam edeceklerini belirtti. Ayrıca, Avrupalı bazı OEM’ler, bir yandan üretimi durdurduğunu açıklasa da bir yandan da emniyet stoku yapmak amacıyla tedarikçilerinden parça almaya devam ediyor. Bu durum, tedarik sanayicilerimizin de üretimi tamamen durdurmadan, kısmi çalışma yapmak zorunda kalacakları anlamına geliyor” dedi.
Söz konusu kriz ortamı nedeniyle tüm firmaların 2020 yılına ilişkin üretim planlarını değiştirdiklerini vurgulayan Kanca, “Yılsonuna yansımasının nasıl olacağına dair bir rakam verebilmek ise son derece güç. Bu gidişatın ne kadar devam edeceği herkesin merak konusu. Biz; en az birkaç ay sürecek ve bu süre içinde de fabrikaların birkaç haftadan fazla ‘kapalı’ kalmasını gerektirecek bir döneme girdiğimizi düşünüyoruz. İşlerin normale dönmesi, Avrupa pazarında araç satışlarının normale dönmesi ile mümkün. Bu da ancak Covid-19 probleminin çözümü ile mümkün. Problem çözülene kadar hem Türkiye hem de Avrupa pazarlarında satışların ve dolayısı ile peşinden üretimin normalleşmesi zor” diye konuştu.
TAYSAD olarak bu süreçte tüm üyeleriyle krizin yönetimine ilişkin sürekli bilgi paylaşımında bulunduklarını anlatan Kanca, geçen hafta odak üye grubuyla yaptıkları anket çalışmasının sonuçlarına da değindi. Kanca, “Üyelerimizin yüzde 80’i, Mart’ın son haftasında düşük tempoda üretim planlıyor. Bu firmaların çoğu önümüzdeki haftayı
bu şekilde geçirip durumu izleyerek, Nisan’ın ilk haftası ve sonrası için strateji geliştirmeyi planlıyor. Üretim teknolojileri veya müşterilerinin üretime ara vermesi nedeniyle, üyelerimizin yüzde 15’i 20 Mart’tan itibaren 2 haftalığına tüm şirket faaliyetini durdurdu, işletmelerini kapattı” dedi. Kanca, üyelerin yüzde 5’inin de üretime devam eden ana sanayi firmalarına veya özellikle Uzakdoğu odaklı firmalara çalıştıkları için faaliyetlerine normal şekilde devam ettiklerini söyledi.
Çalışanların durumuna da değinen Kanca, “Krizin ne kadar süreceğinin belirsiz olması sebebiyle çalışanların gelir açısından mağdur olmaması için acilen kısa süreli çalışma ödeneği mevzuatı güncellenmeli, başvurular çok hızlı işleme alınmalı. Avrupa ülkelerinde açıklanan önlem paketlerine baktığımızda Türkiye’nin önemli bir değeri olan sanayi şirketlerine, işletmelerine yönelik tedbirlerin, desteklerin çok ciddi miktarda artırılması gerekiyor. İçinde bulunduğumuz kriz, öncelikle toplum sağlığını ama daha sonra da ciddi anlamda ekonominin bozulmasını, işsizliğin artmasını da tehdit ediyor. Hepimizin beklentisi yaşanan Koronavirüs salgınının en kısa sürede kontrol altına alınması, ülkemiz ve dünya için en az hasarla atlatılması” dedi. (Fotoğraflı)

Devamını oku

Ekonomi

Koronovirüsü nedeniyle Onur Air uçuşlarını askıya aldı

Yayınlanma tarihi

-

Gökhan ARTAN/İSTANBUL, (DHA)-Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını nedeniyle birbiri ardına uçuşlardaki iptaller sonrası Onur Air de uçuşlarını 25 Mart tarihinden itibaren askıya aldı. Onur Air Genel Müdürü Teoman Tosun, personele yaptığı bilgilendirmede, “Çok kısa zamanda ümit ederim ki; yeniden göklere çıkarız. Biz yönetim olarak mevcut personelimizi bizlerle kalmayı ve sorumlulukları, zorlukları müştereken göğüslemeyi istedikleri sürece bünyemizde muhafaza edeceğiz, yollarımızı ayırmayacağız” dedi.

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgını havacılık sektörünü de vurdu. Hastalığın yayılması, zayıf yolcu talebi ve yeni seyahat kısıtlamaları, havayolu şirketlerinin uçuşlarını daha da azaltmasına yol açtı.Dünya genelinde birbiri ardına uçuşların iptal olması sonrası havayolları uçaklarından bazılarını yere indirdi.Yolcu sayılarındaki düşüşler de dünya genelinde olduğu gibi Türk hava yolu şirketlerini de zor durumda bıraktı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından bugün yapılan açıklamada koronavirüs nedeniyle 46 ülkeye daha uçuşların durdurulduğu ifade edildi. İptaller nedeniyle Türk şirketler de uçaklarını yere indermeye başlarken Onur Air de uçuşlarını 25 Mart tarihinden itibaren askıya aldı. 

Onur Air Genel Müdürü Teoman Tosun uçuşların askıya alınmasını personele yaptığı bilgilendirme ile duyurdu. Tosun, personele mesajında, “Büyük hedeflerimiz ve 11 ilave uçak ile büyüme planlarımız olan 2020 yılında, maalesef bugüne kadar dünyada eşine rastlanılmayan bir virüs salgını ile inanılması güç kaos ortamı doğmuştur. Tabil ki insan sağlığı tüm algıların ötesinde, öncelikle korumaya çalışmamız gerekli en önemli  husustur. Bu çerçevede gerek ülkemiz, gerek ise dünya devletleri ulusal ve uluslararası kendi tedbir ve önlemlerini alarak uygulamaya başlamışlardır. Virüsün yayılmasına muhakkak ki özellikle uluslararası taşımalarda havayollarının menfi katkısı çok  büyük  önem  arz  etmektedir.  Dolayısı ile 20’ye yakın ülkeye hükümetimizin aldığı tedbirler sonucu uçuş yasağı konulmuştur.Dünya ülkelerinin birçoğu da aynı şekilde kendi yasaklarını koyacak, havayollarını ticari uçuşlara kapattılar. Onur Air olarak ticari uçuş yaptığımız Avrupa, Orta Doğu ve özellikle Suudi Arabistan’ın uyguladığı yasaklar şirketimizin uçuş harekat imkanını tamamen engellemiştir. 25 Mart 2020 itibariyle tüm uçuşlarımızı yukarıda açıklanan sebepler ile ikinci bir işara kadar maalesef askıya almak zorunda kaldık.” ifadelerine yer verdi. 

Teoman Tosun personele mesajında şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanımızın Başkanlığında, tüm Bakanlarımızın ve ilgili birimlerinin çabuk ve koordineli çalışarak aldıkları önlemler ile ülkemiz virüs yayılımında en az etkilenen ülkeler konumundadır. Bunu idame ettirmek amacı ile biz de şirket olarak ticari uçuşların kesilmesinden dolayı etkilenen departmanlardaki çalışanlarımızın mümkün olduğu kadar ofis ortamından uzaklaştırılarak, evlerinde uzaktan çalışma veya yıllık izinlerini kullanarak bu dönemi geçirmelerini planladık.19 Mart 2020 tarihinde Cumhurbaşkanımızın ülke çapında aldıkları tedbir ve destek paketinde şirketlere verilen ‘Kısa Çalışma Ödeneği’ ve şirketimiz imkanlarının beraber kullanılması yolu ile çalışanlarımızı işten çıkartma veya ücretsiz izne çıkartma yöntemlerini kesinlikle tercih etmemiştim(Sözleşmeleri sona eren personelimiz dışında)”

“YOLLARIMIZI AYIRMAYACAĞIZ”

Teoman Tosun mektubunda personele, “Biz yönetim olarak mevcut personelimizi bizlerle kalmayı ve sorumlulukları, zorlukları müştereken göğüslemeyi istedikleri sürece bünyemizde muhafaza edeceğiz, yollarımızı ayırmayacağız” dedi ve ekledi: 

“Şirketimiz Teknik bölümü hariç tüm personelimizin (Teknik bölüm yöneticilerinin belirlediği çalışanlar dışında), kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaları sağlanacaktır. Bu yönde İnsan Kaynakları departmanımız Teknik (Kendi inisiyatifiyle bu listede olmak isteyen personelimiz dahil) listeleri hazırlanmakta olup, İŞKUR’a iletecektir. Teknik bölümümüz ve hangarımız gerek kendi uçaklarımızın bakımlarını yaparak uçuşa hazır olarak bulundurulmasını, gerekse müşterilerimiz uçaklarının bakımlarını yapmaya tüm gücüyle devam edecektir. Amacımız yasakların kalkması ile en çabuk şekilde işletmeye hazır halde şirketimizi sıcak bir şekilde tutmak, uçakların periyodik bakımlarını yapmak, uçuş ekiplerimizin eğitimlerini güncel tutmak, mali sorumluluklarımızı yerine getirerek herhangi bir hukuki ve operasyonel boşluk bırakmamaktır.”

Tosun mektubunda şu ifadelere yer verdi: “Özellikle son iki aydır üzerlerine düşen zor ve önemli görevleri hiçbir mazeret göstermeden seferleri aksatmayan tüm kokpit ve kabin ekibine ve yardımcı olan Teknik ekibimize çok teşekkür ediyorum ve sizlerle gurur duyuyorum.  Çok kısa zamanda ümit ederim ki; yeniden göklere çıkarız, ofislerimizde masalarımıza, hangarlarımızda uçaklarımıza kavuşuruz. Onur Air’ e, yani ailemize olan bağlılığınız ve anlayışınız ile bu zor dönemi beraberce atlatacağımıza olan inancımla teşekkür eder, şahsi sorumluluklarınız çerçevesinde sağlığınıza özen göstermenizi önemle rica ederim” 

Devamını oku

Ekonomi

Kolonya üreticisi: Panik, fiyatın artmasına neden oluyor

Yayınlanma tarihi

-

Tezcan SOLMAZ/DÜZCE, (DHA)- DÜZCE’de kolonya üretimi yapan kozmetik firmasının sahibi Nadir Yorgun, evlerde birer şişe kolonya bulunmasının ihtiyacı karşılayacağını belirterek, “1 tane alsınlar, birkaç gün sonra bir tane daha alsınlar. Fiyatlar gereksiz karaborsaya çıkmasın. Panik olmaları fiyatın artmasına neden oluyor” dedi.
Çin’de ortaya çıkıp, tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgını sonrası Türkiye’de kolonya satışından patlama yaşandı. Düzce’nin Yenitaşköprü köyünde üretim yapan kolonya firmasının sahibi Nadir Yorgun, vatandaşlardan panik yapmamasını istedi, halka kolonya yetiştirmek için canla başla çalıştıklarını söyledi. Vatandaşlardan stok yapmak yerine sadece bir şişe kolonya almalarını öneren Yorgun, “Halkımızın panik yapmasına gerek yok. Tüm kolonya üreticileri olarak halkımıza kolonya ulaştırmak için canla başla mücadele ediyoruz. Bence panik yapılmayacak bir dönemdeyiz. Bir tane alsınlar, birkaç gün sonra bir tane daha alsınlar. Fiyatlar gereksiz karaborsaya çıkmasın. Bu sayede ucuz fiyattan alma şansları var. Biz buna gayret ediyoruz. Özellikle kendi fabrikamdaki personelle gece gündüz çalışarak ürün yetiştiriyoruz. Panik olacak bir konu yok” dedi.
‘PANİK FİYATLARIN ARTMASINA NEDEN OLUYOR’
Yorgun, halkın ürün bulamayınca yaşadığı paniğin fiyatlara yansıdığını ifade ederek, “Panik olmaları fiyatın artmasına neden oluyor. Tüccarlar böyle bir dönemde kar elde etmeye çalışıyor. Biz üreticiler ise kardan çok, halka bir an önce uygun fiyattan ürün vermeye çalışıyoruz. Bizden ürün almak isteyen aracılar var, ancak biz mağaza zincirlerine ürün vererek en uygun fiyatta halkımıza ulaştırmaya devam ediyoruz” diye konuştu. 
ÜCRETSİZ KOLONYA 
Yorgun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ücretsiz kolonya çağrısını karşılayacak durumda olduklarına dikkat çekerek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın isteği üzerine kolonya üreticileri istenen adetleri en kısa sürede vererek halka bedava kolonya dağıtacak. Biz de bunların içerisinde varız. Hatta en büyük rakamı bize verdiler. Hiç eksik olmadan ürünlerimizi teslim edeceğiz” dedi. 
‘1 YILDA SATILMASI GEREKEN ÜRÜN 3 GÜNDE BİTİYOR’
Kolonya satışlarının arttığını ifade eden Nadir Yorgun, şöyle konuştu: 
“Türkiye’de kolonya alışkanlığı vardı, ama şu anda yıllık satılması gereken ürünleri insanlar 2-3 günde bitiriyor. Bence bu paniğe gerek yok. Evlerde birer tane kolonya olursa zaten yeterli şekilde ihtiyaç karşılanacaktır. Biz şirket olarak kendi şirketim bazında fiyatları çok uygun tutuyoruz. Ulusal market zincirlerinin fiyatlarına baktıklarında bilecekler ki normal fiyatlardır. Bunun üstü çok fazla kar konulan fiyatlardır. Dikkat etsinler. Pahalı ürün almasınlar. Bugün marketler zincirlerinden aldıkları aynı ürün, dışarda 4-5 katına satılıyor. Şu anda yeni bir uygulamaya geçtik. Zincir marketlerde büyük bidonlarda ürün veriyoruz. Bir aile, bir bidon kolonya aldığı zaman 5- 6 kişinin ihtiyacını karşılıyor. Pazartesi gününden itibaren satışlar bu şekilde başlıyor. Devletimiz yanımızda ve bize her türlü imkanı sağladı. Halkımız yanımızda, çalışanlarımız yanımızda. Sıkıntı yaratarak karaborsaya düşürmeye gerek yok.” 
‘BU BİR SAVAŞ VE BERABER KAZANACAĞIZ’
Salgına karşı verilen savaşı kazanacaklarını belirten Yorgun, “Bu gerçekten bir savaş. Üreticiler, çalışanlar bu mücadeleyi veriyoruz. Ticari düşünmemek lazım, öncelikli para kazanmayı düşünmemek lazım. Bir vatandaşa ne kadar çabuk ulaşırız, onu düşünmek lazım. Çalışanlarım yorgun, uyumuyorlar ve her noktaya ürün yetiştirmeye çalışıyoruz. Bu bir savaş ve biz bu savaşı yeneceğiz. Halkımız, devletimiz ve üreticiler gayret ederse, biz bu işin altından kalkarız. Sayın Cumhurbaşkanımız bize oldukça fazla destek verdi. Bakanlarımız destek verdi. Ürünler pazara hızlıca dağıldığı zaman görecekler. Biz gereğini yapıyoruz. İnsanlar gereksiz yere sokağa çıkmasınlar” dedi. 

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Popüler Başlıklar

esenler escort taksim escort fındıkzade escort şile escort anadolu yakası escort bağcılar escort beyoğlu escort küçükçekmece escort sultanbeyli escort sultanbeyli escort sultangazi escort güneşli escort kayaşehir escort ataşehir escort kartal escort