Takip Edin

Siyaset

Komisyon Başkanı Çelik: Aksaray olayı hayırlı bir sonuca vesile oldu

Yayınlanma tarihi

-

Nursima ÖZONUR- Muhammet BAYRAM/ANKARA, (DHA)- TBMM Down Sendromu ve Otizm Araştırma Komisyonu Başkanı Kemal Çelik, Milli Eğitim Bakanlığı’nın özel eğitim öğrencileri için  ‘kolaylaştırıcı öğretmen’ uygulamasına yönelik mevzuat çalışmasına başladığını söyledi. Çelik, “Aksaray olayı belki de üzücü olarak başladı; ama hayırlı sonuca vesile oldu” dedi.
TBMM Down Senrdomu ve Otizm Araştırma Komisyonu Başkanı Kemal Çelik ve komisyon üyeleri, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Kemal Çelik, Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’ini engelli bireylerin oluşturduğunu belirterek, Türkiye’de bu oranın yüzde 2,3 olduğunu söyledi. Çelik, engelli bireylerin büyük bölümünü down sendromu, otizm, özgül öğrenme bozukluğu, hiperaktivite bozukluğu, serebral palsi ve zihinsel yetersizlikleri bulunan bireylerin oluşturduğunu kaydetti. Çelik, günümüzde yeni doğan canlı bebeklerin yaklaşık 800’de birinde down sendromu görüldüğünü bildirerek “Annenin yaşı artması ile birlikte bu sendromun görülme sıklığı da yüzde 50’de bire kadar yükselmektedir. Günümüzde doğan her 59 çocuktan birinin otizm riski ile dünyaya geldiği bilinmektedir. Beyin felcinin dünyada görülme olasılığı binde 1-2 iken ülkemizde bu oran binde 4’tür” dedi
‘AKSARAY HAYIRLI SONUCA VESİLE OLDU’
Kemal Çelik, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin sorunlarının giderilmesi amacıyla kolaylaştırıcı öğretmenin sınıf içinde yer almasına yönelik mevzuat çalışmasının başlatılmasının sevindirici olduğunu kaydetti. Kemal Çelik, Aksaray’da okulda otizmli öğrencilere ayrımcılık uygulandığı iddialarıyla ilgili bu kentte inceleme yaptıklarını da hatırlatarak, “Aksaray olayı belki üzücü olarak başladı; ama hayırlı sonuca vesile oldu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın kolaylaştırıcı öğretmen uygulaması, yani artık çocukların yanında bir kişinin de derslere girebilecek olması ve bu kapsamda kaynaştırıcı eğitimi uygulaması zorunlu oldu. Burada sadece çocuklara değil her iki grup ailelere de eğitim verilmesi gerçeğini anlattı. Biz de illeri ziyaretimizde vali, kaymakam, belediye başkanlarımızı bizzat davet ederek bu olayın farkında olunmadığını gördük ve farkındalığın bu şeklide sağlandığını gördük. Aksaray olayı hayırlı bir sonuca vesile olmuştur” diye konuştu.  

FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Siyaset

TBMM’de bütçe görüşmeleri başladı (5)

Yayınlanma tarihi

-

“HER ZAMANKİ GİBİ ‘İSTEMEZÜK’ DEMEYE DEVAM EDEBİLİRSİNİZ”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, TBMM Genel Kurulu’nda devam eden 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerinde konuştu. Muhalefetin Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı ve bakanlıklara ilişkin eleştirilerine cevap veren Oktay, yenin sistemin Meclis’ten geçerek referanduma sonucu yürürlüğe girdiğini hatırlattı. Yeni sistemde, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiğini, yardımcılarını ve kabineyi ise Cumhurbaşkanı’nın belirlediğini vurgulayan Oktay şöyle konuştu:
“Muhalefet ne diyor? ‘Ben ne Meclis, ne de millet iradesini tanırım. Milletin ve parlamentonun onay verdiği bu uygulamayı kabul etmem’ diyor. Seçilmiş Cumhurbaşkanının, milletin ve parlamentonun iradesi ve onayı ile belirlenmiş Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi doğrultusunda, Sayın Cumhurbaşkanı’nın siyasi programını benimsemiş, milletin verdiği yetkiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görevini yürüten, TBMM’de yemin ederek görevine başlamış birisiyim. Bakanlar da aynıdır. Millet ve yüce Meclis erkler arası kuvvetler ayrılığı çerçevesinde bize bütçe sunma yetkisini de vermiştir, Cumhurbaşkanı’na vekalet etme yetkisini de. Siz, her zamanki gibi millet iradesini kabul etmeyip ‘istemezük’ demeye devam edebilirsiniz, serbestsiniz. Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanların, siyasi faaliyette bulunmaları Anayasa’da yasaklanmış değildir. Bu nedenle bakanlar siyasi parti üyesi, kurucusu, yöneticisi olabilir. Haliyle de siyasi açıklama yapar, siyasi iradesini kullanır. Siyaset; devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esasları belirlemektir ve Cumhurbaşkanı, yardımcısı ve bakanlar bunların belirlenmesine en üst düzeyde katkı sağlamaktadır. Üst düzey katkı sağlanan bir hususta açıklama yapmak işin tabiatı gereğidir. Bakanlar eğer sadece teknokratlar olsaydı, Meclis’te ant içmezler, kendilerine Anayasa’da seçilmişlere tanınmış olan yasama dokunulmazlığı tanınmaz ve yüce divanda yargılanmaları ile ilgili düzenlemelere yer verilmezdi. Diğer taraftan şunu da hatırlatmakta fayda var, her siyasi figür gibi eleştirildiğimiz bir yerde siyasi eleştiri hakkımızın olmadığını iddia etmek ancak abesle iştigal olur.”

“YPG/PKK, KÜRTLERİN TEMSİLCİSİ DEĞİL, EN AZ DEAŞ KADAR TEHLİKELİ BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR”
FETÖ, PKK/PYD-YPG ve DEAŞ olmak üzere terör örgütlerine karşı yürütülen mücadelenin sürdürüldüğüne dikkat çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, “Fırat’ın batısını terörden temizleyip nasıl bölgede hastanelerini, okulları, kilise ve camileri, tarımsal çalışmaları ve alt yapı hizmetlerini faaliyete geçirdiysek Fırat’ın doğusunu da huzur, güvenlik ve temel hizmetler ile buluşturacağız. Bunu Arap, Kürt, Türk, Yezidi, Keldani her kökenden kardeşlerimiz için yapacağız. Suriye’de ve sınırlarımızda masum sivilleri katleden YPG/PKK, Kürtlerin temsilcisi değil, en az DEAŞ kadar tehlikeli bir terör örgütüdür. Bu gerçeği görmezden gelerek kullanışlı örgüt ayrımı yapanlar ve açık-kapalı destek verenler milletimizin vicdanını yaralamaktadır. Bizim mücadelemiz uzun yıllardır ülkemize musallat olmuş terör belasını kaynağında yok etmek içindir ve kararlılıkla sürecektir” değerlendirmesinde bulundu.

“MİLLETİN İRADESİNİN VE KAYNAKLARININ TERÖR ÖRGÜTLERİ TARAFINDAN GASP EDİLMESİNE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Oktay, kayyum atanan HDP’li belediyeler konusunda getirilen eleştirilere de yanıt verdi. Belediye başkanlarının hukuki çerçevede görevden uzaklaştırıldığını kaydeden Oktay, şöyle konuştu:
“Milletin iradesinin ve kaynaklarının terör örgütleri tarafından gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Teröre destek verdiği tespit edilen kişilere ve bunların yuvalandığı belediyelere kayyum atanarak denetim altına alınması Anayasal bir yükümlülüktür. Terör örgütü kuran, üye olan, bunun propagandasını yapan ve işledikleri suçu öven kişilerin belediye başkanı adayı gösterilmeleri görevden uzaklaştırmaların temel hukuki nedenidir. Hukuki bir dayanağı olmayan sözde eş başkanlık uygulaması ile kim tarafından seçildiği ve yetkilendirildiği belli olmayan kişiler yasa dışı olarak fiilen belediye başkanlığı yapmaktadır. Bu eş başkanların belediyeleri bölücü terör örgütü ile iltisaklı, irtibatlı kişilerin emri doğrultusunda yönettikleri ve belediyeleri terör örgütünün merkezi haline getirdikleri adli ve idari soruşturmalarda tespit edilmiştir. Anayasamız, Türk Ceza Kanunu ve ülkemizin bölücü terör örgütlerine karşı yıllardır verdiği mücadele dikkate alındığında, belediyelerimizi terör unsurlarından arındırılması bir zaruret ve demokrasinin gereğidir. Hangi kisve altında olursa olsun teröre hizmet ettiği tespit edilen kişiler, görevinden el çektirilerek, hukuk kuralları çerçevesinde yargılanacaktır. Bu bizim milletimize ve şehitlerimize karşı en temel görevimiz, boynumuzun borcudur.”

“ENFLASYON RAKAMLARI, ÜLKENİN TAMAMINA YÖNELİK BİR GÖSTERGEDİR”
Milletvekillerinin sorularına cevap veren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, resmi enflasyon rakamlarının reel enflasyon ile aynı olup olmadığı yönündeki soru üzerine, “Enflasyon sepeti, ağırlıklar ve açıklanan değişim oranları tek bir bireyi yansıtmamakta, ülke ortalamasını ifade etmektedir. 2019’da TÜFE kapsamında 81 il merkezi ve 225 ilçeden aylık olarak yaklaşık 28 bin iş yerinden 895 madde çeşidi için 545 bine yakın fiyat değerlendirilmektedir. Enflasyon rakamları, belirli bir gelir grubuna ait olmayıp, ülkenin tamamına yönelik bir göstergedir. Diğer ülke enflasyon rakamlarında olduğu gibi, Türkiye rakamları da ülkenin tamamına yönelik bir göstergedir. TÜFE rakamlarını bireyler veya haneler kendi harcama ve tüketim yapılarına göre daha fazla veya daha az hissedebilirler” dedi.

“EMEKLİ AYLIĞI 1000 TL’NİN ALTINDA OLAMAZ”
1000 liranın altında emekli aylığı olup olmadığına yönelik tartışmalara değinen Oktay, “2002 Aralık-2019 Temmuz döneminde en düşük aylık 257 TL’den nominal olarak yüzde 642, reel olarak yüzde 52 artırılarak 1906 TL’ye yükseltilmiştir. En düşük Bağ-Kur çiftçi emekli aylığı 66 TL’den nominal yüzde 1941, reel olarak yüzde 318 artırılarak 1343 liraya yükseltilmiştir. En düşük Bağ-Kur esnaf emekli aylığı 150 TL’den nominal olarak yüzde 1050, reel olarak yüzde 135 artırılarak bin 1724 liraya yükseltilmiştir. En düşük emekli sandığı emekli aylığı 376,5 TL’den nominal olarak yüzde 487, reel olarak yüzde 20 artırılarak 2211 TL’ye yükseltilmiştir. Ayrıca 7161 sayılı kanunla ek ödeme dahil dosya başı aylık tutarının 1000 TL’den az olmayacağı düzenlenmiştir. Mevcut durumda hak sahibi hissesi oranı uygulanmadan dosya başına ek ödeme dahil emekli aylığının 1000 TL’nin altında olması mümkün değildir. Burada kast ettiğimiz bir kişinin ölmesi durumunda hak sahibi hissesi oranı diye ifade ettiğimiz budur. Birisi hayatını kaybettiği zaman onun aldığının oğlu, kızı, yakını, eşi arasındaki paylaşımını kastediyorsanız, o şahısla ilgilidir. Şahsın emekli aylığı 1000 TL’nin altında değildir, olamaz” diye konuştu.

“SİYASİ GÖMLEK GİYDİRME GAYRETİNDEN VAZGEÇMEMİZ GEREK”
İzmir’de, maddi sıkıntıları nedeniyle intihar ettiği öne sürülen Ali Kabasakal hakkındaki tartışmalara da yanıt veren Oktay, İçişleri Bakanlığı ve diğer birimler tarafından yapılan araştırmalara değindi. Oktay, özel nedenlerden dolayı Kabasakal’ın yaşamına son verdiğini söyleyerek, “İçişleri Bakanlığımızca ve yerlerdeki birimlerimizce yapılan araştırmaya göre, Ali Kabasakal’ın intiharına ilişkin olarak aşırı borçlanma, ailevi sorun, alacak-verecek meselesi gibi intihar etmeye yönlendirici bir sebep tespit edilememiştir. Maddiyat dışı, özel bir nedenden kaynaklandığı değerlendirilmektedir. Özel olduğu için ifade etmek istemiyorum. Konuyla ilgili araştırmalar devam etmektedir. Her intihar olayının üzerine açlık, yoksulluk gibi söylemlerle bir siyasi gömlek giydirme gayretinden vazgeçmemiz gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“NE KADAR PROFESYONELCE İŞ GÖRDÜKLERİNİN DOĞAL KANITIDIR”
Oktay, kayyum atanan HDP’li belediyelerde, terör örgütüne kaynak aktarıldığına dair belge bulunmadığı iddiası hakkında, “Doğrudan ya da dolaylı olarak terör örgütüne yapılan kaynak aktarımının; ihale mevzuatına, imar mevzuatına, personel mevzuatına aykırı uygulamalarda kendini gösterdiği gerçeği karşısında PKK’ya para aktarılmasının belgesinin olmadığı iddia etmek, bunu öne sürenlerin ne kadar profesyonelce iş gördüklerinin doğal bir kanıtıdır” dedi.

“MÜTEVELLİ HEYETİ KARAR VERECEK”
15 Temmuz Darbe Girişimi’nde hayatını kaybedenlerin yakınları ile yaralananlara yapılacak yardımlar için toplanan paraların nasıl kullanıldığı yönündeki soruyu yanıtlayan Oktay şöyle konuştu:
“Burada yardım toplama döneminde intikal eden bağış miktarı, Ziraat Bankası’nda nemalandırılmak suretiyle toplam 338 milyon 971 bin 731 TL ve 97 kuruş olarak 2 Ocak 2019 tarihi itibariyle Tek Hazine Kurumlar Hesabı’na aktarılmıştır. Tek Hazine Hesabı uygulaması kapsamında Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı adına sermaye taahhüdü olarak Ziraat Bankası Ankara Kamu Kurumsal Bankacılık Şubesi nezdinde açılan hesaba 10 milyon TL vakıf kuruluş mal varlığı olarak bloke edilmiştir. 2016/18 sayılı Başbakanlık genelgesi uyarınca FETÖ’nün darbe girişimi sırasında şehit olan vatandaşların ailelerine ve gazilere yardım edilmesi maksadıyla dayanışma kampanyası kapsamında bugüne kadar toplanan bağış tutarının 251 şehidimizin hak sahipleri ve 2731 gazimizin tamamı için nasıl değerlendirileceği Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Vakfı Mütevelli Heyeti kararı ile belirlenecektir. Biz şehitlerimizin de gazilerimizin de sonuna kadar yanında olduğumuzu, şehit yakınlarımız da gazilerimiz de çok yakinen bilirler. Onların kuruşuna dokunmayız dokundurtmayız halel getirtmeyiz bundan emin olun.”

“KÜRTLERİN DOSTUNU ARIYORSANIZ BURAYA BAKABİLİRSİNİZ”
Oktay, HDP’li vekillerin ‘Kürt halkına karşı düşmanlık’ söylemine tepki göstererek, “Eğer Kürtlerin bir dostunu arıyorsanız, buraya bakabilirsiniz. Eğer ‘Kürtlerin düşmanı kimdir’ diye bakıyorsanız, onları dağlara süren, onları perişan eden, çocuklarını ailelerini darmadağın eden, gidin Diyarbakır’daki annelere sorun. Siz, bize ve şahsıma, ‘Kürt halkına karşı düşmanlık besleyen’ diye bir ifadeyi kullanamazsınız. Tamamen reddediyorum. Türkiye’de hiçbir ilde ve ilçede hiç kimse yanındakini Kürt müdür, Türk müdür, Çerkez midir ayrımına asla tabi tutmamıştır” diye konuştu.

“HESABIMIZ 7-24 DEVAM EDİYOR”
Millete hesap verilmediği yönündeki eleştirilere yanıt veren Oktay, “Bizim millete hesap verip, vermediğimizle ilgili, siz bizi nerede zannediyorsunuz bilmiyorum. Biz bugün burada millete hesap veriyoruz. Biz Allah’ın her günü her bir ilimizde milletle beraberiz, bizim telefonlarımız 7-24 açıktır. Bizim hesap verdiğimiz Cumhurbaşkanı da milletin seçtiği ve milletin iradesiyle gelmiş birisidir. Kabinenin bir üyesi olarak Cumhurbaşkanının yardımcısı olarak Anayasa’da çizilmiş görevleri çerçevesinde tabii ki ona hesap vereceğiz. Ama milletimize de hesabımız 7-24 devam ediyor” ifadelerini kullandı.

GÖRÜŞMELER BUGÜN DEVAM EDECEK
Oktay’ın konuşmasının ardından 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler sona erdi. AK Parti’li ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla teklifin maddelerine geçilmesine karar verildi. TBMM Başkanı Şentop, bugün saat 11.00’de toplanmak üzere birleşimi kapattı.

FOTOĞRAFLI

Haber: Arda ERDOĞAN – Harun ÖZALP / ANKARA,(DHA)

Devamını oku

Siyaset

TBMM’de bütçe görüşmeleri başladı (4)

Yayınlanma tarihi

-

AK PARTİ’Lİ CANİKLİ, ELEŞTİRİLERİ YANITLADI
TBMM Genel Kurulu’nda 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmeleri sürüyor. Grubu adına söz alan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Nurettin Canikli, muhalefetin eleştirilerine yanıt verdi. Canikli’nin konuşması sırasında CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında zaman zaman sözlü tartışma yaşandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik, eleştirileri cevaplayan Canikli, “Cumhurbaşkanının yetkileriyle alakalı çok ciddi birtakım tartışmalar gündeme geldi ve özellikle ‘Cumhurbaşkanı izinli olduğunda ya da herhangi bir şekilde yurt dışına çıktığında ona vekalet edecek olanın seçilmiş biri olması gerekir, Meclis Başkanı olması gerekir’ şeklinde biraz önce bir ifade ortaya konuldu. Burada, çok ciddi bir mantıksal hata vardır. Hani, hep diyoruz ya yasama, yürütme erkleri mutlaka ayrı olmalıdır. Meclis Başkanı, yasama erkinin başı, Cumhurbaşkanı yürütmenin başı. Dolayısıyla siz Cumhurbaşkanlığına, yasama organından herhangi birine vekalet veremezsiniz, o zaman birbirine karışmış olur. Bu kadar basit bir mantık hatasının yapılmasına gerçekten şaşırdığımı, üzüldüğümü ifade etmek istiyorum” dedi.
FETÖ BORSASI CEVABI
Nurettin Canikli, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, yargıda FETÖ borsası kurulduğuna yönelik eleştirilerine değindi. Canikli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“FETÖ borsasından bahsedildi. Benim anladığım şu; Sayın Kılıçdaroğlu’nun elinde FETÖ borsasıyla ilgili bazı bilgiler var. Yani yine, kendi ifadesinden yola çıkarak söylüyorum; Sayın Cumhurbaşkanımızın avukatları üzerinden FETÖ borsası kurulduğu ve burada birtakım işlemler yapıldığı şeklinde elinizde bilgiler, belgeler var, öyle anladım ben. Peki Sayın Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet başsavcılığına şikayet ettiniz mi bunları? Ben merak ediyorum. Yani böyle bir şey varsa, birinin suç işlediğini öğrenmişseniz, birinin kanunlara aykırı bir şekilde davrandığını öğrenmişseniz eğer, ne yaparsınız? Elbette konuşursunuz, söylersiniz, ona bir şey demiyorum. Ama gidersiniz, en temel vatandaşlık görevi olarak Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunursunuz. Bu, en temel vatandaşlık görevidir ama anladığım kadarıyla böyle bir başvuru yok. Nedir bu şimdi?”  
‘KAYNAĞINI BULALIM, HALLEDELİM’
Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili eleştirileri de ele alan Canikli, bu işin devlet ciddiyeti içeresinde çözülmesi gerektiğini, teknik düzenlemelerin ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun SSK’nın başında bulunduğu 8 Eylül 1999’da yapıldığını söyledi. Canikli, şöyle konuştu:
“Bunun da ilk yıl maliyeti 26 milyar, bir süre sonra 100 milyara çıkar. Hemen emekli olacak 1,5 milyon kişi var. Bir süre sonra da yüz milyara çıkıyor. Tekrar 40’lı yaşlardaki erken emekliliğe dönmüş oluyoruz. Bu parayı ortaya koymadığınız zaman ‘Ben bunu çözerim’ demek olmaz. CHP’de de bu işi bilen arkadaşlar var. Lütfen çıkıp, konuşsun onlar da. Kaynağını bulalım halledelim. Nobel ödüllü iktisatçılar, bu kaynak problemini çözmek için çalışıyor. Bunu bulamamışlar ama Sayın Kılıçdaroğlu, ‘bulurum’ diyorsa, bu çok kıymetli bir olay. İçi boş bir aile sigortasıyla bunu hallederim demekle olmuyor.”
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, Canikli’nin Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük sözlerine cevaben, “Sayın Canikli, Kılıçdaroğlu o tarihte emekli. Bir insan gerçeği çarptırır da bu kadar mı çarpıtır. Bir insan iftira atar da bu kadar mı atar.” ifadelerini kullandı.
ŞENTOP İLE ÖZKOÇ ARASINDA, ‘SÖZ VERME’ TARTIŞMASI
CHP’li Engin Özkoç, AK Parti İstanbul  Milletvekili Nurettin Canikli’nin söz hakkı olmamasına rağmen, Meclis Başkanı Mustafa Şentop tarafından söz verdiği öne sürdü. Şentop, CHP’li Özkoç’un eleştirisinin haksız olduğunu beliterek, tepki gösterdi. 

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Siyaset

TBMM’de bütçe görüşmeleri başladı (3)

Yayınlanma tarihi

-

HDP’Lİ BULDAN: DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER TUTUKLUDUR
TBMM Genel Kurulu’nda, 2020 Merkezi Yönetim Kesin Bütçe Kanun Teklifi’nin, tümü üzerindeki görüşmelerde HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, grubu adına söz aldı. Buldan, cezaevinde bulunan HDP’lileri anımsatarak, “Şu sıralarda olması gereken siyasetçiler, dört duvar arasındadır. Sanmayın ki cezaevinde olan sadece HDP’dir. HDP’nin şahsında demokrasi ve özgürlükler tutukludur, adalet tutukludur, barış arayışları tutukludur” dedi.
Buldan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Erzurum Kongresi’nde yaptığı konuşmaya atıfta bulunarak, “Mustafa Kemal, Erzurum kongresindeki konuşmasında ‘Biz Türk ve Kürt milleti, iki halkın, milletin hakkı hukuku’ diyerek, cumhuriyetin kurucu halklarına, hakkına ve hukukuna vurgu yapıyordu. 1924 Anayasasıyla birlikte tarihi kırılma yaşandı ve etkileri günümüzde de en ağır bir biçimde devam eden; kimliklerin, inançların ret ve inkârına dayalı tekçi milliyetçi ulus sistemine geçildi. Eğer 1920’nin kurucu aklı ve çoğulculuk esası terk edilmeseydi, kurucu halkların hakları teslim edilseydi bugün demokratik cumhuriyet çatısı altında âdemi merkeziyetçi bir idari düzende yaşıyor olacaktık; krizler yaşanmayacaktı, halklar birbirinden kopmayacaktı. Kürtler, Aleviler, Sünniler, Ermeniler, Araplar, Süryaniler, Ezidiler, Çerkezler, Lazlar olarak, kendi kimlik, kültür, inanç ve dillerimizle eşitçe ve özgürce bir arada yaşıyor olacaktık” dedi.
HDP’li belediyelere kayyum atanması ile seçme ve seçilme hakkının ortadan kalktığı eleştirisini getiren Buldan, şöyle dedi:
“Yereli, yerel demokrasiyi ortadan kaldıran, tekçi merkeziyetçi sistemi yerellerde de devreye koymak isteyen bir anlayışın varlığını herkes görmelidir. Kayyum atamaları siyasi bir operasyondur. Kayyumun asıl hedefi Eşbaşkanlıktır. Eşbaşkanlık sistemi, eril, tekçi sisteme karşı geliştirilen alternatif bir modeldir. Eşbaşkanlık sistemi, tüm kadınlar için büyük bir kazanım olarak Türkiye demokrasi tarihine geçmiştir. Eşbaşkanlık; demokratik, ahlaki ve politik toplumun siyaset dilidir. Eşbaşkanlık; toplumu özgür, eşit, demokratik yönetmenin kurumudur. Tek başkanlığın, tek adam yönetiminin panzehiri eşbaşkanlıktır. Biz HDP olarak buna eyvallah demeyeceğiz. Eşbaşkanlıktan asla vazgeçmeyeceğiz. Bir milim geri adım atmayacağız. Tek başkanlık değil ‘Eşbaşkanlık’ demeye devam edeceğiz.”
Buldan, “Ne yazık ki Kürt sorunu çözülmediği için Kürt düşmanlığından vazgeçilmediği için Kürt de Türk de kaybediyor, tüm coğrafya kaybediyor” ifadelerini kullandı.
BOSTANCI’DAN TEPKİ
Buldan’ın, ‘Kürt düşmanlığı’ sözlerine AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı tepki gösterdi. Bostancı, “Kürt düşmanı PYD’dir. PYD, Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin kafasını vurdu. Kürtlerin hakkından ve hukukundan bahsederken, ağızlarını açıp da oradan Kürtlerin hakkına ve hukukuna ilişkin bir laf ettiler mi? Etmediler” diye konuştu.

Besti KARALAR- Arda ERDOĞAN- Harun ÖZALP/ANKARA, (DHA)

FOTOĞRAFLI
 

Devamını oku

Popüler Başlıklar