Takip Edin

SAĞLIK

Küçük Baran, hayata tutunmak için yardım bekliyor

Yayınlanma tarihi

-

Yusuf ÇINAR/ÇORUM,(DHA)- ÇORUM’da, Ercan- Nesibe çiftinin 3 yaşındaki çocukları Baran Özkadı, doğuştan yakalandığı multikistik displazik böbrek hastalığı nedeniyle yaşam mücadelesi veriyor. Konuşamayan ve yürüyemeyen Baran, haftada 3 kez Ankara’ya gidip, tedavi oluyor. Çocuklarının hastalığından kurtulmasının yollarını arayan ve maddi olarak zorlandıklarını belirten Özkadı ailesi, yardımseverlerin desteğini bekliyor.
Çorum’un Ulukavak Mahallesi’nde oturan fabrika işçisi Ercan Özkadı (25) ile ev kadını Nesibe Özkadı’nın (25) çocukları Baran Özkadı (3), doğuştan yakalandığı multikistik displazik böbrek hastalığı için tedavi görüyor. Küçük Baran’ın böbrekleri, hastalığı nedeniyle çalışmıyor. Geçirdiği rahatsızlıklar nedeniyle birkaç kez ameliyat da olan Baran, akciğerine sıvı kaçtığı için boynuna açılan delikten nefes alabiliyor. Özkadı ailesi, konuşamayan ve yaşıtları gibi yürüyemeyen Baran’ı, hayatta tutabilmek için mücadele veriyor. Aile, çocuklarının tedavisi için haftada 3 kez, 234 kilometre yol kat ederek Ankara’ya gidip, geliyor. Baran’ın, yol masrafları, ilaç ve tedavi ücretlerini karşılamakta güçlük çeken aile, zor günler geçirdikleri belirterek, kendilerine uzatılacak yardım elini bekliyor.
‘HAFTALARCA YOĞUN BAKIMDAN ÇIKAMADI’
Oğlunun tedavisi için Çorum ile Ankara arasında mekik dokuduklarını anlatan anne Nesibe Özkadı, haftada 3 kez Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gitmek zorunda olduklarını söyledi. Özkadı, “Baran’ın hastalığını anne karnındayken öğrendik. Doğduğunda 2 ay kuvözde kaldı. Ameliyatlar oldu, kalbi durdu ve haftalarca yoğun bakımdan çıkamadı. Yoğun bakımda yattığı günlerde akciğerlerine sıvı kaçtı. Bu nedenle boynuna açılan delikten hava alması sağlandı. Nefes alabilmesi için bir düzenek takıldı. Onsuz nefes alamıyor. Boynunda o olduğu için konuşamıyor da. Şu an rahatsızlıkları nedeniyle yaşıtları gibi hareket edemiyor ve yürüyemiyor” diye konuştu.
‘ARTIK DAYANACAK GÜCÜMÜZ KALMADI’
Üç yıldır çocuklarının hayatta kalabilmesi için mücadele ettiklerini ifade eden Nesibe Özkadı, maddi ve manevi olarak da zor durumda olduklarını belirtti. Özkadı, “Baran iyileşene kadar Ankara’ya gitmek zorundayız. Devlet, tedavi masraflarına katkıda bulunuyor. Bazı ilaç ve ekipmanların yarısını da biz alıyoruz. İlaçları da aynı şekilde temin ediyoruz. Ancak ilaçları çok pahalı, devlet hepsini karşılamıyor. Gerek ilaçları gerekse Ankara’ya gidip gelme konusunda artık dayanacak gücümüz kalmadı. Şu an çok zorlanıyoruz” dedi.

FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK

Kapalı tüplerini açtırıp, 6’ncı kez anne oldu

Yayınlanma tarihi

-

Aslı DURAN/ANTALYA, (DHA) – ANTALYA’da oturan Havva Şen (36), ilk evliliğinden 5 çocuk dünyaya getirdikten sonra 2012 yılında doğum kontrolü için tüplerini bağlattı. Yıllar sonra ikinci evliliğiyle tekrar anne olmak isteyen Şen, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde özel bir yöntemle ameliyat olup tüplerini yeniden açtırdı. Hamile kalıp, 5 ay önce oğlunu kucağına alan Havva Şen, yeniden anne olmanın mutluluğunu yaşadı.
Aksu ilçesinde oturan ev kadını Havva Şen, ilk evliliğinden 5 çocuk dünyaya getirdi. Bebek sahibi olmak istemeyen Şen, 2012 yılında kadın hastalıkları doktoruna giderek tüplerini bağlattı. Eşinden ayrılıp 2014 yılında Mustafa Şen ile (25) tanışan Havva Şen, 2015 yılında nikah masasına oturdu. Yeni eşinden bebek dünyaya getirmek isteyen Şen, kapalı tüplerinin açılması için Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Jinekoloji Bölümü’ne gelerek muayene oldu. Şen, testler sonrasında 2017 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Burak Karadağ tarafından ameliyata alındı. Laparoskopik yöntemle dikiş atılmadan tüplerin uç kısımları bir araya getirildi. Hamile kalan Havva Şen, 5 ay önce oğlunu kucağına almanın mutluluğunu yaşadı.
İlk eşiyle ayrılmadan önce tüplerin bağlanması operasyonu geçirdiğini söyleyen Havva Şen, o dönemde çok sayıda çocuk doğurduğu için bir daha anne olmak istemediğini anlattı. Şen, “Hayat şartlarından dolayı ayrıldık. Bir işte çalışmaya başladım ve Mustafa’yla tanıştık. 2015 yılında evlendik. Yeni bir bebeğimiz olmasını istedik. Bu yüzden Burak Karadağ hocama muayene oldum. Yapılan testler sonucunda ameliyata alınarak operasyon yapıldı. 5 ay önce de bebeğimizi kucağımıza aldık. Sağlık durumumuz gayet iyi. Hiç umut etmezdim bir daha anne olacağımı. Allah’a şükür bir bebeğimiz oldu. Oğlumuza Emirhan Yunus adını verdik” dedi.
BABA OLACAĞINI UMUT ETMEDİ
İlk bebeğini kucağına almanın mutluluğunu yaşayan Mustafa Şen ise, “Eşim tüplerinin bağlı olduğunu, bu yüzden bir çocuk doğuramayacağını söyledi. Başka doktorlar eşimin tüpleri kapalı olduğu için bir daha açılamayacağını söylemiş. Bir tanıdığımız vasıtasıyla Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gelerek eşim muayene oldu. Yeni bir yöntemle eşimin tüpleri açıldı ve oğlumuz dünyaya geldi. Hiç umut edemezdim baba olacağımı. Eşimin kardeşi de tüplerini açtırdı ama bebeği olamadı. Şükür ki doğru tedaviyle eşim tekrar anne oldu” dedi.
YÜZDE 75 ORANINDA BAŞARI
Doç. Dr. Burak Karadağ, çoğu kadının gebe kalmamak için tüplerini bağlatarak korunduğunu aktardı. Bu yöntemin geri dönüşümsüz olduğunu belirten Doç. Dr. Karadağ, aradan zaman geçtikçe çocuklarını kaybeden veya ikinci evliliklerini gerçekleştirip tekrar anne olmak isteyen kadınlar olduğunu söyledi. Kapalı yöntemle tüplerin yeniden açılması operasyonun detaylarını anlatan Doç. Dr. Burak Karadağ, şunları söyledi:
“Tekrar anne olmak isteyen kadınların alternatifi ya tüp bebek tedavisi ya da tüplerin yeniden açılması. Özellikle 40 yaş altındaki bu tarz hastalara tüplerinin yeniden açılmasını öneriyoruz. Hastalar böylelikle tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar, işlemler, çoğul gebelik riski ve tüp bebek tedavi maliyetinden kurtulmuş oluyor. Bu işlemin başarı oranı literatürde yaklaşık yüzde 50-60’ken, bu yöntemle yüzde 75 başarı oranımız var. Ameliyatta özel bir iplik kullanarak operasyon süresini kısaltıyor, başarı oranımızı da artırıyoruz. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde son 3 yıl içerisinde 18 vakaya bu işlemi uyguladık ve şu ana kadar 13’ü gebelikle sonuçlandı. Bu operasyonu kapalı yöntemle yapıyoruz. Hastalarımız aynı gün taburcu olabiliyor veya herhangi bir komplikasyon gelişmediği takdirde en fazla 1 gün hastanede yatıyor. Yeni yöntemle dikiş atmadan yani ipleri birbirine bağlamadan yaptığımız için tamamen görerek her iki tüpün uç kısımlarını bir araya getirebiliyoruz. Operasyonun en zor ve uzun süren kısmı olan kapalı ameliyat sırasında dikiş atma işlemini yapmadığımız için ortalama operasyon süremiz 60-90 dakika daha kısa oluyor. Tüpleri tam uç uca getirdiğimiz için de başarı oranımız artıyor.”

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

SAĞLIK

Türk bilim adamı, insan organlarının üç boyutlu haritasını çıkardı

Yayınlanma tarihi

-

Özlem YURTÇU KARABULUT/ İSTANBUL, (DHA)- ALMANYA’da yaşayan ve biyoteknoloji alanında çalışan Türk bilim insanı Dr. Ali Ertürk ve ekibi, insan gözü ve böbreğinin üç boyutlu haritasını çıkarmayı başardı. Bilim dünyasında Ertürk’ün çalışmaları, kanserde, organda üretiminde, hatta beynin haritalanmasında çığır açacak bir gelişme olarak niteleniyor.  
Ludwig Maximillian’s Üniversitesi Helmholtz Doku Mühendisliği ve Rejeneratif Tıp Enstitüsü Başkanı genetik ve nörobilim uzmanı Dr. Ali Ertürk, bilim dünyasında ilk olacak projesi hakkında Demirören Haber Ajansı’na (DHA) konuştu. Dr. Ertürk, üç yıldır üzerinde çalıştıkları projenin son aşaması SHANEL’in de dünyaca ünlü bilim dergisi CELL’de yayınlandığını anlatarak “Üç yıl önce bu çalışmalara başladık. Organların hücresel düzeyde üç boyutlu haritalarının çıkarılabilmesi için öncelikle lazer mikroskop altında görüntülenebilir hale getirilmesi gerekiyor. Geçen yıl kadavradan bağışlanan insan organlarını ‘sütü suya çevirir gibi’ çeşitli kimyasal solüsyonlarla şeffaflaştırmayı başardık. Çalışmamızın SHANEL adını verdiğimiz bu yeni aşamasında ise hem bu boyuttaki büyük dokuları tarayabilecek üç boyutlu bir lazer mikroskobu geliştirdik. Hem de mikroskoptan elde ettiğimiz milyonlarca görüntünün, insan eliyle yüzyıllar sürebilecek analizini, birkaç saate indiren bir yapay zeka algoritması geliştirdik. Böylece dünyada ilk kez, insan böbreği ve gözünün hücre seviyesinde üç boyutlu haritasını çıkarmayı başardık” dedi.
DAHA ÖNCE İNSAN ORGANI ŞEFFAF HALE GETİRİLEMEMİŞTİ
İnsan beyninin haritalanmasının şu an bilimin önemli projelerinden biri olduğuna değinen Dr. Ertürk, “Ama maalesef insan beyninin hücre seviyesinde detaylarını gösterecek bir teknoloji yok. Daha önce fareler üzerinde geliştirdiğimiz doku şeffaflaştırma tekniğini, insan organlarında da uygulamak istedik ve başardık. Ama bunların gerçek detaylarını görebilecek mikroskoplarımız yoktu. Şu an piyasada olan mikroskoplar, genelde küçük dokuları veya fare organları gibi küçük organ parçalarını görüntülemek üzere geliştirilmiş cihazlar. Çünkü bu zamana kadar insan beyni ya da böbreği gibi büyük bir organ lazer mikroskobunda incelenmek için şeffaflaştırılamamıştı. Kadavra bağışı ile gelen bir insan gözünü, böbreğini ve beyin dokusunu şeffaflaştırabildik. Kendi geliştirdiğimiz üç boyutlu lazer teknolojisi ile çalışan bu mikroskop, organları tek tek hücre seviyesinde görüntüleme imkanı tanıyor” diye konuştu.
‘BİRKAÇ YIL İÇİNDE KANSER TEDAVİSİNDE SIÇRAMA OLABİLİR’
Bu teknolojinin birkaç yıl içinde kanser teşhis ve tedavisinde kullanılmaya başlanabileceğini anlatan Dr. Ertürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kullandığımız bu yapay zekaları en yakın zamanda biyopsi analizleri üzerinde de kullanmaya başlamak istiyoruz. Zira şu anda patologlar, kanser hastalarından alınan biyopsi örneklerini belki sadece yüzde 0.1’ini inceleyebiliyor. Ama bizim projemiz rutin kullanıma girdiğinde tümörün tamamını analiz etme şansımız olacak ve tek tek tüm kanser hücrelerini görüntüleyip belki de kullanılan ilaçların kanser hücrelerini yakalayıp yakalayamadıklarını bile görme şansınız olabilecek. Tıp dünyasının bizim için büyük hedeflerden bir diğeri de bu teknolojileri kullanarak üç boyutlu yazıcılarla organ üretebilmek. SHANEL’in insan beynini moleküler düzeyde haritalamaya yardımcı olabileceğine ve 3D yazıcı ile insan organlarını hücresel düzeyde üretebileceğimize inanıyoruz.”
ORGAN HARİTALAMASI TEŞHİS VE TEDAVİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
Dr. Ertürk, “İnsan beynini veya diğer organları haritalamak, sağlık ve hastalıkta nasıl işlev gördüklerini çözmek için önemli bir adım. Böbrek, beyin, tiroid ve göz dahil olmak üzere sağlam yetişkin insan organlarını şeffaf hale getirebildik” söyledi. Çalışmalarını farklı ülkelerden 15 kişilik bir ekiple yürüten Dr. Ali Ertürk, enstitü hakkında ise şu bilgileri verdi:
“Tabii ki bu çalışmayı çok kapsamlı bir ekiple yürütüyoruz. Kimyacı, fizikçi, mühendis ve biyolog var. Enstitümüzü Alman hükümeti finanse ediyor. Yıllık yaklaşık 2-2,5 milyon Euro bütçe alıyoruz. Rejeneratif tıp alanında pekçok başka yerden de milyon euro’luk fonlar aldığımız oluyor. Sadece bir mikroskobumuz 500 bin ila 1 milyon euro arasında. Bu bütçelerimiz sayesinde çalışmalarımızı rahatça yürütebiliyoruz.”

FOTOĞRAF

Devamını oku

SAĞLIK

Eniştesinin karaciğeriyle hayata tutundu

Yayınlanma tarihi

-

Erol AKKIR/ANTALYA, (DHA)- ANTALYA’da, karaciğer nakli olması gerektiği söylenen Ali Aydoğan (49) için tüm ailesi seferber oldu. Aydoğan, eniştesi Veysel Akdemir’in (51) karaciğer dokusuyla yaşama tutundu.
Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesinde oturan çiftçi Ali Aydoğan’a, 3 yıl önce Hepatit B’ye bağlı siroz hastalığı teşhisi koyuldu. İlerleyen süreçte Aydoğan’a, karaciğer nakli olması gerektiği söylendi. Bunun üzerine aile üyeleri, verici olmak istedi. Aydoğan’ın kız kardeşinin eşi kaynak ustası Veysel Akdemir’in, yapılan testler sonucu karaciğerinin bir bölümünü verebileceği saptandı. Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi’nde 13 Ocak’ta yapılan operasyonla Veysel Akdemir’den alınan karaciğer dokusu, Ali Aydoğan’a nakledildi.
Ali Aydoğan, 3 yıl önce Hepatit B’ye bağlı siroz hastalığı teşhisi koyulduğunu belirterek, “Afyonkarahisar’daki doktorlarım, ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirterek, karaciğer nakli için Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ni tavsiye etti. Son zamanlarda yaşam kalitemin iyice bozulduğunu gördüm. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne gelerek tetkiklerimi yaptırdım. Karaciğer naklinin şart olduğunu ve nakil için de verici olması gerektiğini öğrendim. Tüm akrabalarım verici olmak için sıraya girdi. Bu davranışları beni çok mutlu etti” diye konuştu.
Ailesinin kendisi için toplandığını dile getiren Aydoğan, “Aile karar aldı. Hepsinin gönüllü verici olması beni sevindirdi. Duygulandım, gözyaşlarımı tutamadım. Kız kardeşimin kocası Veysel Akdemir’in benimle tam uyumlu olduğu tespit edildi. 13 Ocak’ta nakil oldum. Çok şükür iyiyim” dedi.
Eşinin erkek kardeşinin karaciğer nakli olacağını duyunca seferber olduklarını anlatan Veysel Akdemir ise “Ailenin tamamı verici oldu. Tüm aile sırayla kan verip testlerin sonucunu bekledik. Benim testlerim Ali Aydoğan ile uyumlu çıktı. Hemen işlemler tamamlandı. Nakil için ameliyata girdik, ben ve Ali şimdi sağlıklıyız” diye konuştu. 
Ameliyatı gerçekleştiren ekibin başındaki Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi ve Organ Nakli Merkez Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı da “Hastalarımızın sağlığı çok iyi. Böbrek naklinde olduğu kadar karaciğer naklinde de Türkiye’nin en iyi merkeziyiz. Nakil yaptığımız hastalarımız, çok deneyimli bir ekip tarafından takip ediliyor. Nakil kadar sonrası da önemli” dedi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Popüler Başlıklar