Takip Edin

Ekonomi

Parahistoria Faiz / Sümer’den Siber Dünyaya – İmza Günü

Yayınlanma tarihi

-

Deniz Kılınç / İstanbul, 13 Ocak (DHA) – Demirören Haber Ajansı (DHA) Ekonomi Müdürü ve Yazar Osman Şenkul’un kaleme aldığı, faiz kavramının çeşitli uygulamalarla geçmişten bugüne olan yolculuğunu anlatan Parahistoria Faiz / Sümer’den Siber Dünyaya kitabı imza günü, 15 Ocak’ta, yayıncı Scala Kitapçı’nın Beyoğlu’ndaki merkezinde düzenleniyor.
Paranın tarihinin anlatıldığı Parahistoria’nın ardından, paranın da ötesinde “ödünç alıp verme piyasalarının, onların arkadaşındaki düşünsel, etik ve inanç bazlı oluşumların ve günümüze ışık utan sonuçlarının tarihsel ve güncel kapsamlı bir tarama ve incelemesinin” okuyucuya sunulduğu Parahistoria Faiz / Sümer’den Siber Dünyaya Scala Yayıncılık’tan çıktı.
Önsözünü Prof. Dr. Mehmet Emin Karaaslan’ın yazdığı ve editörlüğünü Ahmet Necdet Öğütçü’nün yaptığı Parahistora Faiz / Sümer’den Siber Dünyaya, özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla oluşan ödünç alıp verme ve faiz kavramlarının Mezopotamya’dan günümüze çeşitli uygarlıkların uygulamaları kapsamında ele alınıyor.
Mehmet Emin Karaaslan Parahistora Faiz / Sümer’den Siber Dünyaya’nın önsözünde, “Bu kitabın konusu alışverişin, mal ve hizmet piyasalarının evrimi ve fiyat oluşumu değil, daha özgül; özel mülkiyetin ve çeşitli şekillerde uzmanlaşmış iş kolları ve mal/hizmet piyasalarının gelişmesine paralel olarak oluşan ödünç alıp verme piyasalarının, onların arkasındaki düşünsel, etik ve inanç bazlı oluşumların ve onların günümüze ışık tutan sonuçlarının tarihsel ve güncel, kapsamlı bir tarama ve incelemesi” tanımını yaptı ve şunları yazdı:
“Kendi kendine yeterli olan ve insanların birbirini yakından tanıdığı komünâl ekonomilerden, piyasa ekonomisine geçişte kardeşlikten, ötekiliğe (brotherhood-otherhood) doğru bir kültürel evrim de gerçekleşti.
“Ötekilerle ilişkin, sosyal geleneklere dayalı ilişkiler olmaktan çıkıp, karşılıklı olarak saygı gösterilen ticari değerlere dayalı iktisadi ilişkilere dönüştüğü ölçüde iktisadi insan ortaya çıkar.
“Örneğin Yahudiler, borç ilişkilerinde kendi kabile üyelerinden, yani kardeşlerinden, faiz talep edemezken, ötekilerden bunu beklerlerdi. Zaman içinde giderek daha fazla ilişki kardeşlerle değil, ötekilerle gerçekleşmeye başladı: Faiz kökleşti ve normalleşti.
“Toplumsal güç ilişkileri ile eklemlenen, güç kazanan ve büyüyen düşünceler, zaman içinde ana akım tutuculuğunun parçası olurlar ve yeni nesillere aktarılırlar.
“Ekonomik düşünce evrildikçe, en kolay anlaşılan ve sevilen düşünceler, ana akım tarafından sürekli gündemde tutulan ve propagandası yapılan düşünceler olarak ortada dolaşırlar.
“Dolayısıyla iktisadi bir teori, kavram veya kurum hakkında gerçekleri öğrenmek istiyorsak geriye dönüp hâkim ortodoks düşüncenin ve rakip diğer görüşlerin tarihine ve evrimine göreceli bir yaklaşımla bakıp sormamız gerekir: Gerçekte ne olmuş, düşünsel, sosyal ve siyasal olarak neler yaşanmıştır?
“Usta ya da çömez, ekonomiye, politik ekonomiye, tarihe, siyasete, inanç sistemlerine ve bütün bunların karşılıklı etkileşimine ilgi duyanların keyifle okuyacakları disiplinler arası olduğu kadar kültürler arası bir çalışmadır elinizde tuttuğunuz.”
Kitabın, “Sümer’den siber dünyaya” bölümünde de şöyle deniliyor:
“Kimine göre, ‘paranın fiyatı’ olarak tanımlanan faiz, para ve para benzeri araçlar ile birlikte insanlığın karşısına çıktığında, daha çok yerel üretim ve hasat gelişmelerine bağlı olarak, mevsimsel ya da yıllık bazlarda ve çoğunlukla sözlü olarak belirleniyor ve en çok kil tabletler ya da benzeri araçlarla kayıt altına alınıp, uygulanıyordu.
“Dijital teknolojilerin baş döndürücü hızla geliştiği günümüzde ise, artık faizler, küresel düzeyde belirleniyor, bazen saniyeler ve daha kısa sürelerle ölçülebilen vadelerde geçerli olup, aynı hızda değişebiliyor. Hızla, dijitalleşen para, kavram olarak varlığını sürdürdükçe, parayla birlikte insanlığın önüne çıkan faiz de bizimle birlikte olmayı sürdürecek ve paranın metal, kâğıt, dijital olarak varlığı sonlandığı ve bilanço satırlarından da silinerek yok olduğu zaman, faiz de insanlık için yalnızca tarihsel bir etken olarak kalacak.
“Yeryüzündeki varlığının son birkaç bin yılını kapsayan çok kısa bir bölümünde insanlık ile bir arada olan paranın, yalnızca bu özelliği dahi, bizim için yaşamsal bir niteliğinin olmadığını gösteriyor. Bu nedenle, insanlık tarihinde, kendisi için yaşamsal olmayan pek çok olgu, etken gibi, para da yanına faiz ve diğer tüm türevlerini yanına alarak sonsuzluğun içinde yok olup gidecek.
“Bu yok oluş süreci için bugünden bir kestirimde bulunmak neredeyse olanaksız olsa da, plastik kartlardan, kare kodlara, radyo dalgalarından, blockchain (blokzinciri – kripto para) sarmalına kadar, kılıktan kılığa giren paranın, yaşam mücadelesinin ivme kazanmasına tanık olmayı, bu sürecin çok da uzakta olmadığının kanıtı olarak göstermek, ütopik bir yaklaşım olmasa gerek.” (Fotoğraflı)
 

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi

Ülkemizde Şarap Sektöründe İlk Tahvil İhracı

Yayınlanma tarihi

-

Suvla Şarapları A.Ş. kurucusu Selim Zafer ELLİALTI , bu hafta 11 Milyon TL’lik tahvil ihraç edeceğini duyurdu.

Dünya’nın en büyük denetim şirketlerinin denetimlerinden başarıyla geçen Suvla A.Ş. git gide büyüyen markasıyla daha da kurumsallaştı .

Ellialtı için bu başarı tesadüf değil. Kaliteli üzümleri için bağa yaptığı yatırımlar, doğaya karşı verdiği mücadele, seçkin önologları ve laboratuvar çalışmalarını es geçmemesi sebebiyle kaliteden ödün vermeyerek kapasitesini her geçen yıl katlayarak arttırıyor.

Fotograf Kaynağı: Spaceworx Landscape

Aynı zamanda bağ , zeytinlik ve sebze-meyve bahçelerinden çıkan mahsuller ile tamamen organik doğal ürünlerin bulunduğu Kilye markasının da kurucusu.

Son olarak 2019 yılında Emaar’da açılan Kilye Doğal Ürünlerin kullanılarak sunulduğu Kilye Lokanta hizmete açıldı.

Selim Zafer ELLİALTI Suvla markası için gelecek yıllarda haklı bir gururla daha da iddialı .

Devamını oku

Ekonomi

İpsos/Gedik: 2019 yılı düşündüğümüzden de zor bir yıl oldu

Yayınlanma tarihi

-

İstanbul, 17 Ocak (DHA) – Türkiye’nin en geniş araştırmacı kadrosuna sahip araştırma şirketlerinden Ipsos Türkiye’nin CEO’su Sidar Gedik, 2020 yılında yeni nesil ürün ve hizmetlerle büyümeye devam edeceklerini vurguladı ve “2019 yılı düşündüğümüzden de zor bir yıl oldu” dedi.
İpsos Türkiye tüm çalışanlarıyla Antalya’da düzenlediği toplantıda, şirketin 2019 yılı değerlendirildi ve 2020 planları paylaşıldı.
Şirketten yapılan açıklamada, “Ipsos Türkiye, diğer Ipsos şirketleri arasında Avrupa ve Ortadoğu Bölgesinde büyümeyi sürdüren ülkelerin başında geliyor. 2020 yılında da şirket ülke sınırlarını aşan yeni nesil ürün ve hizmetleriyle büyümeye devam edecek” denildi. Ipsos’un Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölge CEO’su Shane Farrell da toplantıya katılan global konuklar arasında yer aldı.
Toplantıda konuşan Gedik şunları söyledi:
“Bizim işimiz bir takım oyunu ve biz kendimize ‘oyunu değiştirenler’ diyoruz. Her yıla oyunu hakkıyla oynamak ve başarmak için başlıyoruz. 2019 yılı düşündüğümüzden de zor bir yıl oldu. Yıla başlarken ‘bir olacağız’ dedik, birlik olduk, birbirimize tutunduk ve her zamanki gibi tüm bu güçlüklerin üstesinden geldik. Bir sene önce bu zamanlarda, eksiksiz bir özgüven ile, 2019’da gücümüze güç katacağız dedik ve gerçekten de muazzam bir yıl yaşadık. Bu başarıda her bir Ipsoslunun ayrı ayrı önemli katkıları var, tekrar tüm çalışma arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. 2020 bizim için yeni şeyler söyleme zamanı olacak. Veri toplamadan raporlamaya kadar tüm süreçlerimizde yenilik yapmanın yanı sıra yeni ürünlere hayat verme yılı olacak. Yeni yılda da ‘bunu sadece Ipsos başarabilir’ denilecek şeyleri gerçekleştirmeye ve bunun getireceği mutluluğu kucaklamaya hazırız.”

Devamını oku

Ekonomi

İPM – İklim değişikliği göçmen kuşları doğrudan etkiliyor

Yayınlanma tarihi

-

İstanbul, 17 Ocak (DHA) – Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ornitoloji Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Kiraz Erciyas Yavuz, “İklim değişikliği; kuşları, ilkbaharda erken geliş, üreme alanlarından daha geç ayrılma, göç mesafesindeki değişim, yerleşik duruma geçme ve gidilen alan değişikliği gibi çeşitli şekillerde etkiliyor” diye uyardı.
Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) doğa koruma ve iklim değişikliği alanında çalışan araştırmacı, akademisyen ve sivil toplum gönüllülerini buluşturan Doğa ve İklim Söyleşileri’nin altıncısı “Değişen İklimin Kuşlara Etkisi” başlığı altında gerçekleşti. Çevre ve iklim alanlarını çok disiplinli bir anlayışla bir araya getirmek amacıyla başlatılan Doğa ve İklim Söyleşileri’nin bu ayki konuşmacısı, Kiraz Erciyas Yavuz oldu.
İstanbul Politikalar Merkezi’nden Ümit Şahin’in moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Kiraz Erciyas Yavuz, iklimin kuşların biyolojisi üzerindeki etkisi, son yarım yüzyıl boyunca bilim insanları için önemli bir çalışma alanı olduğunu, küresel iklim değişikliği sonucunda ekosistemde meydana gelen değişikliklerin, kuşları da çeşitli şekillerde etkilediklerine dikkat çekti.
Kiraz Erciyas Yavuz, ekosistemde gözlenen değişimlerin, kuşların yaşam alanı ve besin gibi temel yaşamsal ihtiyaçlarına farklı şekillerde cevap verdiğini belirterek, göç ve üreme takvimi, dağılım, demografik yapı, vücut morfolojisi gibi kuşların yaşamlarını etkileyen temel davranışsal ve yapısal bazı özelliklerin hızla değiştiğinin gözlendiği söyledi.
Kiraz Erciyas Yavuz, çeşitli örneklerle meydana gelen değişimlerine değinerek antropojenik iklim değişikliğinin kuşlara olan etkilerini azaltmak için ele alınan bazı tavsiyelerden bahsetti.
Kuşların gözlemlenmesini sağlayan halkalama çalışmalarının Türkiye’de 2002’de kurulduğunu belirten Kiraz Erciyas Yavuz, Avrupa Kuş Halkalama Birliği sayesinde halkalama konusunda geri bildirimler alınarak raporlama sağlandığını belirtti. 2020 yılında İstanbul’da da bir istasyon kurulmasının planlandığını söyleyen Erciyas Yavuz, “Halkalama istasyonlarında ne yapıyoruz? Kuşları yakalayıp belli ölçümler yapıp
sonra da doğaya geri salıyoruz. Türkiye ve dünyadaki diğer halkalama istasyonlarından geri bildirimlerle kuşlar hakkındaki verilere ulaşıyoruz. Dünyada her yıl 10 milyar kuşun hareket halinde olduğu söyleniyor. Halkalama çalışmaları sayesinde iklim değişikliğinin kuşlara olan etkilerini görebiliyoruz” dedi ve ekledi:
“İklim değişikliğinin etkilerine ilişkin bulgular ana hatlarıyla, ilkbaharda erken geliş, üreme alanlarından daha geç ayrılma, göç mesafesindeki değişim, yerleşik duruma geçme ve gidilen alan değişikliği.
“Hava erken ısınınca ilkbahar erken geliyor. Göçmen kuşlar acele ediyor ve hızlı hareket ediyor. Bu yüzden konaklamayı es geçiyor ve doğrudan üreme alanına gidiyor.
“Ancak bu arada kaynak depolamadığı için üremeye geçmek için zaman kaybediyor, üremeye geç geçiyor. Üreme geç olunca yavru sayısı düşüyor ve o türün popülasyonu azalıyor.
“Ayrıca göçmen kuşların sıcaklığa bağlı olarak göç ettiği mesafeleri kısalttığını gösteriyor. Yine iklim değişikliğinin de etkisiyle kuşlar küçülüyor.
“Vücutlarını küçülterek daha az enerji harcayarak daha hızlı göç edebiliyorlar. Yine iklim değişikliğinin etkisiyle alan değişimi de yaşanıyor. Göçmen kuşlar her 10 yılda bir 1.6 kilometre daha kuzeye kayıyor.
“Her yıl 100 metre daha yukarı doğru bir tırmanış görüyoruz. Göçmen kuşlar küresel bir sorun. Bölgesel ve ülke bazında koruma faaliyetlerine odaklanmamız gerekiyor.”
Söyleşide ayrıca; biyolojik çeşitlilik bileşenlerinde; genetik, fizyoloji, fenoloji, dinamikler, dağılım, türler arası ilişkiler, canlı toplumları verimliliği ve ekosistem hizmetleri önemli olarak tanımlandı. Değişimler çok hızlı olduğundan gelecek senaryolarının iyi anlaşılması ve tanımlanması, buna uygun olarak da uygun koruma stratejilerinin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. (Fotoğraflı)

Devamını oku

Popüler Başlıklar