Takip Edin

SAĞLIK

Prof. Dr. Melikoğlu: Soluk borusu tıkanmasında acil müdahale çok önemli

Yayınlanma tarihi

-

Erol AKKIR/ANTALYA, (DHA) – AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu, soluk borusunun tıkanması gibi durumlarda acil müdahalenin önemine dikkati çekti. Melikoğlu, “Bu olaylarda yapılacak ilk müdahale, öncelikle acil müdahale kursu almış kişilerin birtakım manevralarla karnını ve göğsünü sıkıştırarak bunların çıkmasını sağlamaya çalışmasıdır” dedi.
Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu, Diyarbakır ve Ankara’da iki çocuğun ölümüne, şırınga şeklindeki çikolatanın ucundaki tıpanın neden olduğunu söyledi. Çocukların şırınganın ucundaki kapağı düşünmeden çikolatayı emdiğini ve tıpayı yuttuğunu söyleyen Prof. Dr. Melikoğlu, “Soluk alma ile yemek borusu arasında çok kısa, ince bir mesafe var. O mesafeden direkt solunum yollarına gitmiş. Tıpanın ucunda delik olmadığı için de tamamen soluk borusunu tıkamış” dedi. Yetişkin bir insanın soluk borusunun kalınlığının küçük parmağın genişliği kadar olduğunu aktaran Prof. Dr. Melikoğlu, “4-5 yaşındaki çocukları düşünürseniz, bir de yutulan objenin çapını düşünürseniz, direkt soluk deliğini tıkamış. O dönemde yapılacak ilk müdahale, öncelikle acil müdahale kursu almış kişilerin birtakım manevralarla karnını ve göğsünü sıkıştırarak bunların çıkmasını sağlamaya çalışmasıdır” diye konuştu. Soluk borusunun girişinde ses telleri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Melikoğlu, şunları kaydetti:
“O ses telleri bu parçacığın çıkmasına izin vermeyebilir. Çok şiddetli baskı yapmak gerekir. Hemen sonrasında en yakın yerdeki sağlık kuruluşuna götürmek gerekir. Bir poliklinik, aile hekimliği polikliniği gibi yerlerde müdahale pek mümkün olmayabilir. Daha teşekküllü yerlere götürülmelidir. Orada müdahale ve bu cismin çıkartılması mümkün olur. Bu müdahalelere rağmen çıkartmak mümkün olmayabilir. Önemli olan çocukları bunlardan uzak tutmaktır. Her türlü oyuncağı ve nesneyi çocuklar ağzına götürür. Bunları ağzına götürdüğü sırada nefes aldığı anda yutabilir. Soluk yolundan sonra akciğere giden iki soluk borusu var. Buralara da gidebiliyor. Erken dönem yutmalarda ilk manevraların yapılmasıyla çıkartılması sağlanabilir. Eğer çıkartılamazsa çok acil müdahalede bulunulup, daha ileri cerrahi işlemler yapılması gerekmektedir.”
ÇENGELLİ İĞNE, KURUYEMİŞ VE PİL TEHLİKESİ
Çocukların çevreyi tanımak için ellerini ve ağzını kullandığını belirten Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu, ani gelişen dikkatsizlik nedeniyle ağızdan aldıkları yabancı cisimleri yutabildikleri uyarısında bulundu. Yutma sırasında bazen bu cisimlerin soluk borusuna kaçtığını aktaran Prof. Dr. Melikoğlu, “Kuruyemişler, fasulye gibi bakliyatlar, meyve ve sebze parçaları. Çocuklar yakalarına iliştirilen nazarlık, çatal iğneleri yutabiliyor. Bunlar yemek borusuna gidiyor. Bazen bu çatal iğnelerin ağzı açık kalabiliyor. Ciddi boyutta yaşamsal tehdit oluşturuyor. Zaten soluk borusu çok ince, orası tıkanınca ani solunum durması olabiliyor” dedi. Oyun yaşına gelen ve pilli oyuncaklarla oynayan çocuklarda da yutma vakalarına rastladıklarını anlatan Prof. Dr. Melikoğlu, yutulan pillerin kimyasal tepkimeyle yemek borusu, mide ve bağırsakta yanma ve delinmelere neden olduğunu söyledi.
PARMAK KALINLIĞINDA İKİ MIKTANIS YUTMUŞ
2008 yılında demir kalemtıraş yutan 4 yaşında bir çocukla yine aynı yıl içerisinde boyutları bir elin başparmağı kadar olan iki mıknatısı yutan başka bir çocuğu cerrahi operasyonla tedavi ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Melikoğlu, ailelerin dikkatini çekme konusunda ilerleme kazandıklarını söyledi. Altın yutan çocuklar dahi olduğunu aktaran Prof. Dr. Melikoğlu, “Bozuk paralar, pil, mıknatıslar var. Mesela mıknatıs yutan çocuk iki mıknatısı tek tek yutmuştu. Bağırsakta bu mıknatıslar birleşmiş ve arada kalmıştı. Operasyonla aldık. Bağırsağın delinmesine ve kangren olmasına neden olabilirdi” diye konuştu.
ÇOCUKLARIN YUTTUKLARINI BİRİKTİRDİ
Öte yandan Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu, 44 yıllık hekimlik hayatında çocukların yuttuğu ve cerrahi operasyonla solunum ve sindirim sistemlerinden çıkardığı yabancı cisimleri ise Çocuk Cerrahisi polikliniği girişindeki panolarda segiliyor. Panoda 160’a yakın cisim arasında, en çok dikkati madeni para, çengelli iğneler, yorgan iğnesi, kalemtıraş, çivi, vida, pil, kuruyemiş parçaları ve iki mıknatıs çekiyor. Ailelerin duyarlılığını kazanarak ölümle sonuçlanacak bu türden olayların önüne geçmek istediklerini belirten Prof. Dr. Melikoğlu, koleksiyon sayesinde ailelerde bilinç oluşturduklarını söyledi.
FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK

“Paça çorbası cilde, adaçayı hafızaya iyi geliyor”

Yayınlanma tarihi

-

İSTANBUL, (DHA)- Bitkilerle tedavinin uzun yıllardır kullanıldığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı ve Fitoterapist Doç. Dr. Hakan Terekeci, adaçayı bitkisinin hafızaya, kolajenin yüksek oranda var olduğu hayvansal besin paçanın da cilde faydalı olduğunu söyledi.

Bitkilerle tedavi anlamına gelen fitoterapi, yakın geçmişte modern tıp tarafından daha sık kullanılmaya başlandı. Uzun yıllardır kullanılan bu tedavi yönteminin ilaçların artmasıyla birlikte unutulmaya yüz tuttuğunu ifade Medicana Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı ve Fitoterapist Doç. Dr. Hakan Terekeci, dengeli beslenme, düzenli spor ve kaliteli uykunun sağlıklı yaş almak için çok önemli olduğunu bunun yanında bitkisel desteklerin yarar sağlayabileceğinin önemine dikkat çekti. Sağlıklı yaş almanın ilk koşulunun sağlıklı yaşamdan geçtiğine dikkat çeken Doç. Dr. Terekeci, bu süreçte kişinin yaşına, cinsiyetine, alışkanlıklarına, genetiğine ve çevresel faktörlere bağlı olarak bazı bitkisel desteklerin de yarar sağlayabileceğini de belirtti. Haftada 150 dakikadan az olmayacak şekilde spor yapmanın önemine dikkat çeken Doç. Dr. Terekeci, “Sağlıklı yaş alma açısından çok önemli. Bu süreyi 3 güne bölerek 50 dakikalık periyotlarla uygulamak uygun olacaktır. Bazı bilimsel çalışmalarda 3 günden az yapılan sporla hiç yapılmaması arasında benzer sonuçlar bulunmuştur. Yapılacak spor süresi günlük 30 dakikadan az 60 dakikadan fazla olmamalıdır” dedi.

“ZEYTİNYAĞI KALP KRİZİNİ ÖNLÜYOR”

Tansiyon, şeker ve kolesterolü kontrol altında tutmanın en önemli yolunun dengeli ve sağlıklı beslenme olduğunu söyleyen Doç. Dr. Hakan Terekeci, “Taze sebze-meyve, doğal bitkisel-hayvansal protein, tam tahıllar (özellikle siyez ve karabuğday) ve zeytinyağı başta olmak üzere doymamış yağların tüketilmesi önemlidir. Doymuş yağlardan kaçınmak gerekiyor. Eğer tüketilecekse ve gerçeği bulunabiliyorsa doğal tereyağı günlük enerji kaynağının yüzde 10’unu geçmeyecek şekilde tüketilebilir. Zeytinyağının işlem görmemiş soğuk sıkım olanı başta olmak üzere kanser, hipertansiyon gibi durumlara karşı koruyucudur, kalp krizini önler” diye konuştu.

“GEREKİYORSA VİTAMİN VE MİNERAL DESTEĞİ ALIN”

Yaşlanmanın ötesinde birçok kronik hastalığın önlenmesinde ve yavaşlatılmasında antioksidanların desteğine başvurmak gerekeceğini anlatan Doç. Dr. Hakan Terekeci, “A, C, E vitamini ve selenyum gibi bazı vitamin ve mineraller ciddi antioksidan etkiye sahiptir. Vitamin, mineral ve besin desteklerinin mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerekir. Kendi kendine kullanılacak bir takviyenin başka bir ilaç veya başka bir hastalık ile etkileşerek önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalıdır” dedi. 

“GİNGKO BLOBA İLE YAŞLANMAYI GECİKTİRİN”

Doğu tıbbında binlerce yıldır kullanılan Gingko Bloba ağaçlarının 200 milyon yıldan uzun zamandır var olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Hakan Terekeci, “Ömrü 3000 yıla kadar ulaşan bu bitki sağlıklı yaşlanma için doğal bir alternatif olarak değerlendiriliyor. E vitamini açısından da zengin olduğu bilinen Gingko Bloba üzerinde yapılan literatür çalışmaları, düşünme, algılama ve öğrenme ile ilgili problemlerin azaltılmasına ciddi katkıları bulunduğunu gösteriyor. Çay olarak tüketilebileceği gibi hekim kontrolünde olmak üzere ekstre kapsülleri olarak da kullanılabiliyor” tavsiyesinde bulundu.

“ZERDEÇALLA BAĞIŞIKLIĞINIZI GÜÇLENDİRİN”

Özellikle son yıllarda değeri giderek artan zerdeçalın, hafızayı kuvvetlendirerek öğrenme becerisini artırmasının yanı sıra unutkanlık, öğrenme güçlüğü gibi sorunların hafifletilmesinde etkili olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Terekeci, “Güçlü antioksidan özelliği ile bağışıklık sistemini güçlendirdiği için hastalıklara karşı korunma da yardımcı oluyor. Kilo vermeye ve ödem atmaya da yardımcı olan zerdeçal diyabetin olumsuz etkilerine karşı da savaşmada güçlü bir silahtır” dedi.

“ADAÇAYI VE BİBERİYE İLE HAFIZANIZI GÜÇLENDİRİN”

Türkiye’de sıklıkla tüketilen adaçayı bitkisinin de hafızanın güçlenmesine, hatırlama yeteneğinin artmasına yardımcı olduğunu belirten Terekeci, şu bilgileri verdi:

“Alzheimer ve demans hastalıklarının gelişiminin önlenmesinde büyük etkisi vardır. İçerdiği luteolin ve apigenin gibi antioksidanlar sayesinde yaşlanmayı geciktirici özelliği bulunur. Hekim kontrolünde olmak kaydıyla piyasa da var olan adaçayı kapsülleri kullanılabileceği gibi yağı da kıymetlidir. Günde 2 bardak çayının tüketilmesi de oldukça faydalıdır.”

“MAGNEZYUM EKSİKLİĞİNİ NOHUT İLE YENİN”

En sağlıklı ve en yüksek magnezyum kaynaklarından biri olan nohutun faydalarına dikkat çeken Doç. Dr. Terekeci, magnezyum eksikliğiyle ortaya çıkan sinirsel iletilerin bozulması, kas kramplarının artması halsizlik gibi sorunların ortadan kaldırılmasında önemli bir kaynak olduğunu belirtti.

“CEVİZ VE KETEN TOHUMUNU MUTFAKTAN EKSİK ETMEYİN”

Ceviz ve keten tohumunun faydalarına dikkat çeken Doç. Dr. Terekeci, “İçerdikleri yüksek omega 3 yağ asitleri nedeniyle hafızayı güçlendirici etkisiyle de değeri daha da artan ceviz, aynı zamanda kalp-damar sağlığını koruyarak, beynin kanlanmasında da önemli rol oynuyor. Yine keten tohumu Omega 3 yağ asitleri açısından zengin içeriğe sahiptir. Öğütülüp başta yoğurt olmak üzere yiyeceklerle karıştırılıp tüketilmesi özellikle kan yağları yüksek kişilerde oldukça faydalıdır” dedi.

“BALIK VE HAYVANSAL GIDALARI MUTLAKA TÜKETİN”

Özellikle soğuk deniz balıkları, somon, diğer deniz ürünleri gibi B12’den zengin ürünlerin sağlıklı yaşam ve yaşlanma için mutlaka tüketilmesi gerektiğini anlatan Doç. Dr. Terekeci, “B12 vitaminini hayvansal gıdalardan başka bir gıdadan temin etme imkanımız yoktur. B12 vitamini Nöropatik ağrıların ve Nörodejenerif hastalıkların önlenmesinde önemli bir yere sahiptir” diye konuştu. 

“ANTİOKSİDAN KAYNAĞI OLARAK YABANMERSİNİNİ UNUTMAYIN”

Hızlı öğrenme, daha keskin düşünme ve daha iyi hafıza ile ilgili yapılan çalışmalarda yabanmersini tüketiminin öneminin ortaya konduğunu söyleyen Doç. Dr. Hakan Terekeci, “Ancak piyasada satılan yabanmersini ile karıştırılan ürünlere dikkat etmek gerekir. Gerçek yabanmersini mor renkte, kurutulmuşu ise siyaha yakın bir renkte olmalıdır. Hatta mümkünse taze haliyle tüketilmelidir” tavsiyesinde bulundu.

“PAÇA VE İŞKEMBE İLE GÜZELLEŞİN”

“Sağlıklı beslenme, düzenli bir uyku, yaşlanma karşıtı besin desteklerinin yanı sıra en önemli konulardan biri de cilt ve iskelet bütünlüğünü korumaktan geçiyor” diyen Doç. Dr. Hakan Terekeci şöyle devam etti:

“Kolajenden zengin gıdaların alınmasının cilt güzelliğine ciddi oranda katkı sağladığı biliniyor. Kolajenin en yüksek oranda var olduğu hayvansal besin ise paça ve işkembe. Kişinin herhangi bir sağlık problemi yoksa haftada birkaç kez bu ürünleri tüketmesi faydalı bulunuyor. Yüksek kollojen oranı cildin sıkılaşmasını ve eklemlerin esnekliğinin artmasına yardımcı oluyor. Bu tarz sakatatların hazmı zor olduğundan yüksek tansiyon, kalp yetmezliği gibi hastalarda olumsuz etkiler yaratabileceği unutulmamalı ve mutlaka dikkatli tüketilmesi gerekiyor.”

BESLENME YÖNTEMLERİNE DİKKAT EDİN

Beslenmede, son günlerde sıklıkla gündeme gelen glutenden de sakınmanın doğru olacağını söyleyen Doç. Dr. Hakan Terekeci sözlerine şöyle devam etti:

“Gluten intoleransınız tespit edilmese bile, bu gıdaları tükettikten sonra kendinizi rahatsız hissediyorsanız hayatınızdan gluteni çıkarın. Günümüzde genetiği ile oynanmış tohumlar yüzünden glutenin de yapısı değişmiş durumdadır. Bu nedenle, karabuğday, siyez, karakılçık buğdayı gibi genetiğiyle oynanmamış ülkemize özgü tahılları ve unlarını kullanmak sizi sağlıklı beslenmeye bir adım daha yaklaştıracaktır.”

Devamını oku

SAĞLIK

Ani bel ağrısı osteoporoz belirtisi olabilir

Yayınlanma tarihi

-

İSTANBUL, (DHA)- Osteoporoz yani kemik erimesinin vücuttaki kemiklerin zayıflamasına ve daha kırılgan hale gelmesine sebep olduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Ural, “Ani ve şiddetli bel veya sırt ağrısı ile boy kısalması osteoporoz habercisi olabilir” dedi.

Medical Park Fatih Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Ural, tüm dünyada insan yaşamının uzaması ile yaşlanan nüfusun artmasıyla, osteoporozun giderek önemli bir sağlık sorunu haline geldiğini ifade etti. Türkiye’de yapılan araştırmalara göre 50 yaş ve üzerindeki insanların dörtte birinde osteoporoz tespit edildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Ural, “Kadınlarda daha sık görülür. Özellikle de menopoz sonrası görülme sıklığı artar. Hastalığın en önemli sonucu kemik kırıklarıdır. Kırıklar çok önemli sağlık sorunlarına ve hatta hastanın hayatını tehdit eden sorunlara bile yol açabilir” dedi.

“AĞRILARINIZ VARSA UZMANA GÖRÜNÜN”

Kemik erimesinin belirtilerini de sıralayan Dr. Ural şunları söyledi:

“Kemik erimesi açısından düzenli takip yaptırmamış bir kişide hastalık kendini pek belli etmeyebilir. Omurgada kırıklar ve buna bağlı ağrılar sık görülmektedir. Bunun dışında el bileği, ayak bileği, kalça, kol kırıkları kemik erimesinde kırık oluşabilen diğer bölgelerdir. Omur, kalça, el bileği ve diğer kemiklerde kırıklar; ani ve şiddetli bel veya sırt ağrısı; boy kısalması ve kamburluk; karın, göğüs boşluğunda daralma ve buna bağlı bulgular; vücut görüntüsünün ve algısının bozulması; psikolojik sıkıntılar; sosyal sıkıntılar; yaşam kalitesinde bozulma; duruş bozukluğu gibi şikâyetler de kişiyi dikkatli olmaya sevk etmelidir.”

KAFEİN VE SİGARAYA DİKKAT!

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Ural, “Kemik erimesinin ortaya çıkmasını kolaylaştıran veya hızlandıran bir takım risk faktörleri vardır. Kemik yoğunluğunun düşük olması, yaş, ailede kırık hikâyesi, cinsiyet, ırk, genetik yapı, aşırı alkol ve kafein tüketimi, sigara, ilaç kullanımı (kortizonlu ilaçlar, guatr ilaçları vs.), kötü beslenme ve erken menopoz risk faktörleri arasında gösterilebilir. Kemik erimesinin tanısını koymada en çok kullandığımız metot, kemik mineral yoğunluk ölçümüdür (DEXA). Ancak yardımcı olarak radyografi (sırt ve bel filmleri), sintigrafi de kullanılabilir. D vitamini ve kemikle ilgili diğer değerlerin ölçümü açısından kan ve idrar tahlilleri çok değerli olup hemen her hastada görülmesinde fayda vardır” diye konuştu.

“SAĞLIKLI BESLENİN, YÜRÜYÜN, DANS EDİN”

Kemik erimesinden korunma konusunda da bilgiler veren Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Halil Ural şu tavsiyelerde bulundu:

“Beslenmenin kalsiyumdan zengin olacak şekilde (özellikle süt ve süt ürünleri) düzenlenmesi, fiziksel aktivite ve egzersizin teşvik edilmesi, değiştirilebilir risk faktörlerinden korunma ve gerektiği kadar ilaç kullanımı sağlama önemlidir. Bunun dışında tavsiye edilen günlük kalsiyum ve D vitamini ihtiyacının karşılanması, sigara ve alkol tüketiminden uzak durulması gerekir. Ancak ihtiyaç duyulan her durumda doktora danışmak, düzenli kemik yoğunluk ölçümü yaptırmak ve gerekirse uygun tedaviye başlamak riskleri minimumda tutabilir. Kemik erimesinden korunmada yapılan araştırmalar bizlere yerçekimi doğrultusunda kuvvet uygulayan egzersizler tercih etmemizi tavsiye etmektedir. Bunun dışında maksimum kuvvete kısa sürede ulaşan egzersizler (sıçrama, atlama), kas gücünü arttıran egzersizler, eklem dayanıklılığını arttıran egzersizler, denge egzersizleri, duruş egzersizleri ve solunum egzersizlerini hastalarımıza öğretmeye çalışırız. Hastalarımızdan ise tempolu yürüyüş, step, bisiklete binme, yüzme ve dans etme gibi aktivitelerde bulunmalarını isteriz.”

 

 

Devamını oku

SAĞLIK

1,5 yaşındaki çocuk 25 kuruş yuttu, çıkarması bekleniyor

Yayınlanma tarihi

-

Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK, (DHA)- ZONGULDAK’ta, 1,5 yaşındaki E.İ.’nin yuttuğu madeni para röntgende tespit edildi. E.İ.’nin 25 kuruş madeni parayı doğal yollarla çıkarması beklenirken, Dr. Sertaç Akman çocukların bu tür materyalleri yutabilme ihtimaline karşı aileleri uyararak, “Özellikle 1 yaş civarındaki çocuklar, her şeyi dokunarak veya ağzına alıp tadarak farkına varma döneminde olduğu için büyük, irili ufaklı her şeyi ağızlarına götürebiliyorlar. Aileler dikkatli olmalı” dedi.
Zonguldak Kadın Doğum Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne 16 Ocak’ta başvuran aile, doktorlara çocuklarının madeni para yuttuğunu söyledi. Dr. Sertaç Akman, çekilen röntgende E.İ. isimli erkek çocuğun midesindeki 25 kuruşluk madeni parayı tespit etti. E.İ.’nin yapılan muayenesinde madeni paranın yemek borusuna zarar vermediği anlaşıldı. Doktorlar, gerekli tetkikleri yaptıktan sonra E.İ.’nin parayı doğal yollarla çıkarması için taburcu edip evine gönderdi. Takibe alınan E.İ.’nin normal yolla parayı çıkaramaması halinde endoskopi veya ameliyat gibi farklı yöntemlerle paranın çıkarılabileceği öğrenildi.
‘EĞER YEMEK BORUSUNA TAKILIYORSA SAATLERİN ÖNEMİ VAR’
Zonguldak Kadın Doğum Çocuk Hastalıkları Hastanesi Çocuk Cerrahi Uzmanı Dr. Sertaç Akman, bu tür vakaların 1 yaş civarındaki çocuklarda sıklıkla görüldüğünü söyledi. Çocuğun yuttuğu cismin büyüklüğü ve midesine inip inmediğinin çok önemli olduğunu anlatan Dr. Akman, şöyle konuştu:
“Özellikle 1 yaş civarındaki çocuklar, her şeyi dokunarak veya ağzına alıp tadarak farkına varması döneminde olduğu için büyük, irili ufaklı her şeyi ağızlarına götürebiliyorlar. Bunların bir kısmı boğazlarına kaçabiliyor. Soluk borusuna ya da yemek borusuna kaçabiliyor. Bunlarda daha sonra acil durum teşkil edebiliyor. Aslında soluk borusuna kaçtığı zaman acil durum bizim için hayati önem taşıyor. Çünkü küçük 1 yaşındaki bebeğin soluk borusu parmağımızın inceliğinde küçük olduğu için burayı tıkayabilecek bir madde çocuğun hayatını kaybetmesine yol açabiliyor. Aklınıza gelebilecek çocuklar her şeyi yutabiliyor. Kolye pil oyuncak parçalarını çocuklar yutabiliyorlar. Yuttuktan sonra yemek borusunu geçebiliyorsa ardından mideye yerleşiyor. Eğer yemek borusunda takılıyorsa bu anda saatlerin önemi vardır. Saatler içinde yabancı cismin çıkarılması gerekiyor. Mideye inen yabancı cisim ise bizim biraz daha rahat olmamızı sağlıyor. Bu bağırsakla dışkıyla atılabilmekte. Yüzde 80’i kakayla dışarı çıkıyor cisim.” 
‘MIKNATISLI MADDELER BAĞIRSAKTA DELİNMELERE YOL AÇABİLİR’
Dr. Akman, ailelerin bu tür durumlara karşı dikkatli olması gerektiğini anlatarak, “En son bir çocuğumuz 25 kuruş yutmuş. Yemek borusuna takılmadan mideye inmiş. Bu hastamızı takibimize aldık. Cisim hareket edecek mi gözlemleyeceğiz. Dışkıyla atabilir durumda. Eğer hareket etmezse endoskopi ile cisim çıkartabiliyor. Eğer uzun süre kalır ameliyat da olabiliyor. Bizim için önemli olan mıknatıs yutulması. Bağırsaklarda delinmelere yol açıyor. Bu ameliyat gerektiriyor. Saat pilleri de yemek borusunda yapışırsa delinmeye kanamaya yol açıyor. Bağırsak ta da öyle. İçindeki kimyasallar nedeniyle. Bunlar önlenebilecek şeyler. Çocukların oyuncaklarında bunlar varsa bunların oyuncaktan sökülmesi en azından önleyebilir. Basit bir saat pili deyip kaybettiğimiz hastalarda oldu. Bunları çocukların ulaşamayacağı yerlere koyarsak daha iyi olur.” dedi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Popüler Başlıklar