Takip Edin

SAĞLIK

Prof Dr. Öztürk, ‘Köpek memesi’ hastalığına karşı uyardı

Yayınlanma tarihi

-

Ömer KOÇ/KAHRAMANMARAŞ, (DHA)- KAHRAMANMARAŞ Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Perihan Öztürk, halk arasında ‘Köpek memesi’ olarak bilinen deri hastalığı ‘Hidradenitis Suppurativa’ya (HS) karşı halkı uyarıp, erken teşhisin çok önemli olduğunu söyledi.
Ter bezlerinin bulunduğu yerlerde ağrılı ve iltihaplı apselerle ortaya çıkan kronik bir deri hastalığı olan HS’ye yakalananları zor bir hayat bekliyor. Bunlardan biri olan Fatih Kılınç (41), KSÜ’de Prof. Dr. Perihan Öztürk’ün uyguladığı tedavi sonrası sağlığına kavuştu. Yakalandığı köpek memesi hastalığı nedeniyle son yıllarda hayatının kabusa döndüğünü belirten Kılınç, “Bu hastalıktan 2011 yılından beri muzdaribim. İlk başlarda çok fazla rahatsız etmemekle birlikte kısa dönemlerde çıkıyordu. Önemsemediğim için 10-15 günlük sürelerle tekrarladı, 2-3 aylık dönemlerde çıkmadığı oldu. Bu ilerledikçe çok aşırı rahatsızlık vermeye, hayat kalitemi çok düşürmeye başladı, özellikle iş yeri ve aile ortamında hayatı yaşanmaz bir hale getiriyor. Doğru tedaviyi bulana kadar çok uzunca bir süre, yaklaşık 6- 7 yıl çok büyük rahatsızlıklar çektim. Sürekli akıntılar, sürekli iltihaplanma, sürekli kötü bir koku vardı. Doğru tedaviyi bulana kadar çok sıkıntı çektim. Doğru tedaviyi bulduktan sonra hayatımda olumlu yönde çok büyük iyileşmeler oldu. Hayat kalitem arttı, iş yerinde çalışma performansım arttı, çocuklarıma ayırabildiğim vakitler çok daha geniş oldu” dedi.
‘TEDAVİDEN SONRA HAYAT KALİTEM YÜZDE 90 İYİLEŞTİ’
Hastalık ilerledikçe yaşam kalitesinin düştüğünü dile getiren Fatih Kılınç şöyle devam etti:
“İlk başlarda acil servislere giderek oluşan apseleri açtırmakla tedaviye başladım. Tanı konmadığı için önemsiz bir şeymiş gibi görünüyordu. Hastalık ilerledikçe, yaşam kalitem düştükçe daha alternatif tedaviler aramaya başladım ama hiçbirinde kesin sonuca ulaşamadım. Daha ileri seviyelere geldi, sağ taraftan ameliyat oldum. O da çözüm olmadı. En son buraya gelerek, doğru tedaviye başlamış oldum. Şu anda hayat kalitem rahatsız olduğum döneme göre yüzde 90 oranında iyileşti. Çok memnunum.”
ÖZTÜRK: CİDDİ PSİKOLOJİK PROBLEMLERE NEDEN OLUYOR
KSÜ Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Perihan Öztürk ise köpek memesi hastalığının bir deri hastalığı olduğunu, bunda erken teşhisin çok önemli olduğunu söyledi. Kendilerine gelenlerin genellikle çok erken dönemde teşhis konulamadığı için hastalığı ilerleyen hastalar olduğunu ifade eden Öztürk, “Hastalık; kapalı alanlarda ter bezlerinin ve kılların yoğun olduğu alanlar olarak bilinen koltuk altı, kasık, perianal bölge, meme arası ve meme altı bölgelerinde daha sık gözleniyor. Köpek memesi hastalığı koltuk altında ya da kasıklarda küçük kızarıklıklar ve kaşıntı şeklinde başlıyor. Bunlar zaman zaman iyileşip, zaman zaman kötüleşen kızarıklıklar şeklinde oluyor. Arkasından kızarıklıkların her biri büyük sivilceler şekline dönüyor ve akıntılı iltihaplı modüller halini alıyor tedavi edilmediği takdirde. Yine tedavi edilmediği takdirde bu modüllerin arasında iltihaplı apseleşen lezyonların arasında bantlar oluşuyor. Bu bantlar kontraktüre ve hareket kısıtlığına sebep oluyor. Aynı zamanda bu modüller açılarak kötü kokuya sebep oluyor ki bu da hastanın sosyal ortamdan uzaklaştırması, iş gücü kaybı, ailesel şikayetler gibi ciddi psikolojik problemlere sebep oluyor” diye konuştu.
‘ERKEKLERE ORANLA KADINLARDA 3 KAT DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR’
Köpek memesi hastalığına erken teşhis konulmaması durumunda ciddi sorunlara yol açabileceğini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti:
“Öncelikle hastalığın nedenlerini sorgulamak gerekiyor çünkü hastalığı tetikleyen bazı faktörler var, bunların başında sigara, yeme-içme alışkanlığı geliyor. Sigara içenlerde bu hastalık daha fazla görülüyor. Glisemik endeksi yüksek gıdalar dediğimiz karbonhidrattan zengin beslenen kişilerde, obez insanlarda çok daha fazla gözleniyor. Bunun yanında ergenlik döneminden sonra başladığı için hormonlar da bu hastalığın sebeplerinden bir tanesi. Kadınlarda hastalık erkeklere göre 3 kat daha fazla gözleniyor ama erkeklerde hastalık ortaya çıktığında çok daha şiddetli seyrediyor. Erken teşhis çok önemli ama maalesef ki bilinçlenmediğimiz için erken teşhisi çoğu zaman atlıyoruz. Hasta bize geldiğinde farklı kliniklerde, farklı tedavi ve tanılarla ortalama 6-7 yıl kaybetmiş oluyor. Eğer erken teşhis konulamazsa hastalarda, klinik tablo yani kontraktürlerin geliştiği, hareket kaybının olduğu, kötü kokulu akıntıların ortaya çıktığı, sosyal fobinin oluştuğu tabloya kadar geliyor ama erken teşhis konulup tedaviye düzenli başlanırsa hastanın hem yaşam kalitesi artıyor hem de bu bahsettiğimiz hareket kısıtlılığına kadar giden tabloların oluşması engellenmiş oluyor.
‘SİGARA HASTALIĞIN NEDENLERİNDEN BİRİ’
Prof. Dr. Perihan Öztürk, son 6 ay içinde tekrarlayan sivilceler varsa doktorlara başvurulması gerektiğini belirterek, “Fatih Bey bize geldiğinde köpek memesi hastalığının ikinci evresindeydi, defalarca kez koltuk altında ve kasıklarında oluşan apselerden dolayı, apseleri boşalttırmış ve antibiyotik tedavisi kullanmıştı. Sigara içmesi halen devam ediyordu ve evresine göre hastalığın tedavisiyle ilgili gelişmeleri takip ederek, biyolojik tedaviler, aşı tedavileri uyguladık. Hastamızın şu an klinik tablosu iyi, yaşam kalitesi de arttı. Normal hayatına geri döndü diyebiliriz. Toplum için verilecek en önemli mesaj şu olmalı; Son 6 ay içerisinde koltuk altı ya da kasığınızda tekrarlayan, tedavilere rağmen tekrar tekrar çıkan sivilcelenme şikayetiniz varsa en yakın dermatoloji uzmanına başvurmalarını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK

Böbrek üstü bezlerine zarar verilmeden tümör alındı

Yayınlanma tarihi

-

Selma KUNAR/ANTALYA, (DHA)- ANTALYA Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Mutlu Ateş, Göksenin Sevdin (45) adlı hastanın karnının arka tarafındaki alandan girerek, robotik yöntemle böbrek üstü bezine ulaşıp, 2 santimlik tümörü çıkardı.
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Ateş, dünyada ilk kez farklı bir yöntemle böbrek üstü bezi tümör ameliyatı gerçekleştirdiklerini söyledi. Hipertansiyon şikayeti olan Göksenin Sevdin’in yapılan tetkiklerinde böbrek üstü bezinde adrenal kanser tespit edilince, hastaya robotik retroperitoneal parsiyel adrenalektomi (karnın arkasından robotik yöntemle böbrek üstü bezi korunarak sadece tümör alınması) ameliyatı gerçekleştirdiklerini belirten Doç. Dr. Ateş, bu ameliyatın dünyada ve literatürde ilk olarak Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapıldığını ifade etti.
‘AMACIMIZ BÖBREK ÜSTÜ BEZİNİ KORUMAKTI’
İstanbul’da yaşayan tekstil mühendisi Göksenin Sevdin’in, 20’li değerlerin üzerine çıkan yüksek tansiyon sorunu yaşadığını belirten Doç. Dr. Ateş, hastanın İstanbul’da bir hastaneye başvurduğunda yapılan tetkiklerinde böbrek üstü bezinde tümör saptanmış olduğunu söyledi. Hasta kendilerine geldiğinde tümörün alınmasına karar verdiklerini aktaran Doç. Dr. Ateş, sırt bölgesinde sol böbreğin arkasından 10×6 santimlik alandan 8’er milimlik dört ve 12 milimlik bir kesiyle böbrek üstü tümörüne ulaştıklarını kaydetti. Tümörün böbrek üstü bezinin tamamını kaplamaması ve böbrek üstü bezinin fonksiyonunun da önemli olması nedeniyle böyle bir ameliyat yaptıklarını belirten Doç. Dr. Ateş, “Amacımız böbrek üstü bezini korumak ve sadece 2 santimlik tümörü çıkarmaktı. Ameliyat sırasında kitleye dokundukça tansiyon, 25’li değerlere kadar yükselmiş olsa da kitle böbrek üstü bezinin tamamını kaplamadığı için böbrek üstü bezini koruyup sadece kitleyi çıkardık” diye konuştu.
ALMANYA’DA EĞİTİM GÖRDÜ
İki yıl Almanya’da Heidelberg Üniversitesi SLK Klinikum Heilbronn’da robotik cerrahi eğitimi gördüğünü kaydeden Doç. Dr. Ateş, “Böbrek tümörlerinde karnın arka tarafından robotik cerrahiyle girilerek kitlenin alınması ameliyatı yapılıyordu ki bu da ilk olarak Türkiye’de yine bizim hastanemizde yapılmıştı. Ancak böbrek üstü bezi tümöründe daha önce robotik yöntemle böyle bir ameliyat yapılmadı. Robot yardımlı karnın arkasındaki sırt bölgesinden sadece tümörün alınıp, böbrek üstü bezinin korunduğu ameliyatı dünyada ilk biz yapmış olduk” dedi.
‘BİR AN ÖNCE NORMAL HAYATIMA DÖNMEK İSTİYORUM’
Sağlığına kavuşan Göksenin Sevdin, böbrek üstü bezi tümörünün farklı şikayetle gittiği hastanede tesadüfen saptandığını belirterek, “Aslında tümörün ne olduğu da tam anlaşılamamıştı” dedi. Yakınlarının önerisi üzerine Antalya’ya gelerek Doç. Dr. Ateş’e başvurduğunu belirten Sevdin, robotik cerrahiyle hem tümörden hem de yüksek tansiyon sorunundan kurtulduğunu söyledi. Ameliyattan kısa süre sonra ayağa kalkabildiğini ve kendini çok iyi hissettiğini kaydeden Sevdin, “Bir an önce taburcu olup hayata katılmak istiyorum” dedi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

SAĞLIK

Aylarca enfeksiyon tedavisi gördü, nedeni herkesi şaşırttı

Yayınlanma tarihi

-

İlknur SARGUT-Özgür KUMANOVALI/İSTANBUL, (DHA)- ZONGULDAK’ta yaşayan Mehmet Durgut, 9 yıl önce kalp kapakçığı ameliyatı oldu. Yapay kapakçıkla hayatına devam eden Durgut, 2 ay önce yüksek ateş ve titreme şikayetleriyle doktora başvurdu. Hastalığı teşhis edilemeyen Durgut, enfeksiyon tedavisi görmesine rağmen iyileşemedi. Yapılan tetkikler doktorları bile şaşırttı. Kalp kapakçığının enfeksiyon kaptığı teşhis edilen Durgut, kadavradan nakledilen kalp kapakçığıyla sağlığına kavuştu.

Zonguldak’ın Ereğli İlçesi’nde yaşayan ve inşaat işiyle ilgilenen Mehmet Durgut, 2011 yılında nefes darlığı ve çarpıntı şikayetiyle doktora başvurdu. Yapılan tetkikler sonrası Durgut’un kalbine yapay kapakçık takıldı. 2 ay öncesine kadar hiçbir şikayeti olmadan yaşamını sürdüren Durgut, aniden başlayan[M1]  yüksek ateş ve titreme sonucu soluğu hastanede aldı. Yapılan tetkiklerde Durgut’un vücudunda enfeksiyon olduğu belirlendi. Antibiyotik tedavisine rağmen iyileşemeyen Durgut, İstanbul’a geldi. Burada geçmişte yaşadığı kalp ameliyatı göz önüne alınarak bazı tetkiklerden geçirilen Mehmet Durgut’un kalp kapakçığında enfeksiyon teşhis edildi. İkinci kez ameliyat masasına yatan Durgut, bu kez kadavradan alınan kalp kapakçığı ile hayata döndü.

“ATEŞİM 40 DERECEYE KADAR ÇIKIYORDU”

Şikayetlerinin kalpten kaynaklandığını duyduğunda çok şaşırdığını ifade eden Mehmet Durgut, “2011’de metal kalp kapağı takıldı ondan dolayı 9 yıl rahattım. Yaklaşık 2 ay önce yüksek ateş ve titreme şikayetiyle hastaneye kaldırıldım. Kalp kapakçığım ile ilgili bir sorun olduğu tespit edilemedi. İstanbul’a gönderildim ve burada yüksek ateşle titreme sonrası kalp kapakçığımın mikrop kaptığı belirlendi. Çok şaşırdım. Ben yaşadıklarımı kimseye anlatamam. Allah o çektiğim acıları kimseye vermesin. Birden gelen titreme ve yüksek ateş beni çok zorluyordu. Üzerime 3 tane yorgan örtüyordum. Ne yaparsam yapayım o ateş ve titreme geçmiyordu. 2 ay boyunca ben bu sıkıntıları çektim. Ateşim 40 dereceye kadar çıkıyordu. Ama şimdi kendimi çok iyi hissediyorum” dedi.

Eşini her akşam acil servise kaldırdıklarını anlatan Şerife Durgut ise “Hastalığı titreme ile başladı. Biz ateşi olduğunu fark edemedik ama ateşi de yükselmiş. Ateşi 40 dereceye kadar yükselmiş. O yüzden doktora gittik ve vücudunda enfeksiyon olduğu söylendi. Enfeksiyon olduğu belirlenince hep enfeksiyon tedavisi gördü. Ama kalp kapakçığından kaynaklandığını bilmiyorduk. Hastanede tedavi gördükten 2 hafta sonra tekrar titremeler başladı. Acile gittik bu kez yüksek ateş nedeniyle artık İstanbul’a gelmeye karar verdik” diye konuştu.

“ÇOK RİSKLİ BİR OPERASYONDU”

Mehmet Durgut’a ikinci ameliyatında kadavradan alınan kalp kapakçığını naklettiklerini anlatan Medicana Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Başaran, “Kendisinin daha önce konmuş metalik kapağının mikrop kaptığını ve bunun değiştirilmesi gerektiğini söyledik. İlk ameliyatına göre çok riskli bir ameliyattı ama hastamız gayet cesur davrandı. Biz her ne kadar oradaki yabancı materyali çıkarsak da bütün dokuları en azından mikroskobik düzeyde temizleyemiyoruz. Bu oraya koyacağımız kapağın tekrar mikrop kapmasına neden olabiliyor. Oraya koyacağımız materyalin de enfeksiyona dirençli olması gerekiyor. Bu nedenle insandan alınan materyali kalp kapağına taktık. Çok yüksek riskli bir ameliyattı. İnsandan alınan homografik materyali koyduk” şeklinde konuştu.

“KADAVRADAN NAKLEDİLEN KAPAKÇIK ENFEKSİYONA DİRENÇLİ”

Kadavradan alınan kalp kapakçığının enfeksiyona karşı daha dirençli olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Başaran, “Bu materyal bozulmaya karşı dirençli, enfeksiyona karşı dirençli, en önemli avantajı ise metalik kapak takılan hastalarda kan sulandırıcı ilaçlar kullanıldığı için aralıklarla bu ilacın düzeyini takip etmek gerekiyor. Bu da insanların hayat kalitesi ve konforunu bozuyor. Az olursa pıhtı oluşma çok olursa ise kanama riskleri oluyor. Diş çekiminde bile bu hastalar hayat kalitesi sıkıntıları yaşıyorlar. Biz o bölgeye enfeksiyona dirençli materyal koyduk. Mehmet Bey artık kan sulandırıcı kullanmayacak” dedi.

“ORGAN BAĞIŞINI GÖZ ARDI ETMEYİN”

Ameliyatı gerçekleştiren doktorlardan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Alper Uçak, ise organ bağışının önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Mehmet Bey’in ameliyatı sonrası en çok mücadele ettiğimiz konulardan biri enfeksiyonun ortadan kaldırılmasıydı. Ameliyat sonrası yaklaşık 3 ila 6 hafta damardan çok özellikli antibiyotiklerle tedavisinin tamamlanması ve enfeksiyon bulgularının mutlaka ortadan kaldırılması gerekmekteydi. Biz bu süreci başarıyla atlattık. Laboratuvar verilerimizin hepsi enfeksiyon yönünden tamamen negatif olduğunu gösterdi. Biz bu kalp kapacıklarını bir yerden satın almıyoruz. İnsanların organlarını bağışlaması gerekiyor ki biz bunları ihtiyacı olan kişilere nakledelim. Bunların çapları da önemli. Mehmet Bey, 1.80 boyunda ve aynı boydaki birisinin bağış yapması gerekiyor ki o kapak ona uygun bir çapta hizmet edebilsin. O nedenle organ bağışı bu tür hastalıklarda çok önemlidir.”

(FOTOĞRAFLI)

 

Devamını oku

SAĞLIK

Elektrik akımına kapılan işçi, yatağa bağımlı kaldı

Yayınlanma tarihi

-

Mehmet YİRUN- Vahit İŞBAŞARAN/LÜLEBURGAZ (Kırklareli), (DHA)- KIRKLARELİ’nin Lüleburgaz beton dökümü sırasında elektrik akımına kapılan inşaat ustası Erol Özcan (44), yatağa bağımlı kaldı. Hastanelerde aylarca yaşam savaşı veren Özcan’ın eşi, maddi durumu elvermediği için Erol Özcan’a hastane odasına çevirdiği evinde bakıyor. Eşinin sadece gözlerini oynatabildiğini ve yardım beklediklerini söyleyen Demet Özcan, “Çaresizce gerçekten gözüme bakması öldürüyor beni, zor. İnşallah birileri vesile olacak eşim de sağlığına kavuşacak” dedi.
​Lüleburgaz’da oturan inşaat ustası evli ve 2 kız çocuğu babası Erol Özcan, 2019 yılı Ekim ayında Babaeski ilçesinde beton firmasının beton dökme işinde çalıştığı sırada iş makinesinin hortumu, elektrik akımına temas etti. Hortuma dokunan Özcan, akımı kapılarak ağır yaralandı. Olay yerine gelen sağlık görevlilerince Babaeski Devlet Hastanesi’ne götürülen Özcan’ın yolda kalbi durdu. Özcan’ın kalbi doktorun çabasıyla yeniden çalıştırıldı. İlk müdahalesinin ardından Lüleburgaz Devlet Hastanesi’ne götürülen Özcan, aylar süren tedaviye rağmen yatağa bağımlı kaldı. Özcan’ın eşi Demet Özcan uzun süren tedavinin masraflarını karşılayamayınca Erol Özcan’ı eve getirmek zorunda kaldı. Evindeki bir oda hastane odasına çevrilen Özcan, yatağa bağımlı olarak yaşam savaşı veriyor, sadece gözlerini oynatabiliyor.
‘İMKANLAR EL VERMEDİĞİ İÇİN MECBUREN EVE GETİRDİM’
Eşinin bakımını evde yapan Demet Özcan, iki kızı Eylül (14) ve Sıla’nın (8) okula gittiklerini, tüm süreç boyunca çok zorluk çektiklerini söyledi. Eşinin ölümden döndüğünü söyleyen Özcan, “İlk müdahale Babaeski Devlet Hastanesi’nde yapıldı. Uzun süre kalbi duruyor. Daha sonra Lüleburgaz Devlet Hastanesi’ne geliyoruz ve burada 2.5 ay yoğun bakım ve 1.5 ayda serviste tedavi görüyor. Tabi eşim toparlanamadı. İmkanlar el vermediği için mecburen eve getirdim. Evde de bakmaya çalışıyorum tek başıma. 2 de çocuğum var. Eşim günlük çalıştığı için herhangi bir gelirim yok. Eşimin iyi bir hastanede tedavi olması için bir gelir olması lazım ki ben geçinmek için de güçlük çekiyorum. Geçim sıkıntısı oluyor. Çünkü benim eşimin ihtiyaçları çok fazla. İhtiyaçlarını medikalden karşılıyorum. Bu da bizi çok zorluyor” dedi.
‘DUYARLI İNSANLARIN EŞİMİN TEDAVİSİNİ ÜSTLENMESİNİ İSTİYORUM’
Hayırseverler ve yetkililerden eşinin tedavisini üstlenmesini isteyen Özcan, “Duyarlı insanların çıkıp eşimin tedavisini üstlenmesini istiyorum. İyi bir hastanede tedavi görmesini istiyorum. Bu çağrıma bir cevap verirseniz gerçekten çok sevinirim. Çok zor bir şey iki çocukla ve tek başınayım. Ayakta durmaya çalışıyorum ve güçlü olmaya çalışıyorum. Eşimin sağlığına kavuşması için güçlü olmaya çocuklarımı ayakta tutmaya çalışıyorum. Allah kimseye yaşatmasın. Ben bazen televizyonlarda görüyordum o kadar gerçekten zormuş. Ateş düştüğü yeri yakıyor” diye konuştu.
‘SONUNA KADAR DAVAMI SÜRDÜRECEĞİM’
Demet Özcan, eşinin çalıştığı yerde sigortasının yapılmadığını belirterek, “Dava açtım. Şikayetçi oldum ve dava süreci henüz başlamadı. Sonuna kadar davamı sürdüreceğim. Eşimin başına gelenler bir başkasının başına gelmesin. Zor bir süreç. Böyle mi kalacak, iyileşecek mi veya iyileşecek ne kadar zaman alacak? Ne yapacağım? Bir yandan onları düşünüyorum. Ben eşimi işe sağlıklı bir şekilde gönderdim. Daha sonra böyle bir manzara ile karşılaştım. Çaresizce gerçekten gözüme bakması öldürüyor beni, zor. İnşallah birileri vesile olacak eşim de sağlığına kavuşacak. Önce çocuklarım için, eşim için kendim için iyi olacak” dedi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Popüler Başlıklar

esenler escort taksim escort fındıkzade escort şile escort anadolu yakası escort bağcılar escort beyoğlu escort küçükçekmece escort sultanbeyli escort sultanbeyli escort sultangazi escort güneşli escort kayaşehir escort ataşehir escort kartal escort