Takip Edin

Ekonomi

Topraktan üretilen böcek ilacıyla yıllık 1 milyon lira ciro hedefi

Yayınlanma tarihi

-

Ömer KOÇ/KAHRAMANMARAŞ, (DHA)- KAHRAMANMARAŞ’ta bilim insanları Prof. Dr. Ali Arda Işıkber ve Doç. Dr. Özgür Sağlam tarafından 7 yıllık bir çalışma sonunda topraktan üretilen böcek ilacının seri üretimine geçildi.
Türkiye’de yıllık 530 milyon liralık böcek ilacı ithal edildiğini belirten Özgür Sağlam, içerisinde kimyasal bulunmayan, yenilebilen, insanlara ve hayvanlara hiçbir zararı olmayan, temas ettiği böcekleri yağını ve sıvısını emerek öldüren yerli ilaçtan önümüzdeki yıl 1 milyon liralık ciro hedeflediklerini, ihracat için de temaslarının devam ettiğini söyledi.
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Arda Işıkber ile Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Sağlam, diatom toprağından böcek ilacı üretti. TÜBİTAK’ın desteğiyle 7 yıllık bir çalışma sonunda üretilen böcek ilacının seri üretimine geçildi. Depo zararlısı 20 böcek türü için ayrı; kedi, köpek, kuş tavuk gibi hayvanlarda bulunan akar, bit, pire dış parazitlere ve hamam böceği ile karıncalar için ayrı olmak üzere 2 farklı ürünü piyasaya sürüldü. 
IŞIKBER: “3 FARKLI DİATOMU KARIŞTIRARAK ELDE ETTİK”
Uzmanlık alanı depo zararlısı böcekler olan Prof. Dr. Ali Arda Işıkber, 7 yıllık bir yoğun çalışma sonunda geliştirdikleri ilacı diatom toprağından elde ettiklerini söyledi. Türkiye’de 125 milyon rezervi bulunan diatomun, su alglerinin kabuklarının fosilleşmesi sonucu oluşan biyolojik bir kayaç olduğunu söyledi. Kayaçların silisyum dioksit oranı oldukça yüksek olduğunu ancak her diatom kayacının böcekler üzerinde etkili olmadığını kaydeden Işıkber, “Türkiye’nin çok değişik yerlerinden diatom toprağı topladık. Bunları farklı böcek gruplarına, özellikle depo zararlısı bitlere, böceklere karşı test etik. Özellikle şunu vurgulamak isterim ki 100 tane aldığımız numunelerin hepsinin farklı etkinliklere sahip olduğunu gördük. Yani bir rezervde hiç etkinlik olmazken başka bir yerden aldığımız diatom toprağında  çok yüksek böcek öldürücü etki gördük ve biz daha sonra bu ürünlerin karışımlarını test ederek en etkili olan 3 farklı diatom toprağından bir karışım elde ettik” dedi.
‘HAMMADDESİNDEN ÜRETİMİNE KADAR TAMAMIYLA YERLİ’
Geliştirdikleri ilaçta hiçbir kimyasal madde bulunmadığını, hatta yenilebildiğini kaydeden Ali Arda Işıkber, şöyle devam etti:
“Bizim ürünümüzün dünyadaki diğer diatom topraklarından temel farkı, belki de ilk, en önemli özelliği bir karşım olması. Yani 3 farklı noktadan elde edilen diatom topraklarının bir karışımı olması. Bizim ürünümüzün diğer bir özelliği ise hammaddesi, Ar-Ge kısmı, tasarlanması ve üretimi tamamıyla yerli olmasıdır. Bu genellikle toz halde kullanılıyor fakat dünyada ilk defa suyla karıştırılarak atımını biz geliştirdik. Hem formülü özel hem de farklı bir işleme tekniğiyle bunu sulu olarak da kullanabiliyoruz. Diatom toprağının en önemli avantajı kimyasal olmamasıdır. Yani içerisinde herhangi sentetik kimyasal bulunmamaktadır. Böcekleri fiziksel yollar öldürmektedir yani böcek gezerken tozun vücuduna temas edip derideki yağ ve suyu emiyor ve bunu  sonucunda böcek su kaybederek, kuruyarak ölüyor. Yani bir kimyasal ölüm değildir. Bu, organik tarımda da çok rahatlıkla kullanılabilecek bir üründür. İnsanlara, hayvanlara karşı herhangi bir toksit etkisi yoktur. Yenilebilir, herhangi bir olumsuz etkiye sahip değildir. Bu ürün, organik ürünlerde ve hayvanların yemelerinde yem katkı maddesi ve ilaçların içerisine dolgu maddesi olarak kullanılabilir.”
SAĞLAM: İTHAL BÖCEK İLAÇLARINA YILLIK 530 MİLYON LİRA ÖDÜYORUZ
Doç. Dr. Özgür Sağlam ise Türkiye’nin her yıl milyon dolarlar vererek yurt dışından tarım ilaçları ithal ettiğini, bu nedenle geliştirdikleri ilacın yerli üretim olması bakımında çok önemli olduğunu söyledi. Sağlam, “Dünya Tarım Örgütü FAO’nun verilerine göre yurt dışından 40 bin ton ilaç ithal etmekteyiz. Bu ilaçlar içerisinde böcekleri öldüren ilaçlara baktığımızda 40 bin tonun sadece 10 bin tonu böcek ilacı olarak kullanımı söz konusu. Yıllık olarak bu ilaçlara ödediğimiz paralara baktığımız zaman 370 milyon dolar bir ödeme söz konusu, bu da 2.7 milyar liraya denk gelmekte. Bunun da 530 milyon lirası sadece böcek ilacı için yurt dışından getirilen ilaçlara ödenmekte. Böcek ilacının alternatifi olarak geliştirdiğimiz bu ürün tamamen doğal bir üründür. Bu doğal ürünün geliştirilmesi esnasında TÜBİTAK bizi büyük oranda desteklemiştir ve bu amaçla biz de yaklaşık 500 bin liralık bir yatırım gerçekleştirdik” dedi.
‘İHRACAT İÇİN BÜYÜK ADIMLAR ATACAĞIZ’
Üretim yaptıkları tesisi TÜBİTAK 1512 Teknogirişim Projesi’yle açtıklarını kaydeden Özgür Sağlam şunları söyledi:
“2 tane ürün geliştirdik. Bu ürünler, tohumculuk sektöründe, kanatlı hayvan sektöründe, evcil hayvan sektöründe kullanım alanına sahip. Gelecek yıl hedeflerimize baktığımızda, biz yatırım için TÜBİTAK’tan aldığımız desteklerin toplamı olan 500 bin lirayı birinci yılda tamamen amorti etmiş durumdayız. Üretim kapasitemizi, makine parkımızı geliştirerek 3’e katlamayı hedeflemekteyiz ve dolayısıyla önümüzdeki yıl toplam ciro hedefimiz 1 milyon lira. Biz buradan elde etmiş olduğumu pek çok sonucu uluslararası bilimsel kongrelerde sunumunu gerçekleştiriyoruz. Oralarda da çok güzel tepkiler alıyoruz. Hem oradaki bilim insanları tarafından hem de bu alanda faaliyet gösteren yatırımcılar tarafından temaslarımız devam etmekte. En son İtalya’da katıldığımız bir kongrede örnek numunelerimizin dağıtımını gerçekleştirdik. Şu anda Yunanistan, Alman, İtalya, İsrail ve Amerika’dan pek çok bilim insanı bunların denemelerine devam etmekte. Ve özellikle bu alanda faaliyet gösteren Avrupa’daki firmalarla hammaddenin tedariği konusunda temaslarımız devam etmekte. Önümüzdeki yıl öncellikle bunun yurt dışına ihraç edilmesi noktasında da büyük adımlar atacağız.”

FOTOĞRAFLI

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi

Zapsu’dan Davos yorumu: En önemlisi insan tanımak

Yayınlanma tarihi

-

İSTANBUL, (DHA) – Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Kıdemli Danışmanı Cüneyd Zapsu, Davos’un bu yılki gündemini yorumladı. Gelişmek için değişimin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Zapsu, “En önemlisi Davos’ta insan tanımaktır” dedi.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Kıdemli Danışmanı Cüneyd Zapsu, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen 50’nci Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) gündemini değerlendirdi. Değişim olmadan gelişimin de olmayacağını vurgulayan Zapsu,” Bunu Davos’ta siyasetçilerimize hep söyledim. Buranın faydası içeride konuşulanlardan çok dışarıda konuşulanlardır” dedi. Davos’ta insan tanımanın önemli olduğuna dikkat çeken Zapsu, “Buradan bizim iş insanlarımıza sesleniyorum. Özellikle genç iş insanlarımıza. Ben bu yaşta hala yeni bir şeyler öğrenebilir miyim, satabilir miyim diye geliyorum. Bunlar geçiştirilmemesi gereken şeyler” diye konuştu. 

DAVOS’A RAKİP ANTALYA

Davos’a artık birçok rakibin çıktığını söyleyen Zapsu, “Rusya, Amerika, İsviçre’de forumlar var. Yakın zamanda bizim de Antalya Diplomasi Formumuz olacak” dedi. Zapsu, dünyada büyüyen gelir eşitsizliği konusuna ilişkin de iş insanı Hamdi Ulukaya üzerinden örnek verdi. Zapsu, Ulukaya’nın yıllar önce Amerika’da şirket hisselerinin yüzde 10’unu çalışanlarına dağıttığını ve mal varlığının yüzde 50’sini de vakfa devrettiğini belirterek bu modelin bugün ABD’li iş insanlarına örnek olduğunu dile getirdi.

“YAPAY ZEKA EŞİTSİZLİK GETİREBİLİR”

Yapay zeka teknolojisine de değinen Zapsu, “Yapay zekâ devrimi tarihte benzeri görülmemiş bir eşitsizliği beraberinde getirebilir. Sadece sınıflar arasında değil ülkeler arasında da eşitsizlik olacaktır. 19’uncu yüzyılda endüstri devrimini gerçekleştiren İngiltere, Japonya gibi birkaç ülke diğer ülkeleri fethetmeye çalışmıştı. Eğer dikkatli olmazsak aynısı 21’inci yüzyılda yapay zekâ ile yaşanacak. Şu anda zaten yapay zekâ ordusu savaşının ortasındayız. Bu savaşta başı Amerika ve Çin çekiyor diğer ülkeler bu yarışın çok gerisinde kaldı. Eğer yapay zekanın faydalarını insanlık için eşit bir şekilde dağıtamazsak yapay zekâ muhtemelen kendisi için birkaç yüksek teknolojili merkezde bir büyük üs oluşturacak. Bu arada diğer ülkeler iflas edebilir veya sömürülebilen bilgi kolonileri haline dönüşebilirler” dedi.

KARBON EMİSYONU SORUNU

Cüneyd Zapsu, “Karbon emisyonu öyle bir sorun haline geldi ki, 2016 yılında yapılan Paris Anlaşması’nda kararlaştırılan karbon miktarı düşürme hedeflerine ulaşabilsek dahi global iklim sıcaklıkları 2030 yılı itibariyle yüzde 1,30 oranında artacak ki bu da kuraklık, sel, aşırı hava sıcaklığı ve milyonlarca insanın fakirleşmesi riskini ve etkilerini daha da arttıracak” dedi ve ekledi: Geçtiğimiz on yıllık süreçte bu konuda uluslararası ölçekte gittikçe artan baskı, karbon emisyon sorunu ile ilgili çözümler geliştirilmesini sağladı. Bunlardan bir tanesi negatif emisyon teknolojileri (NETs) olarak adlandırılıyor ve atmosferdeki karbondioksit oranını azaltıyor. Ancak yine de bu çözümlerin etkili olabilmesi için birçok koşulun sağlanabilmesi gerekiyor” 

“GLOBAL ÖLÇEKTE ÇALIŞMAK ŞART”

Davos zirvesinde konuşan Google CEO’su Sundar Pichai ise, “Al(yapay zeka) ile iklim arasında hiçbir fark yok; tek bir ülke ya da tek bir şirket olarak çalışarak güvenliğini sağlamanız mümkün değil. Bunun için global ölçekte çalışmak şart. Al ile ilgili en büyük risk, üzerinde yeterince çalışmayıp yeterli ilerlemeyi kaydetmemek olacaktır. Çünkü bu, milyarlarca insanın hayatını etkileyecek bir teknolojidir. Gelecek için nasıl yenilikler yapabileceğimizi kendi kendime sorduğumda, kuantumun cephanemizdeki en önemli araçlardan biri olduğunu görüyorum. Al ile kuantum teknolojisinin kombinasyonu bugünkü birçok problemin üstesinden gelmemizi sağlayacak” şeklende konuştu.

(FOTOĞRAFLI)

Devamını oku

Ekonomi

Bakliyatta fiyat farkına tepki

Yayınlanma tarihi

-

Olcay DÜZGÜN-Yasin DALKILIÇ/KAYSERİ, (DHA) – KAYSERİ’de toptancı ile marketlerde bakliyat fiyatları arasındaki fark tepki çekti. Kayseri Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Abdulkadir Güneş, “Biz çiftçi olarak devletimizin yurt dışına muhtaç olmaması için çalışıyoruz; ama bu rafta satış yapanlarda vicdan merhamet yok. Ben onları Allah’a havale ediyorum” dedi.
Kayseri’de üretilen bakliyatların toptancı ile markette satış fiyatındaki fark, hem üretici hem de tüketicinin tepkisine yol açtı. Tüketiciler, bakliyat fiyatlarının yüksekliğinden dert yanarak, tüketicinin ezildiğini söyledi. Kayseri Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Abdulkadir Güneş, Kayseri’de en çok nohut üretildiğini söyledi. Güneş, “Genel olarak bakacak olursak nohut 2 lira 60 kuruş ile 2 lira 80 kuruş aralığında elimizden çıkıyor. Ancak görüyoruz ki bizim elimizden bu rakamlarda çıkan nohut ne yazık ki marketlerde 10 liraya kadar satılıyor. Biz buna karşıyız. Çiftçi eğer bu işten kazanamayıp zarar ediyorsa aracı neden kazanıyor? Tamam biz fedakarlık yapalım; ama vatandaşımız ucuz bakliyat yiyecekse marketlerinde fiyatları düşürmesi gerekiyor. Marketlerde 10-12 liraya nohut görünce üzülüyorum. Raflardaki fiyatlar bizi hiç mutlu etmiyor” ifadelerini kullandı.
Kuru fasulye ve mercimek fiyatlarına da değinen Güneş, “Yeşil mercimeği biz 3 liraya tüccara veriyoruz. Marketlerdeki fiyatı belli. Kuru fasulyenin kilosu 8 liraya kadar çıktı. Marketlere baktığımız zaman kuru fasulye 15 liraya kadar satılıyor. Biz çiftçi olarak devletimizin yurt dışına muhtaç olmaması için çalışıyoruz; ama bu rafta satış yapanlarda vicdan merhamet yok. Ben onları Allah’a havale ediyorum. İnsanlar ucuza bakliyat yiyecekse biz zaten ucuza satıyoruz” diye konuştu.
Toptancı Ahmet Doğanlar “Nohut sezonunda 2 lira 60 kuruş ile 2 lira 80 kuruş aralığında alındı. Ancak bu nohutlar kalibresine göre milimi değişen nohutlardı. Bu nohutun hasarları ve çöplerini ayırdığımızda yüzde 25’lere varan fire çıkıyor. Bunlar olunca tabii bir maliyet çıkıyor. Tabii bunun dışında ambalajı, işçiliği, elektrik giderlerini katınca maliyet artıyor. Marketlerde kendi giderlerini ekliyorlar” dedi.
Kayseri’de bakliyat satan esnaf Recep Lale de fiyatlarının normal olduğunu kaydederek, “1 yıldır hiçbir şekilde bakliyata zam yapmadık. Satışını yaptığımız ürünlerin hepsi en kaliteli bakliyatlardır. 12 numara nohutun kilosu 14 TL. Aynı büyüklükteki nohut marketlerde 25-30 TL.  Kuru fasulye 12.5 TL’den satılıyor. Bu fiyatlara mümkün değil market satmaz. Vatandaşlarımız açık olan bakliyatlardan alsın. Aldığını ürünü görsün” ifadelerini kullandı. 
FOTOĞRAFLI
 

Devamını oku

Ekonomi

Kare Portföy : Enflasyon 2020’de 10-12 bandında seyredecek

Yayınlanma tarihi

-

İstanbul, 24 Ocak (DHA) – Kare Portföy ekibi, döviz kurlarında ani bir hareket olmadığı takdirde enflasyonun yüzde 10-12 bandında seyredeceğini, lirada değer kaybının son yedi yılda olduğu gibi bu yıl da enflasyonun üzerinde gerçekleşeceğini öngördü.
Kare Portföy ekibinin 2019 yılı değerlendirmesine göre:
– Piyasalarda siyasi gelişmelerin etkisi yüksek oldu.
– ABD piyasalarındaki olumlu hava tüm dünyayı etkiledi.
– Tüm dünyada faiz oranlarını etkileyen ve gösterge niteliği taşıyan ABD 10 yıllık tahvil faizleri yıla başladığı yüzde 2.68’den yüzde 1.45’e kadar düştü, ancak tekrar yükselişe geçerek yılı 1.92 seviyesinde tamamladı.
– Enerji piyasalarında oldukça sakin bir yıl yaşandı.
– Gelişmekte olan ülkelerden Arjantin’de 2018 yılında başlayan kriz derinleşirken Rusya son zamanların en başarılı performansını gösterdi.
– Türkiye piyasaları da 2018 yılına göre daha sakin bir dönem geçirdi.
– Yılın ilk yarısında ihracatın katkısı ile Türkiye ekonomisi beklenenden az daraldı.
– TCMB düşen enflasyon ve global faiz ortamından faydalanarak politika faizlerini yüzde 24 seviyesinden yüzde 12 seviyesine kadar indirdi.
– Yıla 91 bin seviyesinde başlayan BIST-100 endeksi yüzde 26 yükselerek 114 bine ulaştı.”
Kare Portföy ekibinin 2020 değerlendirmeleri de şöyle:
“Faizler hakkında yıllardır vurguladığımız görüşümüzde bir değişiklik yok: küresel düşük reel faiz ortamının devam edeceğini tahmin ediyoruz.
“Dünyanın neredeyse tamamında enflasyonun düşük seyretmesi ve giderek artan sermaye birikimi merkez bankalarının kısa vadeli reel faizi sıfır civarında tutmasına imkan veriyor.
“Örneğin Fed 2018 yılında faizleri artırırken de, 2019 yılında faizleri indirirken de çok dar bir alanda hareket edebildi.
“Tüm dünyada hisse senedi piyasalarının tarihsel olarak pahalı görünmelerine rağmen tahvil ve bono piyasalarına göre daha cazip olduklarını düşünüyoruz.
“Hisse senedi piyasalarında bölgesel tercihimiz ABD ve gelişmekte olan ülke piyasalardan yana.
“Bu yıl iklim değişikliği ve çevre sorunlarının gündemde çok önemli bir yer işgal edeceğini ve finansal piyasalar tarafından gitgide daha artan bir oranda dikkate alınacağını tahmin ediyoruz.
“Enerji fiyatlarının yatay seyretmesini bekliyoruz. İran, Irak, Venezuela ve Libya gibi pek çok petrol üreticisi ülkenin yaşadığı arz zorluklarına rağmen fiyatlar dar bir bantta hareket edebiliyor.
“Güneş enerjisinin sürekli daha rekabetçi hale gelmesi aşağı yönde bir risk oluşturuyor.
“Sabit getirili ürünlerde likidite primi yüksek seyretmeye devam ediyor.
“Geçen yıl olduğu gibi, getiriyi yükseltmek için kredi kalitesinden fedakarlık etmek veya vadeyi uzatmak yerine daha karmaşık veya göreceli olarak daha az likit ürünlere yatırım yapmayı daha sağlıklı buluyoruz.
“Private credit fonları ve CLO’ların başarılı performansının devam edeceğini öngörüyoruz.
“Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşının akut bir krize yol açmadan yönetileceğini düşünüyoruz.
“Orta Doğu’da tüm ülkelerde istikrarsızlık devam etse de kayda değer bir sıcak çatışma çıkma riskini azalmış görüyoruz.
“Türkiye’de büyümenin 2019 yılına göre daha yüksek seyredeceğini tahmin ediyoruz.
“Uzun vadeli trend büyüme oranımız düşmüş olsa da, 2018 yılından bu yana yaşanan trend altı büyümenin 2020 yılında kısmen telafi edilmesi muhtemel.
“Lira faizlerin bulunduğu seviye nedeniyle hisse senedi yatırımları yerli yatırımcılara cazip görünüyor.
“Bu nedenle Türk hisse senedi değerlemelerinde yavaş ama istikrarlı bir artış bekliyoruz.
“Türkiye hakkındaki siyasi risk algısı azalır ve ciddi bir yabancı girişi olursa Borsa İstanbul’daki hareket hızlanabilir.”

Devamını oku

Popüler Başlıklar