Takip Edin

SAĞLIK

Veteriner Psikolog Tamer Dodurka: Pitbull saldırıyorsa kabahat sahibindedir

Yayınlanma tarihi

-

Selin GÜRSEL – Ömer HASAR / İSTANBUL, (DHA) –İnsanların evcil hayvanları yetiştirme tarzı veya hatalı davranışlarının bazı hayvanları olduğu gibi köpekleri de saldırganlaştırdığı belirtildi. Ülkemizde Fila Brasileiro, Dogo Argentino, Tosa Inu ve Pitbull cinsi köpek ırkının kanunla yasaklandığını söyleyen Veteriner Psikolog Prof. Dr. Tamer Dodurka,  “Türkiye’de üretimi, sahiplenilmesi ve satışı yasak olan bu ırklardan Pitbull cinsi köpekler, sahibine saldıracak en son hayvanlardan biri. Bu nedenle eğer köpek sahibine saldırdıysa orada kabahatli olan sahibidir” dedi.

Pitbull cinsi köpekler, saldırganlığı sebebiyle Türkiye’de yasaklanan 4 köpek ırkından bir tanesi. Bu köpeklerin, diğer ırklarından hiçbir farkı olmadığını dile getiren İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Dodurka, “Dünya Veteriner Hekimler Birliği, hiçbir hayvanın doğuştan saldırgan olmadığını çok net açıklar. Bu yüzden ırk yasaklamakla doğru bir sonuç almak mümkün değildir” dedi. Hayvan Koruma Kanunu’nda yapılan revize ile bu yasağın ortadan kalkabileceğini kaydeden Prof. Dr. Dodurka, köpeklere el konulmasının hiçbir fayda sağlamadığına, hatta barınak ortamına hapsedilmelerinin onlar için en büyük eziyet olduğuna dikkat çekti.

“PITBULL SADECE YANLIŞ YETİŞTİRİLİRSE AGRESİF OLUR”

Pitbull da dahil, hiçbir köpeğin doğuştan agresif olmadığını ifade eden Prof. Dr. Tamer Dodurka, “Ancak insanların onları yetiştirme tarzı veya hatalı muameleleri her köpeği olduğu gibi Pitbull da agresif yapabilir. Aslında Pitbull sahibine saldıracak en son hayvanlardan bir tanesi. Çünkü son derece sadık bir ırk. Bu nedenle eğer köpek sahibine saldırdıysa orada kabahatli olan sahibidir. Üstelik sahibinin bunu başarması da gerçekten kolay değildir” dedi.

PITBULL ÇOCUKLARLA İYİ ANLAŞIR

Pitbull cinsi köpeklerin çok kuvvetli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Dodurka, “Terrier cinsi bir köpek saldırırsa insanın sadece canını acıtır ama Pitbull saldırsa hakikaten çok ciddi sonuçlara neden olabilir. Fakat saldırgan mı ya da uslu mu diye köpeğin psikolojisine bakarsak diğer köpeklerden kesinlikle hiçbir farkı olmadığını görürüz. Hatta acıya daha dayanıklı olduğu için çocuklarla çok daha iyi anlaşır. Çocuklar onu sıkar, canını acıtır ama köpek tepki bile vermez. Kuvveti nedeniyle tehlikeli olabilecek bir hayvandır, bu nedenle de işin ehli insanlar tarafından bakılması lazım. Köpeğin sosyalleşmesi lazım” diye konuştu.

“IRK YASAKLAMANIN HİÇBİR BİLİMSEL TEMELİ YOK”

Türkiye’de yasaklanan dört farklı köpek ırkı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tamer Dodurka, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu ırklar, Fila Brasileiro, Dogo Argentino, Tosa Inu ve Pitbull’dur. Fakat bizde yasaklı olmayan ama dünyada veya Avrupa’da yasaklı olan daha onlarca ırk var. Yani ırk yasaklamakla herhangi bir sonuca ulaşmak zaten mümkün değil. Pitbull’un sahibine yönelik bir takım tedbirler uygulanırsa zaten bunlar herhangi bir tehlike arz etmez. Bu yasaklamanın hiçbir bilimsel temeli yoktur.”

Tehlikeli olabilecek her hayvana karşı alınabilecek önlemleri de anlatan Prof. Dr. Tamer Dodurka, “Ağızlık takmak, gezdirirken belli bir takım tedbirler almak veya sigorta yaptırmak gibi önlemler almak gerekir. Bütün dünya ırk yasaklayarak ısırma hatta ölme olaylarının azalmadığını gördü. Ülkeler bu yasak olaylarından vazgeçiyorlar” dedi.

“KÖPEĞİ BARINAĞA KAPATMAK ONA PSİKOLOJİK EZİYETTİR”

“Bugün bir araba kazası olduğu zaman ceza nasıl arabaya değil de sahibine kesiliyorsa, eğer Pitbull veya başka bir köpek bir insana zarar veriyorsa onun cezasının da köpeğe değil sahibine kesilmesi gerekiyor.” diyen Prof. Dr. Dodurka, “Türkiye’de Pitbull’ların illa birine zarar vermesine gerek yok. Şikayet üzerine de Pitbull’lar alınıyor ve barınaklara koyuluyor. Türkiye’de çok fazla sayıda Pitbull var. Mevcut barınaklar zaten tamamen dolu, bu kadar Pitbull’a yer bulmanın imkanı yok.  O nedenle bunları toplamak da bir çözüm değil. İstisnalar dışında genellikle masum olan bu hayvanların sahibiyle yaşamasına müsaade etmek lazım. Yok yere barınaklara kapatıldığında köpek de üzülecek sahibi de. Bir çocuğun annesinden ayrılması gibi aynı psikolojik sorunları o köpek de yaşayacak. Köpek için gerçekten bu durum psikolojik bir eziyettir” ifadelerini kullandı.  

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre yasaklı hayvan ırklarını üreten, bulunduran, satışını yapan kişilere 250 liradan 3 bin liraya kadar idari para cezaları veriliyor.

 

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK

Rahim ağzı kanserine karşı, ‘2 aşı 2 tarama’ formülü

Yayınlanma tarihi

-

Nursima ÖZONUR- Kaan ULU/ ANKARA, (DHA)- HACETTEPE Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Avrupa Jinekoloji Onkoloji Derneği Kanser Önleme Grubu Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin, 2020’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda devlet başkanlarına rahim ağzı kanserinin ‘2 aşı 2 tarama’ yöntemiyle yok edilebileceğine dair hazırladıkları raporu sunacaklarını açıkladı. Doç. Dr. Gültekin, “2020’de bu yöntem genel kuruldan geçerse dünya genelinde aşı ve tarama zorunlu olacak. Bu, kanserde bana göre tarihi bir an. 11-12 yaş arasındaki kızlara 2 doz aşı yapılacak. 30- 45 yaşlarında da iki kez kanser taraması yapılacak ve kanser virüsü yüzde 90-95 oranında yakalanacak” dedi.
Ankara’da Kanserle Dans Derneği ve Hacettepe Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen ‘Dünya Jinekolojik Onkoloji Günü’ etkinliğine katılan Doç. Dr. Murat Gültekin, rahim ağzı kanseriyle mücadele kapsamında yapılan çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Hastalıkla mücadelede, Dünya Sağlık Örgütü’nün seçtiği 100 bilim adamından biri olan Doç. Dr. Gültekin, 19 Eylül 2020 tarihinde Newyork’ta BM Genel Kurulu’nda devlet başkanlarına rahim ağzı kanserinin ‘2 aşı 2 tarama’ yöntemiyle yok edilebileceğine dair hazırladıkları raporu sunacaklarını açıkladı. Doç. Dr. Gültekin, raporun genel kuruldan geçmesi halinde dünya genelinde aşı ve taramanın zorunlu hale geleceğini belirterek, şöyle konuştu:
“Rahim ağzı kanseri için 2 aşı, 2 tarama, sıfıra sıfır, tamamen elimine hale getirilebilir. 2020’de bu genel kuruldan geçerse bütün dünya genelinde aşı ve tarama zorunlu olacak. Bu ne demek? En fazla 90 yıl içinde dünyanın tarihinde ilk defa bir kanser elimine edilmiş olacak. Bu, kanserde bana göre tarihi bir an. Buna göre 11- 12 yaş arasındaki kızlara 2 doz aşı yapılacak. Böylece kanserden korunmuş olacaklar. 30- 45 yaşlarında da iki kez kanser taraması yapılacak ve kanser virüsü yüzde 90-95 oranında yakalanacak. Bu yüzyılın sonuna gelmeden bu kanserin tamamen dünyada elimine edileceği anlamına geliyor.”
10 AVRUPA ÜLKESİNDE YAPILAN ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI
Doç. Dr. Murat Gültekin, Avrupa Jinekolojik Kanserleri Hasta Dernekleri Birliği (ENGAGe) üyesi ülkelerce Avrupa’da 10 ülkede 1436 hasta üzerinde yapılan araştırma sonuçlarını da açıkladı. Doç. Dr. Gültekin, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Almanya, İngiltere, Yunanistan, Macaristan, Polonya, Sırbistan, İspanya ve Türkiye’de yapılan araştırma sonuçlarına göre jinekolojik kanser tanısı almış hastaların yüzde 30’unun hayatı boyunca hiç kanser taraması yaptırmadığının tespit edildiğini bildirdi. Gültekin, hastaların yüzde 40’ının tanı konulan kanser türünün adını hiç duymadığının ortaya çıktığını anlatarak, “Bu kadınlar hayatında ‘rahim’ ya da ‘yumurtalık kanseri’ adını hiç duymamış. Yüzde 40’ı ‘aşı’ ya da ‘tarama’ nedir duymamış. Yine araştırma sonucuna göre kanser teşhisi konduktan sonra yüzde 32’si bir aydan fazla beklemişler tedavi için. Bunlar çok acı gerçekler. Hastalara sosyal desteği sorduk. Psikolojik destek yüzde 62 oranında, doktor ve hastaneden sosyal desteğin oranı ise yüzde 13. Jinekolojik ameliyattan sonra cinsel terapi alanların oranı yüzde 5. Doktorlarıyla iletişimden memnun olma oranı da yüzde 55- 60 arasında değişiyor. Hastaların neredeyse yarısı kanser teşhisini aldıktan sonra hekimle zayıf bir ilişkiye başlıyor” dedi.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

SAĞLIK

Tokat’ta, kreş çevresindeki yavru kedilere kuduz aşısı

Yayınlanma tarihi

-

Halil İbrahim YEL/TOKAT, (DHA) – TOKAT’ta bir kreşin yakınında bulunan 15 yavru kedi, ‘Dünya Kuduz Günü’ etkinlikleri kapsamında veteriner hekimler tarafından muayene edilerek, aşılandı.
28 Eylül Dünya Kuduz Günü dolayısıyla, Türk Veteriner Hekimleri Merkez Konseyi’nin başlattığı farkındalık etkinliği kapsamında, sokak hayvanlarına muayene edilip, kuduz aşısı yapılıyor.
Bu kapsamda Devlet Hastanesi Kreşi çevresinde bulunan 15 yavru kedi de veteriner hekimler tarafından muayene edilerek, aşılandı.
Öte yandan kentteki Tarım Fuarı’nda stant açan Veterinerler Odası, evcil hayvanların muayenesini yaparak, kuduz aşılarını yapmaya başladı. Tokat Veterinerler Odası Başkanı Seyit Sami Karyağdı, merkez konseylerinin kuduz hastalığına karşı farkındalık çalışması yürütttüğünü belirterek, “Kuduz hastalığı en önemli zoonoz hastalıklarından bir tanesidir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yılda 60 bine yakın insan kuduz hastalığından yaşamını yitirdi. O yüzden bu farkındalığı sağlayabilmek amacıyla 28 Eylül’de biz, ülke genelinde evcil hayvanlara bedava kuduz aşısı yapacağız. Bu uygulamayı ilimizde Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın varlığı nedeniyle biraz daha öne çektik. Bu uygulamayı şu an evcil hayvanlara bedava yapmayı planlıyoruz. Bununla ilgili duyurularımızı yaptık. Zaten yıl boyunca sahipsiz 2 bin 500’e yakın hayvanda kuduz, iç, dış parazit aşısı yapmıştık. Şimdi de sahipli hayvanlarda bu uygulamayı yürüteceğiz. Umarım, hastalığın insanlara zarar vermeyecek şekilde anlatılması sürecine katkımız olur. Hedefimiz önce hayvan sağlığı, akabinde insan sağlığına yönelik koruyucu, önleyici tedbirler  alabilmek” dedi.
‘ÇOCUKLAR SIKINTI YAŞAMADAN KEDİLER SEVEBİLECEK’
Yavru kedileri, okulun bilgilendirmesi üzerine aşıladıklarını belirten Karyağdı, “İlimizdeki bir kreşin çevresinde kediler olduğu bilgisini aldık. Tabi çocuklarımız da kedilerle ilgileniyor, oynuyormuş. Bu proje kapsamında bizler de gittik o kedilerin kuduz aşılarını gerçekleştirdik. Ayrıca iç, dış parazit aşılarını da yaptık. Böylece çocuklarımız en ufak bir sıkıntı yaşamadan kedilerle vakit geçirebilecek. Hayvanların sağlık kontrolü, aşılaması ve ilaçlaması yapıldı” diye konuştu.

FOTOĞRAFLI

Devamını oku

SAĞLIK

Kanseri yenen kadınlar, voleybol maçında doktorlarını da yendi

Yayınlanma tarihi

-

Nursima ÖZONUR- Kaan ULU/ ANKARA, (DHA)- ANKARA’da kanserle mücadele eden ve hastalığı yenen kadınlar, Dünya Jinekolojik Onkoloji Günü kapsamında, tedavilerini yürüten doktorlarla voleybol maçı yaptı. Kanserle mücadelede farkındalık oluşturmak amacıyla gerçekleştirilen karşılaşmada hastalar, doktorları mağlup etti.
Kanserle Dans Derneği ve Hacettepe Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen etkinlik kapsamında hastalar, doktorlara karşı mücadele etti. Üniversite yerleşkesindeki spor salonunda gerçekleştirilen karşılaşmada, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavileri devam eden ve tamamlanan kadınlardan oluşan voleybol takımı, tedavilerini yürüten doktorlardan oluşan takımla karşılaştı. Kadınların antrenörlüğünü, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ üstlendi. Üstündağ, ‘Biz inandık siz de inanın’ sloganıyla bir araya gelen kadınlara, karşılaşma sırasında taktikler verdi. Tek set üzerinden oynanan karşılaşmayı kadınlar 25-16 kazandı. Kadınlar, maçın ardından şarkılar söyleyip, halay çekerek galibiyeti kutladı.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, A Milli Kadın Voleybol Takımı sporcularının imzaladığı formayı, tek tek tebrik ettiği kadınlara hediye etti. Kadınlar, daha sonra doktorlarıyla birlikte galibiyet pozu verdi, fotoğraf çektirdi.
‘FİLENİN YENİ SULTANLARI ONLAR’
Doktorların takımında yer alan Hacettepe Üversitesi Öğretim Üyesi ve Avrupa Jinekoloji Onkoloji Derneği Kanser Önleme Grubu Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin, Türk doktorları olarak Dünya Jinekolojik Onkoloji Gününü kendilerinin ilan ettiğini ve bu nedenle ilk kez kutlandığını söyledi. Dünyada kanser vakaları hakkında bilgiler veren Doç.Dr. Gültekin, “Rakamlar, Türkiye düzeyinde baktığınızda yılda 12 bin 500 teşhis var, 4-5 bin aralığında hastamızı kaybediyoruz. Bunların en az üçte birini obezite, tütünle mücadele ve fiziksel aktiviteyle önlememiz mümkün. Bugün farkındalık oluşturmak amacıyla bu etkinliği yaptık. Kanserli hastalarımızla maç yaptık. Hepsi çok güzel hazırlanmışlar. Sanırım kanseri yendikten sonra motivasyon elde etmişler. Filenin yeni sultanları onlar, hayatın sultanları. Ölümcül hastalıkları yendiler, sonra da bizi yendiler. Ne yaptıysak maçı kazanamadık. Yaşasın Türk kadını diyoruz” diye konuştu.
TOKAT’TAN GELDİ
Karşılaşmayı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri ve öğrencileri tribünde takip eden hastalığı yenen hastalar arasında bulunan Saadet Balcı da (63), bu etkinlik için Tokat’tan geldiğini söyledi. Yumurtalık kanserini yendiğini belirten Balcı, kanserle mücadelede farkındalık oluşturmak için etkinliğe katıldığını belirtti.
FOTOĞRAFLI

Devamını oku

Popüler Başlıklar